• Kitap hakkında kritik yapmadan önce yazar hakkında bir şeyler karalamak istiyorum. Murat Belge, sol edebiyat ve siyaset içinde önemli bir kişi olarak karşımıza çıkıyor. Ancak Belge’nin bu önemli kişiliğine sol fraksiyonların hepsinde aynı değer verilmiyor. Kimileri için entelektüel bir sosyalist, kimileri için tatlı su sosyalisti kimileri için de sosyalist görünen bir liberalist. Bana soracak olursanız bir aristokrat ve reel sosyalizmden uzak bir kişi.

    Babasının devlet kademesinde üst düzey bir diplomat olması ve yoksulluktan uzak bir hayat yaşaması Belge’nin hayatında önemli yer tutar. Entelektüel birikimini bence bu zengin ve rahat hayat şartlarına borçlu. Kitaplarını okuduğunuzda bunu zaten fark edeceksiniz.

    Sol sergiler içinde önemli bir yeri olan Birikim’e ve Türkiye’nin önemli yayınevlerinden biri olan İletişim’e öncülük etmiş ve birçok alanda çalışmalar yapmış.

    Şimdi yazarı bir kenara koyup kitaba geleyim. Kitap, Türk şiirinin bir panaromasını çizmeyi amaçlamış. Ancak başlangıcı Yahya Kemal’den yaparak önceki şiir birikimimizi ele almamış. İsminden de anlaşılacağı gibi modern şiire odaklanmış. Yahya Kemal’in şiirlerindeki şairanelikten başlamış İkinci Yeni’nin şiirselliğine kadar Türk şiir dil ve üslubunda yaşan değişiklikleri anlatmaya çalışmış. Peki başarılı mı? Bence değil. Evet şiir tahlilleri yapmış ancak yetersiz ve metottan uzak.

    Kitapta dikkatimi çeken bir kusur da şairlerin şiirlerinden çok özel hayatlarına ve kişiliklerine yer verilmesi. Belge sevmediği şairleri -ki bir tane tek var- üstü kapalı kötülemiş. Böyle bir çalışmanın mümkün olduğunca nesnel olması gerekir. Ancak Belge Necip Fazıl’ın şiirinden çok kişiliğine yönelmiş. Evet, benim de pek sevmediğim bir şair Necip Fazıl. Hatta gençlik şiirleri dışındaki şiirleri çöp. Ancak beni ilgilendiren şairin özel hayatı değil şiirleri ve dilidir.

    Eserde birçok şairi bulacaksınız ama eksiklikler dikkatinizi çekecek. Mesela Bedri Rahmi’yi göremeyeceksiniz, Gülten Akın’ı ve birçok önemli ismi.

    Velhasıl okunur mu? Bence okunur, akıcı bir dili var. Fakat Belge’nin ipiyle pek kuyuya inip de şairlere ön yargılar beslemeyin.
  • Sert Öfkeli ve Direngen Bir Şair

    İsmet Özel, kırk yıl süre zarfında yazdığı şiirleri Erbain'de topladı.
    İsmet Özel, hem toplumcu hem de ikinci yeni icersinde yer alan bir şairdir.

    Özel şiiri, öfkeli, sert, coşkulu, gür sesli, imgelem ve söyleyiş düzeyi yüksek bir şiirdir. Bu öğeleri Evet İsyan, Amentü ve Kalk Düğüne Gidelim şiirlerinde bulmak mümkündür.

    İsmet Özel siiri, kendi icinde bile çatışmacı bir şiirdir:

    Binlerce, binlerce çocuk
    Koşarak dokumuş benim kumaşımı
    mısralarındaki lirizm ile

    Hınçlar ve revolverler uçuşur
    Kabuklu yüreklerinden bazı adamların
    mısralarındaki sertlik veya öfke arasında gider gelir.

