Büşra Kibar

İnsanoğlu acı çekme kapasitesini kaybedecek olursa, değişim kapasitesini de kaybetmiş olacaktır.
İnsanoğlu kendi tutku ve özelliklerini puta transfer eder. İnsanoğlu kendi kendini fakirleştirdikçe put daha çok gelişir ve güçlenir. Put insanoğlunun kendi deneyiminin yabancılaşmış şeklidir. Puta tapan insanoğlu kendine tapmaktadır. Ancak bu kişilik insanoğlunun zekasının, fiziki kuvvetinin, gücünün, namının vs. kısmi ve sınırlı bir özelliğini yansıtmaktadır. Kendi kendisinin sınırlı bir yönüyle özdeşleştirince insanoğlu kendini bu özellikle sınırlandırır. Bir insan olarak bütünselliğini kaybeder, gelişimi duraksar. Ancak puta boyun eğerek kendi özünü olmasa da gölgesini bulduğu için insanoğlu puta bağımlı hale gelir.
En ilkel çamur ve tahtadan yapılan putlardan, günümüzdeki devlet, lider, üretim ve tüketim gibi putlaştırılmış bir tanrı tarafından kutsanan putlara kadar devam eden insanlık tarihi esas olarak putlara tapınmanın tarihidir.
''Ahlaksız, benim ahlakıma uymayan değildir; ahlaksız, kendi ahlakına uymayandır.'' demişti Andre Gide.
Ahlakı ahlakınıza uymayan kimselerle anlaşamıyorsunuz; o kişinin sizi anlaması mümkün olmuyor. Herhangi bir ilişki için en önemli kriter bu bence. Kişilerin aynı değeri paylaşması, değerler düzleminde benzer bir dünyaya, olaylara bakması.