Akakiy Akakiyeviç. Yurdum insanı. En alt seviyeden bir devlet memuru. Bütün gün boyunca tek vazifesi kendisine verilen metinleri temize çekmek. İşini öylesine saygı ve sevgiyle yerine getiriyor ki, hızını alamayıp akşam yemeğinden sonra evde oturup rastgele eline geçen metinleri de temize çekiyor. Zira bu temize çekme işinde kendini bulduğu söylenebilir. Beceremediği, anlayamadığı, elinden gelmeyen işleri düşünüp kendini yetersiz ve beceriksiz hissederek mutsuz olmaktansa, en iyi yaptığı işi sürekli yaparak kendini başarılı ve işe yarayan biri olarak hissetmeye çalışıyor belki de.
Palto, Gogol'un okuduğum ilk romanı. Romandan ziyade uzun hikaye diyebiliriz aslında. Okumaktan son derece keyif aldığımı söyleyebilirim. İnsanı bunaltmayan betimlemeler ile birlikte akıcı ve yalın dili sayesinde karakterleri, olayları ve mekanları zihnimde son derece bariz şekilde canlandırmamı sağladı. Bir hikayenin bu kadar detaylı ama yalın bir biçimde bu kadar kısa şekilde aktarılması da bence apayrı bir ustalık gerektirir. Kitap bittikten sonra ağızda ve dimağda kalan lezzet kalıntıları sayesinde Dostoy Reis'in "Hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık" sözünü çok daha iyi anladığımı söyleyebilirim.
Hikayeler hep saraylarda, şatolarda, villalarda yaşayan koca koca ünvanı olan zengin ve aristokrat ailelerin, prenslerin, kraliçelerin hakkında yazılmış olacak değil ya! Palto da küçük insanların küçük dünyalarının hikayesi. Kesinlikle okunmalı.