    İsmet Özel Şiiri'nde özellikle ilk mısralara her zaman ayri bir vurgu vardir. İlk mısralar digerlerine oranla daha bir güclü ve vurucudurlar.
    İlk mısrasından okura kendini bağlar Özel Şiiri.
    Örnek olarak Evet İsyan Şiiri'nin ilk dizelerini ele alalım. Bu iki dizeyi hangi şiire koysanız, güzel görükür ve iş yapar.
    Diğer dizeler de güzel fakat bu iki dize diger dizelere oranla cok daha güçlü ve okuru şiire hemen bağlayan dizeler.Yine dikkat edilirse diğer dizeler, bu iki dizenin açılımı.

    "Demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim
    göğsünde hazin ayak izleri eski Şubatların
    onu yaralar kıpırdatıyor
    ve o sertelmektedir yaralardan
    kasıklarına boşalmaktadır nal sesleri
    saçları bukleli bir çocuğu öperek uyandıran
    içimize güneşler bırakan nal sesleri.
    Keserle yontulmuş bir ağzı var sabahın
    varınca bayrakları, marşları duyuyorum
    başım çılgınca sarsılan dallarla uğraşıyor
    durup dineliyorum bütün taframla
    bütün taframla, bütün yumruklarım, bütün
    hantal yüreklerin olduğu orda."

    İsmet Özel devrimci bir şairdir. Bu sosyalizmden İslam'a gectiginde de böyledir. İsmet Özel hep sorgulayan bir şair olmustur Kapitalizm elestirisi Özel Şiiri'nin toplumsal kaburgasıdır her zaman. İsmet Özel şiirlerinde, insanı dünyaya ve kötülüklerine karşı hep tetikte durmaya ve savaşmaya çağırır.
    Yabancılaşmaya karsi bir şiirdir Özel Şiiri.
    Büyük Şiiri eleştirmeni Mehmet H.Doğan'a göre, 1971'den sonraki kesin dönüşten sonra şiirinde önce nicelik, daha sonra da nitelik yönünden düşmeler görüldü der Özel Şiiri için.

    İsmet Özel Şiir Okuma Kılavuzu adlı kitabında şiirden yoksun bir edebiyat ortamının kof olduğundan söz eder. Şiirin hayatiyeti korumak için ortaya atıldığını ve şiir okumanın bir kılavuz gerektirecek kadar çetin bir iş olduğunu vurgular. Ona göre şiir; yaşanılan bütün çirkinliklere, kötülüklere, haksızlıklara rağmen insanda savunulmaya değer, canlılığı korunmaya değer bir şeyler olduğuna içten içe ve kesinlikle inanıldığı zaman serpilip çiçek açacaktır. Farklı yerlerde, farklı yaş guruplarında, farklı kültürel eğilimde olan ve birbirlerini çoğunlukla tanımayan insanların tercihlerindeki benzerliğin ve edebiyata bağlı ahlaklarında aynı ilke birliğini taşımalarında şiirin büyük bir gücü olduğuna İnanır. Yine Şiir Okuma Kılavuzu’nda şair, şiir okumanın yaralılığını ancak hayatlarında şiir için yer açmış insanların bileceğini söyler. “Şiir nasıl okunur?”, “şiir okumanın anlamı nedir?”, “şiir okumayı bize gerekli kılan hakikat nedir?” gibi soruların sorulmadan şiir okumanın yararsız bir etkinlik olduğunu savunur. Bizim şiir okuma isteği duymamız, yokluğunu hissettiğîmiz bir şeyleri tamamlamak, bir zorluğu gidermek ve nihayet bir doyum sağlamak içindir, görüşüne bağlıdır. Şiir insanın bütüne olan özlemi duygusuyla ortaya çıkar ve şiir okuma isteğimiz bu bütüne, bütünümüze, bütün içindeki yerimize varma zorluğunu yenme isteğimizle doğar. Şiir bu anlamda yerine getirici bir silah olma özelliği taşır. İsmet Özel, şiiri bu dünyada insanın kendini tanıyabilmesine imkan veren, ayrıca insanın kendisi hakkında ona bilgi veren bîr tür olarak nitelendirir. Şair; şiir beşeri bir sestir, o insan sesidir ve hemcinslerine seslenerek içinde taşıdığı bir parça mesajı iletir, görüşüne bağlı kalarak şiirlerini kaleme almıştır.

