• 490 syf.
    ·9/10
    Kitap yola bir şempanze olarak çıkıp, sonunda içinde yaşadığı doğaya ve kendisine zarar veren insanın hikayesini anlatıyor.

    Genetik olarak insanlar en yakın akrabaları olan şempanzelerden sadece %2 oranında farklılık gösterir. Kitap ilk olarak bu % 2'lik kısmın nasıl evrimleşmiş olacabileceğini ve bu görece küçük oranın insan hayatını biyolojik olarak diğer şempanzelerden nasıl ayırmış olabileceğinin cevabını arıyor.

    Bu biyolojik yükselişin - değişimin - ardından alametifarikamız olarak görülen kültürel özelliklerimiz inceleniyor.

    Daha sonra ise "gelişen" insanlığın kendisine ve çevresine ne tür zararlar verdiğini görüyoruz.

    Kitapta insan cincelliği, eş seçiminin evrimi, ırkların oluşumu, dilin, sanatın ve tarımın evrimi ve bunların hayvanlardaki öncülleri, modern dünyada neden bazı devletlerin diğer devletlere üstünlük kurduğu, Homo sapiens'in kendisine ve çevresine ne tür zararlar verdiği gibi birçok konu başlığı mevcut.

    Evrimsel biyoloji/psikoloji ve insanlık tarihi konularına ilgi duyan okurların severek okuyacağını düşündüğüm bir kitap. Ayrıca Yuval Noah Harari'nin Sapiens kitabını severek okuyan okurların da bu kitaptan keyif alacağını düşünüyorum.
  • geçmişte ele geçen ve şöyle ya da böyle bir haz ya­hut mutluluk vaat eden fırsatları değerlendirememekten ötürü üzülüp pişman olmak bir insan için ne büyük bu­dalalıktır! şimdi onlardan geriye elimizde ne kalacaktı?
    bir hatıranın gölgesi sadece. aslında bu dünyada payı­mıza düşen her şey için de aynı şey geçerlidir. dolayısıy­la bizatihi zamanın biçimi hiç kuşku yok bize her türlü dünyevi coşku ve hazzın beyhudeliğini belletmenin çok iyi hesaplanmış bir yoludur.
  • 152 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Çok beğendiğim Mustafa Kutlu kitaplarına bir yenisi daha eklendi. Yine Anadolu ve Anadolu'nun güzel insanlarıyla karşılaşıyoruz. Konu itibariyle de insanı huzura kavuşturuyor. İyilik bence anca bu kadar güzel işlenebilirdi. Kitabın sonunda ister istemez "Ben bu dünyada iyilik adına ne yaptım?" diye soracaksınız kendinize. İnşallah sizi tatmin edecek bir cevap alırsınız. :)
  • “Bütün yaratıklar görselerdi, duysalardı savaşı, bütün yaratıklar duyabilselerdi savaş çığlıklarını bu dünyada savaş olamazdı. Savaşın iğrençliği bilinmeyen bir şeydir de... Savaşın kötülüğü saklanan bir şeydir de, yaratıklar onun için kabul edebiliyorlar savaşı.”
  • Gülümün parmaklarından akarken herkesin hayret ile parmağını dişlediği o su için bir su kasidesi söylemek geldi içimden ... Fuzuli bilinse de!..


    Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
    Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su
    (Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateşlere göz yaşımdan
    su saçma ki, bu kadar (çok) tutuşan ateşlere su fayda
    vermez.)
    Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
    Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su(Şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa
    gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök
    kubbeyi kaplamıştır, bilemem..) Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
    Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su(Senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden
    benim gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. Nitekim
    akarsu da zamanla duvarda, yarlarda yarıklar meydana
    getirir.) Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin
    İhtiyât ilen içer her kimde olsa yara su(Yarası olanın suyu ihtiyatla içmesi gibi, benim
    yaralı gönlüm de senin ok temrenine, ok ucuna benzeyen
    kirpiklerinin sözünü korka korka söyler.) Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün
    Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su(Bahçıvan gül bahçesini sele versin (su ile
    mahvetsin) , boşuna yorulmasın; çünkü bin gül bahçesine
    su verse de senin yüzün gibi bir gül açılmaz.) Ohşadabilmez gubârını muharrir hattuna
    Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su(Hattatın beyaz kâğıda bakmaktan, kalem gibi,
    gözlerine kara su inse (kör olsa, kör oluncaya kadar
    uğraşsa yine de) gubârî (yazı) sını, senin yüzündeki
    tüylere benzetemez.) Ârızun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum n'ola
    Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su(Senin yanağının anılması sebebiyle kirpiklerim
    ıslansa ne olur, buna şaşılır mı? Zira gül elde etmek
    dileği ile dikene verilen su boşa gitmez.) Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ
    Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su(Gamlı günümde hasta gönlümden kılıç gibi keskin olan
    bakışını esirgeme; zira karanlık gecede hastaya su
    vermek hayırlı bir iştir.) İste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it
    Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su(Gönül! Onun ok temrenine benzeyen kirpiklerini iste
    ve onun ayrılığında duyduğum hararetimi yatıştır,
    söndür. Susuzum bu defa da benim için su ara.) Men lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi
    Nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâra su(Nasıl sarhoşa şarap içmek, aklı başında olana da su
    içmek hoş geliyorsa, ben senin dudağını özlüyorum,
    sofular da kevser istiyorlar.) Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr
    Âşık olmış galibâ ol serv-i hoş-reftâra su(Su, her zaman senin Cennet misâli mahallenin
    bahçesine doğru akar. Galiba o hoş yürüyüşlü, hoş
    salınışlı; serviyi andıran sevgiliye aşık olmuş.) Su yolın ol kûydan toprağ olup dutsam gerek
    Çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su(Topraktan bir set olup su yolunu o mahalleden
    kesmeliyim, çünkü su benim rakibimdir, onu o yere
    bırakamam.) Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar
    Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su(Dostlarım! Şayet onun elini öpme arzusuyla ölürsem,
    öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla
    sevgiliye su sunun.) Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger
    Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su(Servi kumrunun yalvarmasından dolayı dikbaşlılık
    ediyor. Onu ancak suyun eteğini tutup ayağına düşmesi
    (yalvarıp aracı olması bu dikbaşlılığından)
    kurtarabilir.) İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
    Gül budağınun mizâcına gire kurtara su(Gül fidanı bir hile ile (meşhur gül ve bülbül
    efsanesindeki gibi yine) bülbülün kanını içmek
    istiyor; bunu engelleyebilmek için suyun gül
    dallarının damarlarına girerek gül ağacının mizacını
    değiştirmesi gerekir.) Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
    İktidâ kılmış târîk-i Ahmed-i Muhtâr'a su(Su Hz. Muhammed'in (s.a.v) yoluna uymuş (ve bu hâli
    ile) dünya halkına temiz yaratılışını açıkça
    göstermiştir.) Seyyid-i nev-i beşer deryâ-ı dürr-i ıstıfâ
    Kim sepüpdür mucizâtı âteş-i eşrâra su(İnsanların efendisi, seçme inci denizi (olan Hz.
    Muhammed'in s.a.v) mucizeleri kötülerin ateşine su
    serpmiştir.) Kılmağ içün tâze gül-zârı nübüvvet revnakın
    Mu'cizinden eylemiş izhâr seng-i hâra su(Katı taş, Peygamberlik gül bahçesinin parlaklığını
    tazelemek için (ve onun) mucizesinden dolayı su
    meydana çıkarmıştır.) Mu'cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim
    Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffara su(Hz. Peygamberimiz'in mûcizeleri dünyada uçsuz
    bucaksız bir deniz gibi imiş ki, ondan (o
    mucizelerden) , ateşe tapan kâfirlerin binlerce
    mâbedine su ulaşmış ve onları söndürmüştür.) Hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ
    Barmağından virdügin şiddet günü Ensâr'a su(Mihnet günü Ensâr'a parmağından su verdiğini (bir
    mucize olarak parmağından su akıttığını) kim işitse
    hayret ile (şaşa kalarak) parmağını ısırır.) Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât
    Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su(Dostu yılan zehri içse (bu zehir onun dostu için) âb-
    ı hayat olur. Aksine düşmanı da su içse (o su,
    düşmanına) elbette yılan zehrine döner.) Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz
    El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su(Abdest (almak) için el uzatıp gül (gibi olan)
    yanaklarına su vurunca (sıçrayan) her bir su
    damlasından binlerce rahmet denizi dalgalanmıştır.) Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl
    Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su(Su ayağının toprağına ulaşayım diye başını taştan
    taşa vurarak ömürler boyu, durmaksızın başıboş gezer.) Zerre zerre hâk-i dergâhına ister sala nûr
    Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su(Su, onun eşiğinin toprağına zerrecikler halinde ışık
    salmak (orayı aydınlatmak) ister. Eğer parça parça da
    olsa o eşikten dönmez.) Zikr-i na'tün virdini dermân bilür ehl-i hatâ
    Eyle kim def-i humâr içün içer mey-hâra su(Sarhoşlar içkiden sonra gelen bat adrysını gidermek
    için nasıl su içerlerse, günahkârlar da senin na'tının
    zikrini dillerinde tekrarlamayı (dertlerine)
    derman bilirler.) Yâ Habîballah yâ Hayre'l beşer müştakunam
    Eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâra su(Ey Allah'ın sevgilisi! Ey insanların en hayırlısı!
    Susamışların (susuzluktan dudağı kurumuşların) yanıp
    dâimâ su diledikleri gibi (ben de) seni özlüyorum.) Sensen ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mi'râc'da
    Şebnem-i feyzün yetürmiş sâbit ü seyyâra su(Sen o kerâmet denizisin ki mi'râc gecesinde feyzinin
    çiyleri sabit yıldızlara ve gezegenlere su ulaştırmış.) Çeşme-i hurşîdden her dem zülâl-i feyz iner
    Hâcet olsa merkadün tecdîd iden mimâra su(Kabrini yenileyen (tamir eden) mimara su lazım olsa,
    güneş çeşmesinden her an bol bol saf, tatlı ve güzel
    su iner.) Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânuma
    Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâra su(Cehennem korkusu, yanık gönlüme gam ateşi salmış,
    (ama) o ateşe, senin ihsan bulutunun su serpeceğinden
    ümitliyim.) Yümn-i na'tünden güher olmış Fuzûlî sözleri
    Ebr-i nîsândan dönen tek lü'lü şeh-vâra su(Seni övmenin bereketinden dolayı Fuzûlî'nin (alelâde)
    sözleri, nisan bulutundan düşüp iri inciye dönen su
    (damlası) gibi birer inci olmuştur.) Hâb-ı gafletden olan bîdâr olanda rûz-ı haşr
    Eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su(Kıyamet günü olduğu zaman, gaflet uykusundan uyanan
    düşkün (yahut aşık) göz, (sana duyduğu) hasretten su
    (gözyaşı) döktüğü zaman,) Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam
    Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâra su(O mahşer günü, güzel yüzüne susamış olan bana vuslat
    çeşmenin su vereceğini, beni mahrum bırakmayacağını
    ummaktayım.
  • ...Başbakan Erdoğan hiç beklenmedik şekilde Facebook ve YouTube'u kapatabileceğini söyledi.
    Cumhurbaşkanı Gül’e 7 Mart'ta İstanbul'da cuma namazı çıkışı gazeteciler, Başbakan’ın bu sözleri hakkında ne düşündüğünü sordu. Cumhurbaşkanı şöyle dedi:
    ‘’YouTube, Facebook gibi platformlar dünyanın her yerinde geçerli olan şeyler ve bunların kapatılması diye bir şey söz konusu olamaz. Yalnız bu bu platformlarda herhangi bir şekilde bir suç işlenirse, birisine hakaret veya birisinin özel hayatına saldırı söz konusu olursa mahkeme kararı ile bunlar kapatılır ve gerçek anlamda suç neyse sanal ortamda da suç aynıdır. Ama herhangi bir şekilde özgürlüklerden geriye gidiş söz konusu değil. Biz Türkiye'de her zaman özgürlüklerin genişletilmesi ile ilgili yaptığımız reformlarla hep gurur duyuyoruz. Daha da muhakkak ki bunlar hep ileri gidecektir.’’

