• 192 syf.
    Herkese Merhaba

    Okuduğu bir kitaptan ne bekler okuyucu? Okurken kendi hayatını anlatan satırları görmek mi, hayal ettiklerini o satırlarda bulmak mı, nedenini kendi de bilmese de o kitabı okurken iyi hissetmek mi?

    Kitabı elime alıp ön ve arka kapağına bir göz atıp, sayfalarını şöyle bir kokladığımda hala nasıl bir kitabın beni beklediğini bilmiyordum.

    İtiraf ediyorum; okumaya başlayınca her zamanki kişisel gelişim kitaplarından biri diye düşünüyorumdum ama kitabı bitirdiğimde yanıldığımı ve bu kitabın defalarca okunabilecek bir eğitim (başucu) kitabı olduğu kanısına vardım.

    Ve ben kitabın belki de benim için en önemli cümlesi ile devam etmek istiyorum: " Önemli olan kaç kere düştüğüm değil, ne kadar hızlı ve kuvvetle ayağa kalktığım! "
    Kitapta bu cümlenin hemen yanına not düşmüşüm ve not aynen şöyle:Aslında bu o kadar önemli ki! Mesela yürümeye ilk başlayan bir bebek doğal olarak sık sık yere düşer ve anne-baba hemen onu kaldırmaya çalışır. Hayır bu yanlış bana kalırsa daha o yaşlardan kişinin özgüvenini zedeliyor. Hayatta her zaman düşüşler olacak önemli olan yerden kalabilmektir.

    Hepimiz günlük yaşantımızda çeşitli sorunlarla karşılaşıyoruz ve genellikle sorunları çözmeye değil de içinde bulunulan durumdan sanki hiç kurtulmayamayacağımız hissi üzerinde yoğunlaşıyoruz. İşte bu kitapta doğal olarak her insanın hata yapabileceği, başarısız olabileceği, hayal kırıklıkları yaşayabileceği gerçeği anlatılıyor. Hayatımızda her zaman inişler çıkışlar vardır. Çünkü yaşam sen bir şeylerle ilgilenirken başına gelmeye devam ediyor.

    "Tek bir yaşamımız var! Hepimiz eşsiziz, bizden bir tane daha yok!"
    "Öldüğümde, gerçekten yaşamamış olduğumu hissetmek istemiyorum."
    Bu iki cümleyi bir arada düşündüğümüzde hayat aslında ne kadar da anlamlı hale geliyor değil mi? Kitapta 14 bölüm halinde anlatılanlar aslında doğduğumuz andan itibaren başlayan yaşam mücadelesini anlamlandırmaya daha doğrusu yaşamdan nasıl keyif alabiliriz, karşılaştığımız sorunlarla nasıl baş edebiliriz sorularının yanıtlarını bizlere sunuyor.

    Kitapta çok sayıda ibretlik hikayeden(yazarınkiler de dahil) bahsedildiğini de belirtmek isterim. Ayrıca Avustralya'daki evlerine ölümü bekleyen hastalarla çalışan hemşire Bronnie Ware'ın "Ölmeden Önce En Çok Pişman Olduğunu 5 Şey" adlı kitabında beş madde halinde hazırlanmış itiraflar beni gerçekten etkiledi diyebilirim.

    Kitaptan elimden geldiğince alıntılar paylaştım. Sayfalara çok sayıda notlar aldım. Aslında bu kitapla ilgili hissettiklerim hakkında çok şey yazmak istiyorum ama bir türlü yazmak istediklerimi toparlayamıyorum. Bu konuda beceriksizim. İşte bu yüzden yazarlara hayranım :)

    Not:Kitapta son söz kısmını okurken 7. cümleden sonra kalbimden tam olarak şu geçti:"Bu kitap gerçekten sık sık elime alacağım, en azından işaretlediğim yerleri defalerca sıkılmadan okuyabileceğim bir kitap!"
    Ve tam ben bunu düşünürken bir kaç cümle sonra o satırda aynen şu yazıyordu: "Kitabı ara ara aç ve yeniden oku." Bu nasıl bir tevafuk diye gülümsedim kendi kendime :) (Kalbim temiz sanırım ya da tam tersi yazarın kalbi temiz) :)

    Son olarak; kitabın sonunda yer alan İlham Aldıklarım kısmında benim çok sevdiğim yazar Fernando Pessoa'yı görünce de kitaba ve yazara ayrı bir sempati duydum.
    Fernando Pessoa demişken:#30752856
  • Hocamın bana söylediğine göre bu, ırksal bir anıydı. Ağaçlarda yaşayan uzak atalarımızın dönemine aitti. Ağaç sakinleri olarak, düşme derdi onlar için sürekli bir tehditti. Pek çoğu bu şekilde hayatını kaybetmişti; hepsi korkunç düşüşler yaşamış, yere düşerken dallara tutunarak kendilerini kurtarmışlardı.
    ...
    Yere çarpmak ölüm demek. Ağaçtaki atalarımızdan yere çarpanlar o anda ölmüştü. Doğru, düşüşlerinin şoku beyin hücrelerine geçmişti ama bu aktarılmadan hemen ölmüşlerdi. Siz ve ben yere çarpmayanlardan geliyoruz, bu yüzden siz ve ben asla rüyalarımızda yere çarpmıyoruz.
  • "Başına bela sarıp düşmeye başlayan birine dibe vardığını anlama şansı verilmez. Düşer, düşer, düşer ama düştüğünü anlayamaz."
    J. D. Salinger
    Sayfa 176 - Yapı Kredi Yayınları