    Şiirseverlerin bu değerli kitaba da göz atmalarını tavsiye ederim.
    Ben kendi adıma bu siirlerden siir yazma adina cok sey ögrendim ve bunu siirime bir malzeme olarak da kullandım.
    İsmet Özel, İlhan Berk, Ece Ayhan, Sezai Karakoç, Turgut Uyar ve Melih Cevdet Anday gibi degerli sairlerden her zaman öğrenilecek seyler vardir.
  • Canan Tan yazdığı diğer kitaplarından farklı olarak bu kez yıllarca yazdığı şiirlerini topladığı bir şiir kitabıyla çıktı karşıma. Canan Tan yazdıysa okunur dedim ama itiraf edeyim romanları kadar sevmedim şiirlerini. Bence yazar roman yazmaya devam etsin. Ama yine de karar size kalmıs dostlar, şiir candır dersen kitaba bir göz atın derim Keyifli okumalar
  • Çeşitli divan şiir tamlamaları, mazmunlarını açıklayan, örnekleyen alanında gayet başarılı bir kitap. Sözlük olması bu kitap gibi okunur mu dedirtebilir. Fakat yeni kelimeler yeni anlamlar öğrenmek ayrı bir haz verecektir
  • Kitab Cahit Zarifoğlu' nun yazım tarzının kelime anlamı ancak Cahit Zarifoğlunu anlamak adlı bir terim oluşturacak bir yapıt şiir okunur ama kişi için farklı anlamalar ifade eder ya bunun üst çizgisini Cahit Zarifoğlu oluşturmuş aynı şiiri beş dakika arayla okumak farklı anlamlar doğuruyor şaşırtıcı derecede zor ve derin anlamlar barındırıyor şaşırtıcı dediysem Cahit Zarifoğlu için değil benim yaşım ve okuduğum şiirler için ama benim gibi yedi güzel adama bu kadar taraflı bakan bir insanı kendilerini aşık etmeleri grubun tüm kitaplarını okumak isteği uyandırıyor onları anlamak ve herşeyi onlar gibi yorumak bir kitabı veya şiiri okuyunca onlar gibi düşünmeye çalışırsın ama Cahit Zarifoğlu gibi düşünmek onun gördüğü gibi girmek ne kadar büyüleyici olsada imkansız galiba bir gün öyle görecek olsam dünyayı daha güzel olurdu ama daha melankoli olurdu
  • Kitabın Yorumu

