• “Benim eksikliğimi duymayacaksın, bu da beni teselli ediyor. O güzel, aydınlık hayatında hiçbir şey değişmeyecek... Ölümümle sana hiçbir yük vermiyorum...bu beni teselli ediyor sevgilim.”
    Stefan Zweig
    Sayfa 77 - Anonim Yayıncılık
  • 32 syf.
    ·Puan vermedi
    Neşeli Makarnalar #starkyorumluyor
    Neşeli Makarnalar, Efe Cenk adında bir çocuğun sebzelere karşı önyargısını anlatıyor. Tüm çocuklar gibi Efe Cenk de sebze göründe burun kıvıran, göz deviren bir çocuktur. Ona sebzeleri sevdirmek o kadar da kolay değildir. Ama sebzelere konuşan bir aşçıya denk gelir ve macera başlar.
    Kitap, önyargıları yıkarken bunu eğlenceli hale getirmeyi anlatıyor. Hepimiz çocuk olduk ve hepimiz sebzelere karşı önyargılıydık. Daha denemeden yüzümüzü ekşitmeye hazırdık. Efe Cenk de bizden biri. Biz bunu nasıl yendik ya da yenmedik? Bu konuda iş annelerimize düştü. Annem bizim için sebzelere şekiller verirdi ya da bizim seveceğimiz tarifler uygulardı. Efe Cenk de önyargılarını bu şekilde yendi. Yazar bu konuda annelerimizin uyguladığı yöntemi uygulamış. Sebzeleri eğlenceli bir şekilde sevdirmiş ve kitabın sonunda ebeveynlere de yardımcı olacak yöntemler sunmuş. Yazar, kitapta sebzeli makarnanın tarifini öykü içerisinde yer verirken kitabın sonuna ayrıntılı bir şekilde tarifi vermeyi de unutmamış. Bence çizimleriyle, öyküsüyle çok tatlı bir kitaptı. Çocuklarına yemek yediremeyen ebeveynler bu kitabı çocuklarına hediye etmeli.
  • Bir yuvarlak'ın benim bulabildiğim sayıda köşeleri vardır.
    Burada durup kalırsam "araştırıcı" derler bana.
    Bir yuvarlak'ın benim bilmediğim sayıda köşeleri vardır. Bu
    bildiğimde direnip kalırsam "mutsuz" derler bana.
    11


    İnsanın yininde "ameliyat" yapmak için onu bayıltmak
    gerekir.. Ruhunda yapmak için ayıltmak.
    14

    Duygularının bekçiliğini yapan kişiyi hırsız bile çalmaz
    14


    Güneşe gözlerini dikip bakarsan gözün bozulur.. Gözlük
    takıp bakarsan güneş bozulur.



    Tanrıya inanan kişiye, inanmayana göre değer vermeye
    kalkışmak çok yanlıştır. . inanmayana da inanana göre değer
    vermek.
    Sağlam, kanık, dürüst inananlar vardır. Sünepe, kişiliksiz,
    bencil inanmayanlar da var.
    Bir de öbür türlüleri.
    28

    İnsanlığa yararı dokunmamış en büyük kurumlar siyasi
    partilerdir.
    30

    Özür dilernekle bir yanlışınızı düzeltebildinizse bilin ki o
    yanlışınız küçük bir şeydir.
    30

    Bir şeyden yana isen sen belki varsındır.
    Bir şeye karşıysan sen gerçekten varsındır.
    31

    Kişi ödevini yapmadıkça suçu devlette arar .. Birkaç şey
    bulmakta gecikmez.
    Devlet ödevini yapmadıkça suçu halkda arar.. Birkaç kişi
    bulmakta gecikmez.
    31

    Açlık insanı öldüren, partileri yaşatan bir olaydır.
    34

    Zamanın varsa, her şeyin gelir geçer..
    Her şeyin varsa. . Zamanın gelir geçer.
    48

    Ülkeler iki tür insaniann bir araya gelmelerine göre iki türe
    ayrılıyor:
    1) Bir araya gelip elbirliği çalışanların ki.
    2) Bir araya gelip manzaralan kapatanların ki. ..
    52

    - İnsan mı paraya bağlı, para mı insana bağlı?
    - Bu, insana bağlı.
    55

    Bir insanı alır onun yerine bir anlam uydurur: Doğu
    Bir anlamı alır onun üstüne bir insan oturtur: Batı.
    56

    Savaşı topluluklar birbirlerine saldırmakla yaparlar. .
    Kişiler sırt çevirmekle ..
    59

    Prestij : Birinciliklerini, üstünlüklerini ortaya çıkarmadan da
    önde duran, önde kalan şey ..
    60

    Bütün bildiklerini yapan ile bütün yaptıklannı bilen ...
    Yanşa giriştiler: Birincisi kazandı.
    Savaşa tutuştular: İkincisi yendi.
    60

