• -Konuşsan da duyan yok ...
    -Ben duyuyorum. Uyuyamıyorum zaten vir vir vir başım şişti.
    -Bu bir söz Legolas.
    -Konuşsam tesiri yok sussam gönül razı değil. Uyu Ozancığım. Yarın iş var.
    -Yarın sana sayfa açacağız Legolas.
    -Sakın beni ekleme.
    -11🙄
    -?
    -11 gibisin. Dizide ki garip kız gibi.
    -Sen de kardeşini başkalarına veriyorsun. Ben mi garibim?
    -Melikeye hibe edeceğim.
    -Vicdansız
    -Yat uyu
    -😡
    -😡
  • Bu kuru söz kalabalığı, sana dokunamadığım için. Seni kollarıma alıp uyuyabilseydim, bunca mürekkep şişede de durabilirdi.
  • Dava açacağım baba, dedim; hatta kimin mahremiyetine dil uzattı ve kimi olduğundan farklı gösterdiyse, onlarla birlikte dava açacağım
    Gözlerini kırpmadan can kulağıyla beni dinliyordu.
    Dava mava açma dedi birden; Kazansa da kaybetse de fark etmez, her iki sonuç da rahatlatır onu. Çünkü hesap bu dünya da görülmüş olur. O sana söz verirken Allah orada değil miydi, ona ne şüpe, ona ne şüphe, elbette ordaydı! Amacı her neyse, onu elde edebilmek için Allah'ı da aldattı yani o şahıs. Bu sebeple sen onu Allah'a havale et! En münasip zamanda, en isabetli silleyi Allah'tan başka kim vurabilir?
  • «Sevgi» canlı varlığın, haz veren bir nesneye karşı meyil duymasıdır. Söz konusu meylin pekişip güçlenmesi haline «aşk» denir.

    Aşk duygusu, aşkın sevgilisine kul olması ve sahip olduğu her şeyi uğrunda feda etmesine yol açacağı bir dereceye varabilir.

    Züleyha’nın Hz. Yusuf’a (A.S.) karşı duyduğu aşkın ne dereceye vardığına bir baksana! Kadının bütün servet ve güzelliği bu uğurda gitmiş. Yetmiş deve yükü mücevher ve gerdanlığının var olduğu söylenir, hepsini Hz. Yusuf’un (A.S.) aşkı uğruna harcamış, «Bu gün Hz. Yusuf’u gördüm» diyen herkese eline geçeni zengin edecek değerde bir mücevher vere vere elinde hiç bir şey kalmamış.

    Aşırı aşkından dolayı diğer her şey aklından çıktığı için karşılaştığı her şeyi «Yusuf» diye çağırır olmuş, o kadar ki, başını göğe kaldırdığı zaman Hz. Yusuf’un (A.S.) adını yıldızların üzerinde yazılı görürmüş.

    Rivayete göre Züleyha iman edip Hz. Yusuf (A.S.) onunla evlendikten sonra eski aşığı ve yeni kocasından ayrı yaşamaya yönelerek kendisini ibadete vermiş, varlığını tamamen Allah’a adamış. Hz. Yusuf (A.S.) kendisini gündüz yatağa çağırsa «akşama» diye savar, akşam çağırınca da «yarına» diye ertelermiş.

    Nihayet bir gün Hz. Yusuf’a (A.S.) demiş ki, «ben sana Allah’ı tanımadan önce aşık olmuştum, fakat O’nu tanıyınca kendisine karşı duyduğum muhabbet, diğer her şeyin sevgisini gönlümden giderdi. O’nun sevgisine bedel istemiyorum.»

    Hz. Yusuf Züleyha’nın bu sözlerine şöyle karşılık verdi, «seninle birleşmemi emreden ulu Allah’dır. Senden iki çocuğumuz olacağını ve bunları Peygamber olarak görevlendireceğini bana bildirdi.»

