Viyana’daki görevim gözlemcilikten ibaretti. Gördüm ki, kokuşmuşluk kaynamakta bu kazanda, kazanın boyunu bile aşmış, taşmış ortalığa. Suçlar için yasalar var, ama suçlar öylesine iyi korunuyor ki, yasalar berber dükkânlarının duvarlarını süsleyen laflar gibi kalmış. Okuyorsunuz, gülüyorsunuz, hepsi bu...
- Angelo: "Kadınların da zaafları var."
- Isabella: "Kendilerini hayranlıkla seyrettikleri aynalar kadar kolay kırılır onlar. Ah! Kadınlar! Nasıl da yararlanır erkekler onların zaaflarından. Tabii ki bizim zayıf yanlarımız erkeklerden fazladır çünkü biz yumuşak huylu, yumuşak başlı yaratılmışız. Kolayca aldanırız."
Kendilerini büyük adam sananlar Jüpiter gibi fırtınalar yaratsalardı, Jüpiter’in huzuru kalır mıydı?
Elinizde keskin yıldırımlar varken elbette narin menekşeleri değil yağız meşe ağaçlarını kıymaya kalkarsınız. Ah insanlık! Kendinden nasıl da emindir insanlık. Eline biraz kudret geçti mi, zavallı varlığının asıl nedenini unutup, yüce Tanrı’nın gözü önünde öfkeli bir maymun gibi olmadık oyunlar oynayan, meleklere gözyaşları döktüren biçare yaratık.