    Cumhurbaşkanı, Başbakan Erdoğan'ın o kadar ileri gideceğine ihtimal vermiyordu. Ancak gelişmeler hiç de öyle olmadı. Twitter, YouTube ve Facebook'a erişim, TİB aracılığıyla toptan engellendi, yani yasaklandı. Türkiye bir anda sosyal medyayı yasaklayan ülke olarak dünya gündemine oturdu. Türkiye, bu yasakla Kuzey Kore gibi ülkelerin seviyesine inmişti.

    ‘’O yasağı ben deleceğim’’

    Daha kısa bir süre önce böyle bir yasağın söz konusu olmadığını söyleyen Gül'ün, Twitter’a erişimin engellenmesinden sonraki ruh hali çok kötüydü. Hayal kırıklığı, şaşkınlık ve kızgınlık hepsi bir aradaydı. Her şeyden önce bu, hukuka aykırı bir uygulamaydı. Danışmanlarıyla bu konuyu konuşurken, hiç beklemediğimiz bir çıkış yaptı:

    ‘’Twitter'a konulan yasak anayasa ve yasaya aykırı. Bu yasağı ben deleceğim.’’

    Artık sabrı gerçekten taşmıştı. Bu gidişe bir dur demek istiyordu. Cumhurbaşkanı mesajlarını tamamen kendisi dikte ettirdi ve Twitter üzerinden birbiri ardına atıldı:

    ‘’Sosyal medya platformlarının tamamen kapatılması tasvip edilemez. Ayrıca daha önce defalarca belirttiğim gibi iletişim teknolojilerinin bugün ulaştığı noktada Twitter gibi bütün dünyada kullanılan platformlara erişimin topyekûn engellenmesi teknik olarak zaten mümkün değil. Kişilerin özel hayatlarının gizliliğini ihlal gibi suç oluşturan unsurlar varsa, ancak mahkeme kararıyla sadece ilgili sayfalar kapatılabilir. Umarım bu uygulama uzun sürmez.’’

    Başbakan’ın yasağını, bizzat Cumhurbaşkanı delmişti.
    Ahmet Sever
    Sayfa 153 - Doğan Kitap, 2014 Yılı Sosyal Medya Yasağı, sayfa 153-154.
  • Tanrım, çiçeğim!
    Çiçeğimi kopardın.
    Neden?
    Bu dünyada onlarca kötülük, onlarca yalan varken neden benim masumiyet ve sevgiyle büyüttüğüm çiçeğimi kopardın?