    Kalabalık kısa doğruyla coşabilir, uzun yalanla da coşabilir.
    65

    En uzun yalan kalabalığa söylenebilir.
    65

    Yerine getirilmeyeceğini bile bile söz alan, o sözü verenden
    suçludur.
    77

    Nüfus, bir ulusun sınırları içinde oturanların toplamıdır.
    Sınırları açıp "istemeyenler gitsin" denirse, kalanların topla-
    mına gerçek nüfus denir: Ulusun asıl gücü.
    78

    Yazarların kalemlerini ellerinden almaya ya da kalemlerine
    sınır çizmeye kalkışanlar, bir kalemde silinirler.
    Yalın bir söz, çünkü konu güçlü.
    78

    Diktatörlükde kişiler gururla utanırlar. Demokraside utana-
    rak gururlanırlar.
    79

    Sürüden ayrılan koyunu kurt kapar.
    Ayrılmayanı da keserler.
    86

    Yağınurda ısianmamak istiyorsan yağmurluğunu güzel havada taşıman gerekir.
    123

    Olayın söz olması olağan, sözün olay olması olağanüstüdür.
    129

    Aç yatan erken kalkar, tok yatan erken gider.
    134

    Öğüt; zamanında taze yenmemiş bir ekmeği başkasına bayat
    yedirme denemesidir.
    149

    Çocuklara, yapamadıklanmızı anlatıp göstermeye yüzümüz
    ve zamanımız olmadığı için mi boyuna yaptıklanmızı öğretmeye
    çabalıyoruz.
    150

    Cehaletle savaşılmaz ; boğuşulur.
    153

    Zenginin okuyacak, okuyanın zengin olacak zamanı yoktur.
    169

    Benim sizlere ihtiyacım yok.. Sizlere ihtiyacım olduğu
    kanısına ihtiyacım var.
    İşte bende yok ettiğiniz o kanı.
    192


    Yapamayacağı işleri vaadeden hükümetler, halkın bunlara
    karşı çıkmasından hoşnutsuzluk duyar, hırçıntaşır nedense.
    224

    Ben aptallığı nedense hep kişisel bir durum sanırdım.
    Bir kadro olarak hiç düşünmemiştim.
    226


    Bir kargaşalık oldu. Toplumda mal can zararına uğrayanlar
    oldu. Devlet sorumluları aradı. Bulamadı.
    Bulamazdı. Çünkü böyle durumlarda aranan arayandır.
    229

    Seni böyle konuşmakdan men'ederim.
    Evet, olabilir, ama beni böyle düşünmekden men'edemezsin.
    233

    Eğer kitaplar yaşantılardan ibaret ise:
    Buyurun okuyun kitapları .. Bakalım yaşamayı öğrenebilecek
    misiniz? Aniayabilecek misiniz?
    233

    Kitap aydının bahçesi . yobazın mezarı , aymazın hücresidir
    238

    Bilmiyorum demesini de biliyorsan yanıtlayamayacağın soru
    yoktur.
    262

    "Lafta peynir gemisi yürümez." BATAR
    273
  • "Ey Muhammed!) Eğer sana kâğıda yazılı bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle ona dokunsalardı, yine de o inkâr edenler, 'Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir' diyeceklerdi” (En'âm 6/7).
  • Göreceksin bak, sonunda bir delinin eline geçecek bu memleket, o da kendi kabahatlerini, pisliklerini örtmek için çatır çatır yakacak bu toprakları. Ülkeyi ateşe atacaklar. Bir tarafta Sultan bir tarafta vatanperverler bu memleketin üstünde ter ter tepinecekler. Hepsi bir tarafından çekecek. Ama asıl çileyi bu milletin insanları çekecek. Herkes vatanını milletini sevdiğini sanıyor ama yanılıyor. Çünkü milliyetçilik hiçbir şeyi olmayanın ‘Bari gururum ve nefretim olsun,’ demesidir. ‘Ve içinde yer alacağım bir kalabalığım.’ Bir başkasını, ötekini, senden olmayanı istemeden, herkese hak ve hürriyet tanımadan olmaz bu işler. Olsa da böyle olur işte.
  • Sevmek O kadar güzel o kadar saf bir duygu ki cesaret ister, emek ister fedakarlık ister işte bu yüzden herkes sevemez herkes sevdiğini söyler ama herkes sevdiğini hissettiremez sevmek hissettirmektir çünkü söylemek yerine hissetmek gerekir hissettiğin zaman işte gerçekten seviyorum veya seviliyorum diye bilirsin bu yüzden sevdiğiniz birine onu sevdiğinizi söylemek yerine bunu ona hissettirmeye çalışın...❤️

    Miraç Çağrı Aktaş