• 248 syf.
    ·2 günde·8/10
    Kitap konusuyla çok ilgimi çekmişti. ‘Aynı Yıldızın Altında’ kitabına çok benzeten epey kişi vardı. Formatıyla ve hastalık unsuruyla andırsa da, bambaşka bir dünya var ortada. Yani öyle çok da benzemiyor. Karakterleri çok daha fazla sevdiğimi bile söyleyebilirim. Derinlikleri ustalıkla işlenmiş. Stella karakteri de Will karakteri de kendi içinde ayrı ayrı favorim oldu. İkisinin de duygu yoğunlukları insanın yüreğine dokunuyor okurken.
    Hayatın ne kadar kısa olduğunu, hiçbir şey için geç kalmamak gerektiğini bir kez daha anladım bu eser sayesinde. Aldığımız her nefesin ne kadar değerli olduğunu yürek parçalayan bir şekilde ortaya sermişler. Okuduktan sonra filmini de izledim ve harika bir şekilde uyarlandığını söyleyebilirim. Asla saptırmadan, eklemeden ve eksiltmeden uyarlamışlar. Filmi izlemeyenlerin önce kitabı okumalarını tavsiye ederim.
    🪔 Epsilon Yayınevi harika eserleri çevirmeye devam ediyor. Özellikle 1 senedir favorilerim arasına girmiş bulunmakta.
    Kitap ilk yarısında oldukça dingin ilerlerken, ikinci yarısında oldukça heyecanlı bir hale gelerek merak unsurunu had safhaya taşıyor. Bu bağlamda her türlü duyguyu insana azar azar yaşatabilecek kadar başarılı bir roman var ortada. İki karakter arasındaki aşk oluşumu kadar, aile ve arkadaşlık bağları da ustalıkla işlenmiş. Kurgu da olay örgüsü de, betimleme ve karakter derinlikleri de oldukça profesyonel göründü gözüme. Bunun bu denli güzel olmasının sebebi belki de üç farklı yazarın elinden çıkmış olmasıdır, kim bilir. Ama kesinlikle tavsiye edebileceğim bir eser var ortada. İlginizi çektiyse, asla kaçırmayın. :)
  • 344 syf.
    ·9/10
    İncelemeye başlamadan önce bu kitap çok hassas bir konuyu işliyor ve 18 yaşından küçükseniz bu kitabı ve bu kitabın incelemesini okumanızı asla önermiyorum.

    Konuya gelecek olursak 14 yaşındaki Susie Salmon bir gün okuldan dönerken yan komşuları olan bay Harvey tarafından öldürülür.(Öldürülmekle de kalmaz sadece burayı uzun tutmak istemiyorum.)Kendini cennetini beklerken arafta bulur ve neler gördüğünü anlatır bize bu kitapta.Katilinin onu öldürdükten sonra hiçbir şey olmamış gibi hayatını devam ettirmesini,ailesinin günlerce süren çaresizliğini ve onu arama çabasını,yıkılan hayallerini,hayatında yapmak isteyipde yapamadıklarını ve daha fazlasını.

    Kitabı okurken ben hüngür hüngür ağladım yazarın duyguları bize aktarması o kadar sağlam ve güzeldi ki ben mest oldum.Kitabın bu kadar hassas bir konuyu bu kadar güzel işlemesini çok beğendim,özellikle karakter analizlerini her karakterin duygu düşüncelerini hatta çocukluklarını geleceklerini geçmişlerini her yönüyle anlatmasını da çok beğendim.Kitabın hem ilahi bakış açısı ile yazılmasını hem de birincil bakış açısı ile yazılmasına da hayran kaldım ben bu kitabı fazlası ile beğendim.Kitap fazlası ile psikolojik öge ve felsefe içeriyordu,direk sizi içine alan bir anlatımı vardı.Tek beğenmediğim şey sonuydu.

    Filmi de var bu kitabın ancak fazlası ile sadeleştirilmiş.Siz bu kitabın filmini izlemekle sadece buz dağının görünen yüzünü görüyorsunuz başka hiçbir şey görmüyorsunuz bunu açıkça iddia edebilirim.

    Yazarın bu konuyu nasıl bu kadar iyi anlattığını ve neden bu konuyu seçtiğini merak ettiğim için araştırdım ve aynı olay onun da başına gelmiş,bu sonuca ulaştım.

    Bu kitabı kaçırmayın derim.
    Kitaplarla kalın. :)