• 208 syf.
    ·1/10
    Arada bazen çok satanlar listesinden okuduğum kitaplar olur. Bu kitap da öyle bir kitap, ki çok güzel de yorumlar almış. Popüler Amerikan kültürünün ve olmayan Amerikan edebiyatından güzel bir örnek. Ergen bir çocuğun başından geçen bir takım olayları anlatıyor. Belki de kitabın en kayde değer yanı yazarın kitabı birinci tekil şahıs üzerinden yazması. Açıkçası kitabın hiç bir felsefi, psikolojik, sosyolojik, tarihsel ve edebi yanı yok. Sözü fazla uzatmadan İlber Hoca ve Nietzsche’ye bırakıyorum.

    Goethe; Faust’u 60 yılda yazdı.Ahmet Arif ; şiirinde kullanacağı bir kelime için 16 sene bekledi. Günümüzde ise sanattan yoksun, niteliksiz yazarlara rağbet var. Şunu unutmayın; ahmaklar için yazanlar her zaman karşılarında geniş bir okuyucu kitlesi bulurlar.
    #ilberortaylı

    Kötü yazarlar gerekli. Her zaman kötü yazarlara gerek duyulacak, çünkü gelişmemiş, olgunlaşmamış yaş gruplarının beğenisine hitap ediyor onlar, bu yaş gruplarının da olgunlar kadar kendi gereksinimleri vardır. İnsan ömrü daha uzun sürseydi, olgunlaşmış bireylerin sayısı olgunlaşmamışların sayısını geçecek ya da en azından ona eşit olacaktı; ama çoğunluk geneklikle genç ölüyor, yani her zaman kötü beğeniye sahip gelişmemiş zihinlerin sayısı fazla oluyor. Üstelik bunlar gençliğin ateşli kıskançlığıyla gereksinimlerini doyurmayı arzuluyorlar ve kötü yazarları arayıp buluyorlar kendilerine.