    “Yaşamın Anlamı”; Avusturyalı tıp doktoru, psikoterapist ve bireysel psikoloji ekolünün kurucularından Alfred ADLER (1870-1937)’in, insan yaşamının anlamını psikolojik bakış açısıyla irdelediği ve bireyin sorumluluklarını vurguladığı kitabıdır.
    Eser; yaşam felsefesine değinmeyen, sadece somut olguları konu edinen, bilimsel nitelikte olmakla birlikte mesleki terimler içermeyen, öğretici, ikna edici ve güçlü delilleriyle yönlendirici bir başucu kitabıdır.
    “Yaşamın Anlamı” kitabı; güzel bir “toplumsal yaşam kılavuzu” ve kapsamlı bir “insanı/kendini tanıma rehberi”dir.
    Bizce, kitabın üç kelimeyle özeti; “İşbirliği, Psikoloji, Çocukluk” üç kelimeyle yorumu ise; “Ebeveynlere, Anlaşılır, Değerli.”
    Kitabın adı, konusuna uygun seçilmiş, kitabın içeriği ise yaşamın anlamı üzerine uzun ve psikolojik açıklamalardan, çözümlemelerden, tavsiyelerden örneklerle oluşturulmuş. Son yıllarda kitap; “Yaşamın Anlamı ve Amacı” adıyla da yayınlanıyor.
    Bireysel psikolojinin önemli konularının irdelendiği kitapta;
    - Ana tema olan “toplumsal işbirliği"nin en önemli kavram olduğu,
    - İşbirliğinin (yardımlaşmanın) topluma / toplumsal yaşama katkıda bulunmak için yapılması gerektiği, sadece onay almak veya bundan menfaat temini için yapılan işbirliğinin sağlıklı olmadığı,
    - İşbirliği yapmanın tüm sorunlardan çıkış yolu, bireylerin kafalarına işlenmesi gereken en kritik fikir, suçluların topluma kazandırılmaları için tek reçete olduğu,
    - Küçük veya büyük tüm psikolojik sorunların ve davranış bozukluklarının, sanıldığı gibi kalıtsal özelliklerden değil, tamamen çocukluktaki yaşanmışlıklardan ve yanlış yetiştirilme şeklinden (şımartılmış çocuk, ihmal edilmiş çocuk veya baskılanmış çocuk) kaynaklandığı,
    - Bireysel ve toplumsal sorunların çözümü için; bireylerin bu anormalliklerinin kaynağının tespit edilmeden tedavilerinin mümkün olmayacağı,
    - Bireyin yaşamda üç ana sınırlamasının ve bu sınırlamaların getirdiği üç sorumluluğunun bulunduğudur.
    Yazara göre bunlardan ilki; “Dünyada yaşadığımız gerçeği”dir. Bu sınırlama bize; dünyaya katkı sunmamız, kendimizi, aklımızı, bedenimizi geliştirme sorumluluğumuzu getirmektedir ki bu toplumsallığın gereğidir. İkincisi; “Çevremizde başka insanlar da var. Biz onlarla birlikte yaşamak zorundayız.” sınırlamasıdır. Bu bireye sosyal bir insan olma ve meslek sahibi olma sorumluluğu getirmektedir.
    Üçüncü sınırlama ise; “İnsanların iki cinsten oluştuğu”dur. Bu sınırlama, bireylerde ve toplumda evlilik ve aile sorumluluğunu doğurur.
    Kitabın dili sade ve anlaşılması kolaydır. Kısa cümlelerden oluşan ve kesin hükümler kitapta; dolambaçlı tasvirlere girilmeden doğrudan anlatım metodu kullanılmış ve mesajlar net olarak ortaya konmuş. Ayrıca; konuların sadece teorik değil, gerçek örneklerle de ortaya konulması kitabı daha okunur kılmış.
    Eğer özgün metindeki anlatım kusurlarından kaynaklanmıyorsa, bir çeviri sorunu olarak; bazen cümleler arası anlam atlamaları veya manayı tam karşılamayan kelimelere rastlayabiliyoruz. Yine de, bunlara ç🆗 takılmaya gerek yok, çünkü yazarın kastı rahatlıkla anlaşılabiliyor.
    İçeriğinin dolu olması ve yorum gerektirmesi nedeniyle; kitabın, bir çırpıda okumaktan ziyade, parça-parça ve zamana yayarak okunmasının daha mantıklı olduğunu belirtmemiz gerekir.
    Kitabı bitirip kapağını kapatınca; akla “Keşke daha önce okusaydım” fikri geliyor (klasik bir cümle olsa da kitap bunu hak ediyor). Ayrıca; tuhaf, dengesiz veya sıra dışı her bireysel davranışın, geçmişten gelen bir sebebi olduğuna, bunu anlamak için de uzman olmak değil, dikkatli bir gözlemci olmak gerektiğine ikna oluyorsunuz.
    Sonuç olarak; başta anne-babalar olmak üzere çocukların eğitiminden sorumlu olanlar ve aile üyeleri için faydalı bir eserdir. Hem ders kitabı kalitesinde, hem de bir roman akıcılığındaki Alfred ADLER’in “Yaşamın Anlamı” kitabının okunmasının, bireysel ve toplumsal olgunlaşma adına faydalı olduğunu düşünüyorum.

