Kaya tırmanışının albenisi tırmanışta yatıyor, bir kayanın tepesine ulaşıp seviniyorsunuz ama aslında tırmanış hiç bitmesin istiyorsunuz. Tırmanışın gerekçesi tırmanış, şiirin gerekçesinin yazmak olması gibi tıpkı. Olsa olsa kendi içinizdeki bir şeyleri fethediyorsunuz. Yazma edimi şiirin gerekçesini oluşturuyor, tırmanış da aynı: Bir akış olduğunuzun farkına varmak. Akışın amacı, akışı devam ettirmek, bir doruk veya ütopya aramak değil, akışın içinde kalmak. Yukarı çıkmak değil, devamlı akış halinde olmak. Akışa devam etmek için yukarı çıkıyorsunuz.
Twitter size, tüm dünya kafayı sizinle ve küçük egonuzla bozmuş, sizi seviyor, sizden nefret ediyor, şu an sizden bahsediyor gibi hissettiriyor. Okyanus ise dünya sizi yumuşak, ıslak ve sıcak bir kayıtsızlıkla selamlıyormuş gibi hissettiriyor.
Onca zamandır, Twitter'ın zaman akışı gibi, çok hızlı ve çok geçici şeylere bakıp duruyordum. Bakışınız hızla akan şeylere takılıp kaldığında, kendinizi endişeli, telaşlı hissediyorsunuz. Hareket etmezseniz, ellerinizi sallamazsınız, bağırmazsanız sürüklenip gidecekmiş gibi.