    #nietzsche
  • 479 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Merhaba:) Öncelikle Herkes okumasın sadece bu kitabı, hissedebilenler okusun rica ediyorum.Bazı kitaplar da bazı acıları bekliyor çünkü ve yalnızlık . ..kelimelerle başlayıp kelimelerle biten ve biterken de insanın yüregine kelimeler dolusu hüzün bırakan bir başucu kitabı.tekrarlı okumaların kitabı.Bu kitabın kurgusu ayrıca övülecek bir şey olarak şöyle dursun, üslubuna hayranlığım bitecek gibi değil
    Kitabı tatilde okudum ve hemen bitirmedim her cumleyi sindirmeye calistim açıkçası ve gayet güzeldi uzun süre kitapta kaldığımı söyleyebilirim.Altını çizdiğim her bir satırın üzerinde göz gezdirdiğim her bir seferde gözlerimi dolduracak; benim dışımda tanımlamak gerekirse bir baş yapıt, insanın içini en çok acıtan kitap olur kendileri..
    etkisi altından kolay kolay çıkamadığım Tutunamayanlardan sonra bu sekilde nesli devam ettirdim ama bu eser daha akici Hani Kafka havasında yazılmış bir roman belki diyebilirim :)
    Konuya geçeceksem şöyle dostlarim;
    Günümüzün başarısız ilişkilerinin özeti gibi aslında bir erkeğin kaleminden. "şunu şöyle yapsaydım, bunu böyle yapsaydım"ların kitabı daha çok, hiç yapılmamış ve hiç yapılmayacak şeylerle dolu, baştan aşağı hayal kırıklıkları ve pişmanlıklarla örülü bir roman... tehlikeli oyunlar oynarken kılına zarar gelmesin isteyenlerin, hayatı oyun, hayatın içindeki insanları ise birer oyuncu olarak görerek hayatı ciddiye almak istemeyenlerin kitabı kendileri tüm bu sahnelenen ikiyüzlülüğe, "madem öyle" diyerek dahil olmak isteyip bocalayanların kitabı...
    benim en çok hissettiğim duygu yalnızlıktı bu romanı okurken: tutunamamış karakterlerin, tutunamamış bir adamın hem bedensel hem de ruhsal yalnızlığı... ama herkesinki kadar bir yalnızlık değil, çıldırtıcı bir yalnızlık burada söz konusu olan. o kadar ki insan kafasında karakterler yaratıp roller veriyor onlara ve her gün yeni bir oyun sergiliyor kendisinin bile tamamen anlayamadığı. hayattaki hatalarını bu oyunlar üzerinde düzeltmeye çalışıyor.
    kitabın esas yalnızı hikmet benol gibi görünse de aslında kitaptaki tüm karakterler yalnız. sevgi, bilge, hüsamettin albay... hepsi kendilerine verilen rolleri en iyi şekilde oynamaya çalışırken bocalayan karakterler. o yüzden okurken sizi de yalnız hissettiriyorlar. aile olabilmiş bir evde sıradan gürültüler duyulmaz, fark edilmez, yadırganmaz fakat tek kişinin yalnızlığını barındıran bir evde masaya konan bir çay bardağının sesi, yıkanmış bulaşıkları rafa dizerken çıkan o gürültü, zamanı akıtan saatin tik takları hep daha da yalnız olduğunu hissettirir insana. ben bu kitabı okurken hep böyle hissettim.hikmeti özledikçe arada sırada açıp okuduğum çok dolu bi kitap. insan kitaptaki karakteri özler mi ya ?:) hayatın akışına direnen,anlam arayan, oyun kuran/bozan kahramanın kitabı belki ondan ana karakterimiz hikmet benol asla kendisi olamayan , yaşadığı döneme yabancılaşan bir adam daha cok aslında kendisini eleştirirken, geçmişini sorgularken hikmet, alaycı bir dille yapay iyi insanları da yerden yere vurur ha iste bu var ya beni oldukça etkileyen kısımdı hayatım "hikmet'ten önce" ve "hikmet'ten sonra" olmak üzere ikiye ayrıldı diyebilirim :) hikmet benol gerçek yaşamdan çok kendi zihninde yaşayan hayalperest bir hayal kahraman zaten
    hikmetin sonu tıpkı tutunamayanlarda sık sık bahsi geçen gerçek yaşamında çıkarını göz edemeyen hırsı olmayan insanların sonu gibi olmuştur "untulacaklardır" der tutunamayanlarda hikmet benol da unutulan bir tutunamayan olup çıkmışti malesef insanı parçalara ayrılmak değil de, onları bir arada tutmaya çalışmak yorarmis. hikmet'i asıl yoran da buydu sanırım...
    içinde parçalara ayrılmış kaç hikmet daha vardı.
    insanın iç konuşmasını, savasmasini, batıyı, biz türkleri ancak bu kadar güzel isleyebilirdi...Dahası
    kendi iç sesimle konuşurken hep bir Albayım vardı karşımda yine:)Bence "Albayım"sözü bile kitapta tek başına bir kadro gibi :). Bu kadar popüler olması biraz iticileştiriyor bence yani sürekli ortada albayım albayım diye dolaşan tipler üredi, rahatsız edici ve ağızlarına kürekle vurasım geliyor açıkçası:)
    insanlar sadece alıntıları okuyarak, hikmet'i bilerek, selim'i bilerek, albayım diyerek, olric diyerek oğuz atay okuduğunu, anladığını iddia ediyor ki bu çok can sıkıcı bir durum bu durum bir diziye de yansımış durumda belki bilirsiniz actim izledim o zamanlarda inanin zor dayandim ya kapattım hemen kafamda öyle kurmamıştım neyse ama senaristler umarim kitabin okunmasini sağlamıştır yine de diğer dizilerden iyi konumuza dönelim..(bu konuda doluyum malesef ama)
    Benim ic sesimi benden daha iyi bilip yazmis bu kitaba Oguz atay. bana yaz dese yazamazdim. ne acayip seyler dusunuyorum ben boyle onu farkettim birazdan daha mi fazla acayibim acaba dedigim seyleri yazmis ya birakamadim, bitiremedim de bir turlu. cizik cizik oldu sayfalari. bir de bu sevgi'nin annesinin olumunde selim'in konusmasi ne cok aglatti beni be..kitap bitince "ah ulan bitmeseydi keşke" cümlesini defalarca kurarsınız belki siz de..
    anlatılmaz okunur bir kitaptır. muhteşemdir. kitabın herhangi bir kısmında elbet kendinizden ve elbet çevrenizdekilerden bir şeyler bulursunuz. bir kere okumak yetmez anlamak için..
    Türkiye'nin hikayesine benziyor hikmet'in hikayesi. gelişmiş bir ülke olabilmek için albayla öneriler sunuyor Sevgili Oguz Atay oyle düşündüm..
    Sevgili Oğuz atay'ın bana göre kişisel gelişim kitabı olur kendileri söyle oluyor;
    öyle ki kitabın her sayfası hayata karşı, kendimize karşı, içimize karşı tavsiyelerle dolu.
    okudum güldüm, okudum düşündüm, okudum içim sızladı, okudum ağladım, okudum kendimle hesaplaştım.
    kısaca ruhuma dokundu sevgili Oğuz atay yine..
    kalemine, emeğine, yüreğine sağlık.
    ahh hikmet benol...
    sevgi'sizliği,
    bilge'sizliği.
    kalabalıklaştırmaya çalıştığı kimsesizliği.

    Okuyun.
    üşenmeden, sıkılmadan okuyun.
    okutturun ayrıca.
    en güzel, en anlamlı hediye bile olabilir bazıları için bence :)
    Tiyatro oyunu da varmış ayrıca ve umarım ben de giderim..

    #Sevgili Oğuz Atay iyi ki varsın iyi ki yazdın seni saygı ve özlemle anıyorum..
  • 320 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Sevgili Nietzsche..Karmaşık ve kapalı üslup zamanında tam olarak anlaşılamaz.
    Çok eleştiri alır ve kendi de bu kitabın 100 yıl sonra anlaşılacağını söyler.

    Günümüzde popüler olmaya başlamıştır. Kendi kendine anlaşılmasını bekleyen kitaplardan biri.
    Kitabın kendi kehaneti zaten zamanındaki kulaklara göre ağız olmadığını kendisinin daha sonraki kuşaklar tarafından anlaşılacağını söyler.
    Düşünmeyi maf etmek. Bazen okumayı ve yazmayı en baştan öğrenmek hissine kapılarak devam edebiliyorsun sayfalar arasında.
    Kendi kehaneti olan bir kitaptan daha güzel ne olabilir ki.