    Kitaptan Alıntılar

    * “Şımarık çocuk, isteklerinin yasa olmasını beklemek üzere yetiştirilmiştir.(Sayfa 21)
    * “İlk anılar önemlidir. Öncelikle kökenleri ve en basit ifadeleriyle yaşam biçimini gösterirler.” (Sayfa 76)
    * “Bir psikoloğun dediği gibi ‘Bizler rüyalarımızda şairiz.’ Neden rüyalar şiir ve mecaz dilinden konuşur? Yanıt basittir. Simgeler ve mecazlar olmadan düz bir şekilde konuşursak sağduyudan kaçamayız.” (Sayfa 101)
    * “Aile içindeki konum bireyin yaşam biçiminde silinmez bir iz bırakır. Gelişimde karşılaşılan her güçlük aile içindeki rekabet ve işbirliğine ilişkin eksikliğin doğal sonucudur.” (Sayfa 148)
    * “Mozart’ın ailesi müzikle ilgiliydi ama Mozart’ın yeteneği kalıtsal değildir. Ailesi onun müzikle ilgilenmesini istemiş ve ona bu konuda her türlü desteği sağlamıştı.” (Sayfa 162)
    * “Büyük bir ağacın gölgesinde büyüyen küçük bir ağaç gibi ağabeyinin gölgesinde büyümüş, iyi huylu ağabeyine kıyasla önemsenmediği ve ihmal edildiği izlenimi edinmişti.” (Sayfa 194)
    * “Yaşamda en büyük güçlükleri yaşayanlar ve başkalarına en büyük zararları verenler başkalarıyla ilgilenmeyen bireylerdir.” (Sayfa 238)
    * “Anlaşılması gereken bir başka nokta, aşkın her soruna çözüm getiremediğidir. Ç🆗 çeşitli aşklar vardır ve evlilik sorunlarını çözmek için çalışmaya, eşlerin birbirine karşı ilgili olmasına ve işbirliğine güvenmek daha iyidir.” (Sayfa 266)
  • Kitabı okurken birçok yerde kendinizi bulduğunuzu ve kitapla içselleştiğinizi görüyorsunuz. Atay birçok üstünde durulmayan konuları ve azınlık birçoğunluğun duygularına tercüme karakteri yoğun birşekilde inceleyip kahramanlaştırması çok muazzam birkalemcilik açıkçası. Bazı tahlillerde toplumun burjuva kısmını yererken bir taraftanda ironikbir anlatımla dalgaya alan bir mizacı var,(bu yönü için bile okunur bu roman) kendini toplumda yersiz bulan, tutunamayan, bağlanamayan insanların iç sesi. Zaman zaman çocukluk anılarını anlatan şiir dizelerine o keskin zekası aksediyor. Aslında kitabı yazacak olsam tek kelime tek sayfaya sığdırabilirim ama bu anlatacaklarım ve bu üstü örtülmüş konuyu, kendiiçindevolkankimselerin sesini duyurabilmek, onların yazgısını dile getirmek, ukdelerine dil olmak ve henüz hayatımızdan atamadığımız sınıflandırmayı göstermek için yazdım diyor sanki Oğuz Atay.
    Ayrıca eşi bulunmaz bir dostluğu olan Selim ışık la Turgut u okumak çok güzel. Turgut un hayali birisiyle konuşarak Selim e olan hasretini paylaşması insannın kendi içinde yalnızlaştığını da gösteriyor. Bu kitabın da ben de anısı çok fazla. Okumak isteyenlere hiddetle tavsiyeedebilirim ki bence bu kitabı mutlaka okuyunuz. Umarım engüzeldakikalardaderinkelimeleştiremediğinizduygulara ışık olup aydınlatır. ️