• Sevgili Özlem.. Kitabı sana söz verdiğim tarihte bitiremediğim için çok üzgünüm.. Bir sezon kitabı bulamadım.. Sonra ufak tefek sorunlar olduğunu ve kitabı toplattırdığını söylemişti, üzülmüştüm.. Bulunca da araya bir ton şey girdi ancak elime aldım, şeytanın bacağını kırdım..
    Yazara dair kısaca şunu diyeyim.. Kendisi aşırı tatlı bir hemşire.. Çok içten bir insan.. Onu uzaktan uzağa da olsa tanıdığıma memnunum.. Bu arada dileğini yerine getirdim :D Karan'ı Şükrü Özyıldız olarak görüp okudum..
    Kitaba gelince.. Açıkçası yazarla tanıştığım evrelerde kitabı okumuş olsaydım muhtemelen hep övecektim kitabı çünkü o sezon okuduğum kitaplar içinde beğendiklerimden olacaktı.. Oysa ki hayatımda çok fazla değişti.. Ben ve sabit fikirlerim bile.. Daha fazla edebi ve fikir kitaplarına, yazılarına yöneldiğimden belki de kitabın akışını başta yavan buldum.. Firuze'nin hüznü, Karan'ın ona içten yanışı.. Sanki bu aşk birden peyda oldu gibi geldi.. Sonra dedim ki her insanda bir adaptasyon sağlama özelliği var var ve insan isyan ettiği şeyi de yaşamayı seviyordu.. 'çekilecek çileye aşık olmak' deyimi herhalde bu.. Firuze'nin yerinde kim olsaydı kalbi daha çabuk ısınırdı Karan'a.. Onun dışında Karan'ın da yaşadıklarını göz önüne alırsak çabuk gelişen duyguları kusur sayamayız..
    Esasen Kayıp Aranıyor 'un incelemesi yapacaktım ama kısmet önce Aşk Karası'naymış.. Kitabı sadece gecenin geç saatlerinde sabahlayana kadar okudum..
    Kitabın arkasında 'ağladım' diyen okurların yorumları gözünüze iliştiyse ve siz inanmadıysanız yüreklilikle diyebilirim ki boğazıma o kötü acı çöktü..
    Aşk Karası adını Hande'nin mektubundan aldığını düşünüyorum.. Aşk Karası'nın bütün cefasını Firuze çekmişti çünkü..
    Kitapta yaşamaktan vazgeçmiş, annesini küçücükken kalbinde öldürmüş, yanlış anlamalar sonunca öz kızını üvey kızı sanıp hayattan bezdirmiş bir baba var.. Oldukça ağır bir depresyon havası.. Onu izleyegelen aşktan ümit kesilmez mucizesi..
    Kitapta herkes kendince bir yer bulabilir elbette..
    Yazarın Şükrü Özyıldız'a olan bağını film olarak Sevimli Tehlikeli'yi Karan ve Firuze'ye izlettiğinde de görebilirsiniz :D
    Yer yer roman olarak kendi diğer romanlarını (Asabi Kocam, Mükemmel Koca Aranıyor, diğerini unuttum..) tanıtması da güzeldi..
    Kimsenin içine bilemeyiz fakat babası sevgisi tadan birinin böyle bir roman yazması ciddi anlamda başarıdır.. Çünkü hiç kimse yaşamadığı bir acıyı muazzam derecede aktaramazdı.. Yer yer karakterler ağzından yazdığı şiirler bunu tamamlıyordu..
    Keşke şu Anıl'ın Firuze'yi delirtmeye çalıştıklarını da anlasalardı..
    Firuze olan herkese Karan düşmesi dileğiyle keyifli okumalar..
  • “Akşamcı” deyimi ne zaman nasıl dilimize girdi? XVI. yüzyılda Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin, cuma namazı kılınan bir şehre gündüz içki girmesini yasaklayan fetvası üzerine, İstanbul’a içki akşamları girmeye başladı. Bu yasak Müslümanlara da kapı araladı ve gecenin karanlığında içki içmenin adı “Akşamcılık” oldu.
  • "Bağrı başlı, gözü yaşlı..."