    En sevdiğim kısımlarından biri ; Tanrının insana olan sevgisi cehennemidir. Tanrıyı zavallı insanlara duyduğu merhamet öldürdü.


    Hayattaki cevaplara soru soran kitap.
    Üstinsan kavramından çokça bahsetmiştir ve “ben size üstinsanı öğretiyorum. aşılması gereken bir varlıktır insan." sözü ile de bunu anlatmaya çalışmış.

    Türkçeye 7 ayrı çevirisi yapılmış ve neredeyse hepsi birbirinden farklı şiirsel betimlere sahip. Buna rağmen insan, hayvan ile tanrı arasına gerili bir ip olduğunu her seferinde hissederek okuyorsun.
  • Ben sizin ruhunuza çiçek aşısı yapayım
    da çiçekler açsın ruhunuz.
  • yûسuf
    yûسuf Şanzelize Düğün Salonu'yu inceledi.
    @Yusuftahir·14 Eyl 2019·Kitabı okumadı
    Bilgeliğin arttığı yerde keder de artar ve bilgisini arttıran, derdini de arttırır."

    Andrei Tarkovsky



    İnsanların bir kısım mecburiyetleri vardır. Benim mecburiyetlerimden biri de sabah erken kalkmak. Sonra insanın kendisini aştığı zamanlar vardır. Sabah elimi yüzümü yıkamaya giderken felsefe düşünmem benim bu zamanlarımdan sayılır. Ve her şeyin her şey ile ilgisi olduğuna dair düşünceler bir metafor olarak zihinden kalmaktan ziyade hayatın kendisini etkilediği günlerde her şey bilgi ve acı retoriğine dahil olmuştur.

    Kederi olan adam sevinmeli. Keder bilgeliktendir. Derdi olan derdi olduğu için mutlu olmalı. Bu durum insan olma alametidir. Bazen bir yaşanmışlık, bazen bir kitabın konusu, bazen bir şarkı sözü acı çekme sebebimizdir. Yaşanmışlıklar içinde eski zamanlardan kalma bir sevdanın vücuda saplanmış ama çıkarılmamış bir mermi etkisi daima acı çekmeye sebeptir. Ben denizde bir gemi, dalgalar vurur beni, ben ağaçta bir yaprak rüzgar savurur beni şarkı sözleridir bazen acı çekme sebebimiz. Ve kitap konusu olarak Şanzelize düğün salonu.

    Şanzelize düğün salonu post modern arabesk, sufi, popüler bir roman. Modern çağda acı çeken bir adamın intihar tadında konuları işlediği, Onur Ünlü filmleri tadında bir örgüsü olan bir roman. Romanın bütün kahramanları acı çekmektedir. Romanı okuyan ve kalp taşıyan her insan da okuma esnasında acı çekmektedir.

    Romanın başkarakteri (adı yok, büyük ihtimal romanın yazarı Tarık Tufan’ın kendisidir) bir şeyh çocuğudur ve en fazla acıyı o çekmektedir. Annesinin ölümü kahramanımızı acılar denizinde yüzen ve nefes alamayan bir adam haline getirmiştir. Aynı zamanda Eda’ya olan aşkı sebebi ile ayrıca acı çekmektedir. Gördüğü halüsinasyonlar ve şahit olduğu acılı hayatların acısı ise şeddeli acı çeken adam olmasına sebep olmuştur.

    ........
    Romanda arada işlenen tasavvufi vurgular bir kenara bir mesaj vermekten ziyade acı çekmenin felsefesini satır satır işleyen bir roman Şanzelize Düğün Salonu. İlerde filminin yapılma ihtimali yüksek olan bir roman. Onur Ünlü’nün Celal Tan ve ailesinin aşırı acıklı hikayesi filminin farklı bir formatı olarak izleyici karşısına çıkabilecek bir film.
  • Ülkemizde kitap satışlarının en çok gerçekleştiği internet siteleri olan Kitapyurdu, D&R ve İdefix, kitap kurtlarının en uğrak noktaları arasında yer alıyor. Bugün de Türkiye'nin en büyük kitap sitelerindeki verilere göre en çok satan kitapları listeledik.
    Kitapseverler kitapyurdu.com (Kitapyurdu) gibi platformlar üzerinden herhangi bir zahmete girmeden istedikleri kitapların siparişini verebiliyorlar. Bu yazımızda sizlerin sevebileceği en çok satanlar listesindeki kitapları derledik. En değerli bilgilerin bulunduğu kitaplar, okuyucusunda köklü değişiklikler yaratabiliyor.

    Ülkemizdeki kitap okuma oranları düşük olsa da internet sitelerindeki çok satanlar bölümleri, aslında bu oranların bizi biraz yanılttığını gösteriyor. Zira listede yer alan kitapların önemli bir kısmı, dünya edebiyatında da büyük bir yere sahip. Ayrıca bu listemizde ülkemizin de değerli yazar ve araştırmacıların eserlerini göreceksiniz.

