"Birinin taş duvardan öğrendiğini başkası derste öğrenebilir, köpeğin gözlerinden öğrenip ezber ettiğini öbürü bir mısradan duyabilir. Sesler ve görüntüler hep anlatır çünkü, yeter ki tanıklıktan kaçma, duymadım görmedim deme." diyor Şule Gürbüz. Okurken ne kadar çok tanıklık, ne kadar çok gözlem, yanış ve uyanış var diyor insan. Şule Gürbüz okurken kendimi buluyor gibi hissedip aslında kendimi kaybediyor ve bir arayışa giriyorum. Bu döngü kitap bitene kadar devam ediyor. Sakin bir kafayla okunması ve sindirilmesi gereken bir kitap, Şule Hanımın her kitabında oldugu gibi tadı damağımda kaldı.