Ruh için neyin iyi olduğunu ruhun kendisi bulsun. Bir insan kendi ruhuna derin bir nefes alma ve kendine çekilme imkânı tanırsa, (ah bu insana nasıl da işkence gibi gelir!) gerçeği kabullenecek ve şunları diyecek: "Şu ana dek ne yaptıysam hiçbirinin gerçek olmamasını dilerdim, söylediklerimi yeniden düşününce, konuşmamış olanlara imreniyorum, ettiğim her duanın düşmanlarımın bedduasına dönüştüğünü düşünüyorum; ey iyi tanrılar, korktuğum ne varsa, hepsi arzuladığımdan çok daha önemsizdi ! Birçoğuna düşman oldum, nefretim yakınlığa dönüştü, tabii kötü kişiler arasında yakınlık olabilirse, ancak bugüne dek kendimle hiç dost olmadım. Kendimi kalabalıktan kurtarmak ve bir bağışla onurlandırmak için ne gerekiyorsa yaptım, ancak sonunda kendimi silahların önüne atmaktan ve zarar versin diye kötü niyete sunmaktan başka hiçbir şey yapmamış oldum! Senin belagatini övenleri, servetinin peşinde koşanları, lütfun için dalkavukluk yapanları ve gücünü yüceltenleri görüyorsun, değil mi? Hepsi ya sana (şimdiden) düşmandır ya da -ki aynı hesaba gelir- bir gün düşmanın olabilir. Ne kadar büyük bir kitle sana hayransa, o kadar büyük bir kitle seni çekemiyor demektir. Niçin gösterebileceğim değil de hissedebileceğim türde, işe yarayan iyi bir şeyi aramıyorum? İnsanların bakakaldığı, önünde durduğu ve şaşkınlıkla birbirlerine gösterdikleri, dışı parıldayan bu şeyler kendi içinde değersizdir"