    Kitapyurdu, D&R ve İdefix çok satanlar (Özet liste):

    Bir Ömür Nasıl Yaşanır - İlber Ortaylı
    Beyaz Zambaklar Ülkesinde - Grigory Petrov
    Şeker Portakalı - Jose Mauro De Vasconcelos:
    Simyacı - Paulo Coelho
    Zamanın Kısa Tarihi - Stephen Hawking
    Camdaki Kız - Gülseren Budayıcıoğlu
    Livaneli’nin Penceresinden - Zülfü Livaneli, Zafer Köse
    Gör Beni - Akilah Azra Kohen
    Her Şey Değişir - Anette Inselberg
    Bir İdam Mahkumunun Son Günü - Victor Hugo
    Bülbülü Öldürmek - Harper Lee
    Seninle Başlamadı - Mark Wolynn
    Fareler ve İnsanlar - John Steinbeck
    Kral Kaybederse - Gülseren Budayıcıoğlu
    Momo - Michael Ende
    Hayvan Çiftliği - George Orwell
    İnsan Nedir? - Mark Twain
    Tüfek Mikrop ve Çelik - Jared Diamond
    Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley
    Küçük Prens - Antoine De Saint Exupery
    1984 - George Orwell
    Fahrenheit 451 - Ray Bradbury
    Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Stefan Zweig
    Uçurtma Avcısı - Khaled Hosseini
    Kitap alışverişi yapılacak yerlerin sayısı da git gide azalırken bizleri kitapsızlık gibi bir dertten kurtaran internet siteleri yardımımıza koşuyor. Kitapyurdu, D&R ve Idefix gibi internet sitelerinde çok satanlar bölümünde bulunan kitaplar da kitap seçimi konusunda fazlasıyla yardımcı oluyor. Peki çok satanlar listesinde bulunan kitaplar arasından seçtiklerimiz neler?

    Türkiye'de en çok satan 25 kitap:

    25. Uçurtma Avcısı - Khaled Hosseini:
    Uçurtma Avcısı

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2004
    Baskı sayısı: 69. baskı
    Sayfa sayısı: 375
    Uçurtma avcısı, insanların fark etmeden nasıl rahat bir hayat sürdüğünü tüm satırlarıyla gözler önüne seriyor. İçeriğinde baba ve oğulu konu alann kitapta ihanet ve sadakatin bedeli işleniyor. Okuyucular burada zengin ve kültürlü toprakların yok oluşunu görecekler.

    23. Fahrenheit 451 - Ray Bradbury:
    Fahrenheit 451

    Tür: Bilim Kurgu
    Yayın tarihi: 2012
    Baskı sayısı: 10. baskı
    Sayfa sayısı: 242
    Bradbury burada televizyonların dünyaya hüküm sürdüğü kitapların ise sonunun geldiği dünyada bir itfaiye erini işliyor. Bilim kurgu roman türünü ise okuyanların gözünde çok farklı bir yere taşıyor. Kanadalı şair Margaret Atwood’un kitap hakkındaki görüşleri ise şu şekilde: “Yazılmış en iyi bilim kurgu romanı. İlk okuduğumda, yarattığı dünyayla kâbuslar görmeme sebep olmuştu.”

    22. 1984 - George Orwell:
    1984

    Tür: Bilim Kurgu
    Yayın tarihi: 2000
    Baskı sayısı: 10. baskı
    Sayfa sayısı: 352
    Celal Üster tarafından ustaca çevrilen 1984 romanını sıklıkla duymuşsunuzdur. Okuyanan algısını genişleten bu kitap, yazarın geleceğe yönelik kâbuslarını içeriyor. Zihinlerin kontrol edilip insanların makineleşmiş bireylere dönüştürüldüğü bir dünya düzeninde kim yaşamak ister ki.

    21. Küçük Prens - Antoine De Saint Exupery:
    Küçük Prens

    Tür: Hikaye, Roman & Masal
    Yayın tarihi: 2015
    Baskı sayısı: 7. baskı
    Sayfa sayısı: 112
    Dünya üzerinde toplamda 250’den fazla dile çevrilmiş ve yayınlanmış bir kitap. Her ne kadar çocuk kitabı gibi gözükse de anlatısı bizleri çok başka yerlere götürüyor. Kitapta geçen bir bölüm ise görenlerin aklına dolanıyor. “İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.”

    20. Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley:
    Cesur Yeni Dünya

    Tür: Bilim Kurgu
    Yayın tarihi: 2003
    Baskı sayısı: 10. baskı
    Sayfa sayısı: 349
    Okuyucusunu Ford’dan sonra ki 632. yıla götüren kitapta daha önce görmeye alışkın olmadığımız şeyler bulunuyor. Bu yılın bulunduğu süreçte insanlar kuluçka merkezlerinde üretiliyorlar. Üstelik kadınların üretilmesi tamamen yasak.

    19. Tüfek Mikrop ve Çelik - Jared Diamond:
    Tüfek Mikrop ve Çelik

    Tür: Popüler Bilim
    Yayın tarihi: 2002
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 664
    Tüm kıtalarda bulunan insanların tam 13 bin yıllık tarihini ele alan kitap, dünyanın farklı noktalarındaki toplumların nasıl bir gelişim sürecinde olduğunu ortaya koyuyor. Microsoft’un sahibi Bill Gates, kitapla ilgili: “Büyüleyici… İnsanlık tarihini anlamak için bir temel oluşturuyor.” ifadesini kullanıyor.

    18. İnsan Nedir? - Mark Twain:
    İnsan Nedir?

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 3. baskı
    Sayfa sayısı: 136
    Mark Twain tarafından oldukça özenle yazılan ve sadece 250 adet kopyası üretilen İnsan Nedir? kitabının bu versiyonu, 240. nüsha ele alınarak yazılmış. Bu kitapta kendi kendinizi sorgulayacak kadar etkileyici cümlelerle karşılaşacağınızı söyleyebiliriz.

    17. Hayvan Çiftliği - George Orwell:
    Hayvan Çiftliği

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2001
    Baskı sayısı: 59. baskı
    Sayfa sayısı: 152
    Listemizde de yer bulan 1984 kitabıyla tanınan Orwell’in bir başka başyapıtı Hayvan Çiftliği; Stalin, Lenin, Marx gibi tarihi kişilerin yansıtılmasını tasvir eden domuz, kuzgun, köpek gibi hayvanları karakter olarak ele alıyor.

    16. Momo - Michael Ende:
    Momo

    Tür: Roman/Öykü
    Yayın tarihi: 2017
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 304
    Tiyatro harabelerinde yaşayan küçük bir kız olan Momo’nun etraftan buldukları veya kendisine hediye gelen eşyalar dışında hiçbir şeyi yoktur. Bunların dışında Momo, muhteşem bir dinleyici olma özelliğiyle kendisini öne çıkarıyor.

    15. Kral Kaybederse - Gülseren Budayıcıoğlu:
    Kral Kaybederse

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2015
    Baskı sayısı: 18. baskı
    Sayfa sayısı: 384
    Hayatın bizleri ne zaman ne şekilde hangi olayla karşılayacağı tahmin edilemez bir gerçek. Kitabımızın kahramanı kral ise hiç beklemediği kadar büyük bir darbeyi yiyor hayattan. Tahttan inse de tahtından indiğine inanmayan bir kral… Budayıcıoğlu bu kitabında avına av olan bir avcının yuvarlanışı işliyor.

    14. Fareler ve İnsanlar - John Steinbeck:
    Fareler ve İnsanlar

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2015
    Baskı sayısı: 18. baskı
    Sayfa sayısı: 384
    Birisi zeki ve diğeri fiziksel olarak kuvvetli olan iki tarım işçisini konu alan kitapta dostluk ve dayanışma bir kez daha irdeleniyor. Sadece insanların insanlarla olan ilişkileri değil aynı zamanda insanların doğayla olan önemli ilişkisi de kitaba konu oluyor.

    13. Seninle Başlamadı - Mark Wolynn:
    Seninle Başlamadı

    Tür: Psikoloji Bilimi
    Yayın tarihi: 2016
    Baskı sayısı: 27. baskı
    Sayfa sayısı: 280
    Psikoterapinin, ilaçların ve diğer yöntemlerin yıllardır çözemediği sorunların üstesinden gelinmesine yardımcı oluyor. Wolynn’in usta kaleminden çıkan Seninle Başlamadı, travma terapileri alanında insanı anlamak için önemli bir basamak olarak bizleri karşılıyor.

    12. Bülbülü Öldürmek - Harper Lee:
    Bülbülü Öldürmek

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2014
    Baskı sayısı: 29. baskı
    Sayfa sayısı: 355
    Piyasaya ilk olarak 1960 yılında sürülen kitapta Amerika’da yaşanan ırkçılık, ayrımcılık ve eşitsizlik, bir çocuk kahramanın gözünden aktarılıyor. Pulitzer ödülüne sahip olmasıyla da ün salan Bülbülü Öldürmek, Ülker İnce’nin çevirisiyle önümüze çıkıyor.

    11. Bir İdam Mahkumunun Son Günü - Victor Hugo:
    Bir İdam Mahkumunun Son Günü

    Tür: Dünya Klasik
    Yayın tarihi: 2013
    Baskı sayısı: 19. baskı
    Sayfa sayısı: 136
    Fransız edebiyatı denince akla ilk gelenlerden olan Hugo, toplumsal sorunlar ve politikayla yakından ilgileniyordu. 1829 yılında yayınladığı bu roman ile Victor Hugo, idam cezasına taviz vermez bir şekilde karşı geldi. Bu idefix ve kitapyurdu üzerinde en çok satanlar arasında.

    10. Her Şey Değişir - Anette Inselberg
    Her Şey Değişir

    Tür: Kişisel Gelişim
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 256
    Önemli olanın bocaladığımızda yere yığılmayıp amaçlarımızdan vazgeçmeyip yeniden ayağa kalkmak olduğunu bizlere söyleyen Her Şey Değişir, kendi kendimizi sürekli olarak bir motivasyon döngüsüne sokabilmemiz ve her işimizde en iyisine ulaşabilmemiz için birebir.

    9. Gör Beni - Akilah Azra Kohen:
    Gör Beni

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 3. baskı
    Sayfa sayısı: 592
    Kalemini ustaca kullanan Azra Kohen’in yeni kitabı Gör Beni’yi okuyanlar, bir süre kendilerine gelemediğini ifade ediyor. Ufuk açıcı, bakış açısı genişletici Gör Beni, başarılı dili ve akıcı anlatımı ile bir çırpıda kendisini bitirtiyor.

    8. Vazgeçebilmek - Guy Finley:
    Vazgeçebilmek

    Tür: Kişisel Gelişim
    Yayın tarihi: 2018
    Baskı sayısı: 11. baskı
    Sayfa sayısı: 304
    Mutlu olma yolunuzda bazı şeylerin size engel olduğunu mu hissediyorsunuz ve size yol gösterecek bir kılavuza mı ihtiyacınız var? Vazgeçebilmek isimli kişisel gelişim kitabı bu noktada hayatınızı kutarabilecek nitelikte. Vazgeçebilmek kısa ve öz bir şekilde her şeyden vazgeçmenizi size söylüyor. Tabii bu kitabın olayı, vazgeçme yolunuzda size duvarları nasıl yıkacağınızı adım adım aktarmak.

    7. Livaneli’nin Penceresinden - Zülfü Livaneli, Zafer Köse:
    Livaneli’nin Penceresinden

    Tür: Röportaj
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 432
    Anadolu insanının kültür dağarcığında yerini almış büyük sanatçı, yazar ve şair olan Ömer Zülfü Livanelioğlu’nun Türkiye’yi gördüğü pencere çok başka. Zafer Köse ile yaptığı söyleşi ile de Livaneli, Türkiye toplumunun manzarasını çıplak gerçekliğiyle bizler için ortaya koyuyor.

    6. Camdaki Kız - Gülseren Budayıcıoğlu:
    Camdaki Kız

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 352
    Hayatlarımızda bizlere özel bazı dönüm noktaları vardır. Bazı bazı zamanlar çocukluğumuzun acılarını bizlere tekrardan yaşatacak olan kişileri gözlerinden tanır, başkasına değil ona aşık oluruz. Hayatın kendisi bizi ona kilitler. Kaderimizin yazılı olduğu evlerimizde yaralarımızı alır, o yaralarımızla beraber gelişir ve yine aynı yaralarımızın bizleri götürdüğü yerlere gideriz. Ne var ki mutluluk, her zaman yaralarımızın götürdüğü yerde değildir. Lüks içinde yaşayan ama kaderi en başından kötü yazılan Camdaki Kız’ın sizleri büyüleyeceğine eminiz.

    5. Zamanın Kısa Tarihi - Stephen Hawking:
    Zamanın Kısa Tarihi

    Tür: Popüler Bilim
    Yayın tarihi: 2017
    Baskı sayısı: 72. baskı
    Sayfa sayısı: 255
    İlk olarak yayınlandığı 1988 yılından bugüne kadar 40 farklı dile çevrilen ve tam 9 milyonun üzerinde basımı gerçekleştirilen insanlığa büyük katkıları bulunan Hawking’in kitabı, uluslararası bir üne sahip. 1988’den günümüze bilimsel alanlarda gerçekleşen yenilikler ile yepyeni bir ön söze Hawking’in ağzından sahip olan Zamanın Kısa Tarihi, solucan delikleri ve zaman yolculuğuyla ilgili çarpıcı bir bölümü de kaleme alarak kitabına ekledi.

    4. Simyacı - Paulo Coelho:
    Simyacı

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2010
    Baskı sayısı: 149. baskı
    Sayfa sayısı: 184
    Brezilyalı şarkı sözü yazarı Coelho’nun kitabı da 1988 yılından gelme. Yayınlandığı günden beri dünyayı birbirine katan 6 yılda 42 ülkede 7 milyondan fazla satılan roman, İspanya’dan kalkıp Mısır Piramitlerinde hazinesini aramaya giden bir çobanın öyküsünü konu alıyor.

    3. Şeker Portakalı - Jose Mauro De Vasconcelos:
    Şeker Portakalı

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2000
    Baskı sayısı: 135. baskı
    Sayfa sayısı: 200
    Yazarın başyapıtı olarak kabul edilen Şeker Portakalı, yetişkin kişilerin dünyalarının sınırlamalarına hayal gücüyle karşı gelen Zeze’nin acı, yoksul ancak ümit dolu hikayesinden bahsediyor. Yazarın çocukluğundaki derin yaraları gün yüzüne çıkaran kitap, sizleri derinden etkileme özelliğine sahip.

    2. Beyaz Zambaklar Ülkesinde - Grigory Petrov:
    Beyaz Zambaklar Ülkesinde

    Tür: Roman
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 100
    Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu kitabı okuduktan sonra fazlasıyla etkilendiği ve ülkedeki tüm eğitim kurumları başta olmak üzere özellikle askerlerin okuması için Beyaz Zambaklar Ülkesinde’yi tavsiye ettiği biliniyor. Zamanın geçip gitmesiyle değişen her nesil kendisine ait söylemleri, ihtiyaçları ve talepleri ortaya çıkarıyor. Petrov’un kaleminden çıkan bu kitap, yeni nesillere eski ve zaman aşımına uğramış yönetim biçimleri ve yasaların zorla uygulanamayacağını öne sürüyor.

    1. Bir Ömür Nasıl Yaşanır - İlber Ortaylı
    Bir Ömür Nasıl Yaşanır

    Tür: Kişisel Gelişim
    Yayın tarihi: 2019
    Baskı sayısı: 1. baskı
    Sayfa sayısı: 288
    Türk Tarih Kurumu Şeref Üyesi, Türk tarih profesörü İlber Ortaylı bilge kişiliğinden yaşı her ne olursa olsun fark etmeksizin herkesin faydalanabileceği yaşam tecrübelerini aktardığı eseriyle karşımıza çıkıyor. En çok satanlar listelerinin başında seyreden Bir Ömür Nasıl Yaşanır, kişinin çocukluğundan itibaren ihtiyaç duyacağı çözümleri nasıl bulacağını örneklerle anlatıyor.

    Kitapyurdu, D&R ve Idefix en çok satanlar listelerinin göze çarpan 25 kitabını derlediğimiz bu haberimizden seçip okuyacağınız kitaplarla bakış açınızı bir hayli genişleteceğinizi garanti edebiliriz.
  • Kerem
    Kerem Edebiyatımızda Sevdiğim Romanlar Kılavuzu'yu inceledi.
    @SefaPezevengi·29 Ağu 2019·Kitabı okumadı
    Hani, lüzumsuz bir soru vardır: ‘Issız bir adaya düşseniz, yanınıza alacağınız üç şey nedir?’ Bu sorunun edebî versiyonu, ‘Hangi kitabı alırsınız?’dır. Sualin lüzumsuzluğu, işin bu edebî tarafındadır. Hayatlarının olmazsa olmazı kitaplar olan iyi okurların hemen anlayacağı bir hakikate terstir bu çünkü: ‘Hayatımın kitabı’ diye bir realite yoktur. Bugün, çok sevdiğim a kitabını okumak isterim; yarın ise, onun zamanı değildir; sıra, b kitabındadır… Bu, hiç şüphesiz, çok sevdiğim a kitabından yüzgeri edeceğim demek değildir; gecenin üçünde, birdenbire, pek sevdiğim bir romanın hayran olduğum bir bölümünü okumak isteyebilirim.

    Lüzumsuz addettiğim bu suale, okuduklarım içinde en güzel cevabı Enis Batur vermiştir: Yazar, sevdiği kitaplardan sevdiği bölümlerin fotokopisini çektirip, bir araya getiriyor; seyahatlerine, o özel kitabıyla çıkıyormuş.

    Bu güzel metodu herkes uygulayabilir. Kendi nâmıma, böyle özel bir kitap yapmak istersem, bir saatte listemi tamamlayabilirim: Sait Faik’ten en az beş hikâye; Binbir Gece Masalları’ndan birkaç masal; Refik Halid’den –başta Bir Avuç Saçma kitabından olmak üzere- birkaç deneme; Karamazov Kardeşler’den “Büyük Engizisyoncu” bölümü; Tevrat’tan “Vâiz’in Kitabı”yla, Kur’an’dan, “kıssaların en güzeli” (ahsenü’l-kasas) diye tanımlanan “Yûsuf Sûresi”; ve elbette, sevdiğim şairlerden birkaç şiir… Fakat bu listeyi yarın yapmaya kalksam, bambaşka bir tablo da çıkabilir ortaya.

    Aynı yöntemi, sevdiğimiz filmler için de tatbik edebiliriz: Amadeus, Gülün Adı, Modigliani filmlerinden sahneler meselâ… Dinlediğimiz eserler ise, müzikçalarlarımızda zaten vardır!

    Sözü, şuraya getirmeye çalışıyorum:

    Pek çok iyi eserden, yazıları vasıtasıyla haberdar olduğum ve telif eserleri sayesinde de, iyi edebiyatın numunelerini okuma şansına eriştiğim yaşayan klasiğimiz Selim İleri, yukarıda bahsetmeye çalıştığıma, bir özel seçkiyle; edebiyat tarihimize, sanatçının incelmiş zevkiyle bakan (hazırlanışı, iki buçuk yılı aşan) mühim bir kitapla, güzel bir örnek sundu: Edebiyatımızda Sevdiğim Romanlar Kılavuzu (Everest Yayınları).

    Kitap, adındaki ilk kelimeyi –“Önsöz”de de belirtildiği gibi-, “Behçet [Necatigil] Hoca’nın eşsiz iki çalışmasından ödünç [alıyor]: Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü ve Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü.” Üstad Selim İleri, 1874 ilâ 1980 arasında yayımlanmış romanlardan , tercih ettiği 229 eseri işliyor bu kalıcı kitabında. Tercihinin temel gerekçesi, kitabın adında aşikâr: “Sevdiğim romanlar…” İyi bir sanatçıyı o seviyeye getiren yoldaki işaretler, bir anlamda… Selim İleri, Turhan Günay ve Eray Ak’ın kendisiyle yaptığı söyleşide (9/4/15, Cumhuriyet Kitap, s.1312), şöyle açıklıyor tercih gerekçesini: “… Okur olarak tüm yaşamımda bana yardımcı olmuş, yol açmış, beni mutlu kılmış, bazen mutsuz ederek de mutlu kılmış romanlar üzerine bir okuma dökümü. … Bu kitaba gerçekten sevdiklerimi aldım. Meselâ Kemal Tahir’in en önemli romanlarından birini almadım; ama çok daha az önemsenmiş kitaplarını aldım. … Yani tamamen kişisel bir tercihi öne çıkarmaya çalıştım. … Bu kitabın kıstası şuydu: Okuyup yıllar geçtikten sonra bile, bende derin izleri süren romanları bir araya getirmek. Belleğimde yıllarca yaşattıklarım, onlarla birlikte yatıp onlarla birlikte kalktığım romanlar ağırlıklı burada.”

    Bu eser; çoğunluğun kendi kitaplarının PR’ını yaptığı (belki de yapmak zorunda kaldığı; -ayrı bir yazı konusu bu) bir edebiyat cemaatinde; sanatçının, kendisini iyi bir okur olarak yetiştirdiğini söylediği ve sanatında büyük katkıları olduğunu sıkça dilegetirdiği ‘geçmiş’ yazarlarımıza ve eserlerine gönül borcu/saygı duruşu… (Doğan Hızlan’ın yazdığı gibi: “… Bazı yazarlar …, edebiyata emek vermiş, gerçekten iyi eserler ortaya koymuş adların kıymetinin bilinmesi için sürekli didinirler. … Selim İleri, bu adların başında gelir ve o Türk edebiyatının ustalarını unutmaz, unutturmaz.” -13/6/15, “Okuma Notlarından Roman Tarihi”, Hürriyet Cumartesi)

    “Efendi Babamız” Ahmed Midhat Efendi’yle açılıp, yaşayan bir başka klasiğimiz Adalet Ağaoğlu’yla kapanan kitabın önemi; sahanın (edebiyatın), hem kitabî hem de (eser yaratarak) pratik yönden uzmanı olan bir sanatçının kaleminden çıkmış olmasıdır. Bir-iki sayfada işlenen romanın hakkını vermek, hiç de kolay değildir. Üstelik, bu kısa satırlar, anıların renkli dünyasından süzülürler. İki sayfada, anı ve öz değerlendirmeyi; eleştirmenlerin, romanlar hakkındaki yargılarını; sonunda da, ele alınan romanlardan nakledilen kilit paragrafları verebilme kabiliyetini, dikkatli okurlar gözden kaçırmayacaklardır.

    Okuyanlar görecektir; kitapta, ‘piyasa romancıları’ diye küçümsenmiş; Güzide Sabri, Kerime Nadir, Etem İzzet Benice, Muazzez Tahsin Berkant, Mükerrem Kâmil Su, Suzan Sözen gibi yazarlara da yer verilmiş. “Roman falan okunduğunu düşünmüyorum ben açıkçası. İstediğimiz kadar reklamlarla okunduğu iddia edilsin, genelde pek kimsenin romanla ilgilenmediğini düşünmüyorum.” diyen Selim İleri, ‘popüler roman’, ‘piyasa işi’ diye dışlananların da gözden kaçtığı kanaatinde: “O ‘niteliksiz’ addedilenlerin de okunduğunu düşünmüyorum. Çünkü onların içinde de her şeye rağmen sosyal endişeler var. Öncelikle siyasî çevrenin haberi yok. Yoksa bizim romanımız tehlikeyi de, gelecekte ne olup biteceğini de fevkalâde kaleme getirmiş. Nur içinde yatsın, Fethi Naci’nin ‘Ne kadar ekmek, o kadar köfte; o kadar roman!’ sözüne hiçbir şekilde katılmıyorum. Müthiş bir roman birikimi olmuş. Günübirlik bir değerlendirmede o romanlar beğenilmeyebilir; ama aradan kırk yıl geçtikten sonra, çok şaşırtan durumlar ortaya çıkıyor.” (C.K., s.1312)

    Yazımın başında bahsettiğim o seçkiyi Türk romanı için yapmak istersem, işimin çok kolay olduğunu biliyorum; çünkü biz okurların elinde, bir kalem üstadının edebiyatımıza armağan ettiği harika bir kılavuz var artık!.. Alıntılar yaptığım Cumhuriyet Kitap’ın aynı sayısında, Kılavuz’u, beş eksen üzerinden okuyan Birsen Ferahlı’nın “Bir Karasevdanın Evrak-ı Metrukesi” yazısında söylediği gibi, “Günümüzde ‘karşılaştırmalı edebiyat’ denilen disiplinin, adeta bir roman bütünlüğünde ortaya konması.” olan bu çalışma; yine Selim İleri’nin bir başka önemli çalışması olan “Türk Romanından Altın Sayfalar”la birlikte(*), kitaplığımızın ‘başvurular’ bölümüne -sık sık bakmak üzere- koyacağımız bir eserdir…

    (*) İlk baskısı, bundan yirmi yıl önce yapılan; benimse, tam on yıl önce, üçüncü baskısından (Doğan Kitap) okuduğum Türk Romanından Altın Sayfalar’ın, Edebiyatımızda Sevdiğim Romanlar Kılavuzu’ndan farkı şudur: İkincisi, 96 yazarı ve 229 eseri; ilki, 54 yazarı ve 85 eseri konu edinir. Son çalışma, ilkinden daha hacimlidir. Fakat iki baskıyı mukayese edenler, şunu göreceklerdir: İlk kitabın sayfa sayısı, son kitaptan daha fazla; o hâlde nasıl son kitap daha hacimli olabilir? Çünkü ilk kitapta, daha fazla (birkaç sayfa) alıntıya yer verilmiş; oysa sonuncusunda, en uzun alıntı on cümleyi geçmiyor. Bana göre bu iki kitap, birbirini tamamlıyor.