    Bunun üzerine Züleyha, «Allah sana böyle emrettiğine ve beni de böyle bir neticeye vesile olarak seçtiğine göre Allah’ın emri başım üzerine!» demiş. Bundan sonra ancak kendini Hz. Yusuf’a (A.S.) teslim etmiştir.
  • 160 syf.
    ·15 günde·Beğendi·10/10
    Çok sevdiğim bir dostumun armağanıydı bu kitap. Diyette olduğum halde, sağlıklı ama tıka basa yediğimiz ( şekersiz, tatlandırıcısız dondurma da dahil ) bir yemek sonrası, gel dedi sana bir kitap alacağım, Karatay'ın ilk kitabı.. çünkü geceleri acıktığımı söylemiştim..şimdi dedi niye acıktığını bu kitabı okuyunca anlayacaksın..dedim kalıpları kıralım, Karatay hoca, oldukça sivri çıkışları olan, her dediği halk tarafından hemen onay görmeyen şüphe edilen bir hoca..belki de ekmek yemeyin deyip, lahmacun yerken yakalandığı için, olamaz mı? :))))))
    Sonuç olarak kitabın kapağında yazdığı gibi, bilimsel olarak kilo vermenin abc'si anlatılmış hakikaten de..her şey bilime dayalı ve vücudumuzdaki mekanizmaya.. çok şey öğrendim..İnsülin, leptin ve glukagon hormonlarının işlevlerini ve gece akşam yemeğinde yediğimiz son lokmadan sonra ağza hiç bir şey sürmediğimizde bu hormonların nasıl çalışıp bize neler kazandırdıkları( aslında iyi anlamda kaybettirdiklerini), düşük glisemik indeksli gıdaların (yiyeceklerin içindeki karbonhidrat miktarı olduğunu öğrendim bu tanımın) acıkmayı geciktirdiğini, yumurtanın nasıl pişirilmesi gerektiğini (fazla piştiğinde yumurta sarısındaki omega3'ün trans yağa dönüştüğünü), sağlıklı olan yağların, işlem görmemiş yağların nasıl faydalı olduğunu ve vitaminlerin vücutça emilmesi için bu yağlara ihtiyacı olduğunu, omega 6'nın işlem görmemiş olanını ve belli oranlarda tüketilmesi gerektiğini, yüksek ısıya maruz kalmış yağların trans yağa dönüştüğünü, yumurtanın kolestrol sebebi olmadığını, kolestrolün vücutta yüksek olmasının başka bir hastalık sebebi olduğunu, çünkü koleestrolün aslında güçlü bir antioksidan olduğunu, kaaciğerin bu hastalıklarla mücadele için kolestrol ürettiğini, sağlıklı ve doğru pişirilmiş bir kırmızı et tüketiminin kolestrol sebebi olmadığını, tam tersi yükselmeyi önlediğini ve daha burda sayamayacağım pek çok şeyi öğrendim..
    iyi ki okumuşum, tüm arkadaşlarıma, büyüklerime tavsiye edicem ve okutturucam ;)) ve tabii sizlere de..kitap sonunda örnek diyet programı ve sağlıklı 3-5 yemek tarifi de var..beki onlar da ilginizi çeker..ve tabii Karatay diyetini yaşam tarzı haline getiren hastaların düşünceleri de son söz olarak eklenmiş..keyifle okudum..tavsiye ederim, okuyun
  • 4953 syf.
    Divan-ı Kebir’i Okuma Denemesi
    24.09.2020 - Ülker Gündoğdu
    Divan-ı Kebir’i Okuma Denemesi
    Hazinelerle dolu kitapların size sunduğu mucizeleri sonsuzdur. Mucize barındıran eserler duyguları değiştirme gücünü muhafaza etmektedir. Düşünsel ve ruhsal dönüşüm yaşatan şaheserler insan ruhunda derin izler bırakarak, insan olma/beşer olma anlamını zihinlerde perçinleyerek, bunun sürekli bir biçimde kalmasını sağlar. Bu izler, insanoğlu her kendini unutmaya başladığında gözükmeye başlayarak, tekrardan kendine döndürmeye vesile olur. Tıpkı Mevlana’nın eserlerinde olduğu gibi. Mevlana Celaleddin Rumi (1207-1273) Harzem başkenti Belh’te doğmuş, bir çeşit hicret de denilebilecek göç ile Selçuklu Anadolusu’na gelmiştir. Anadolu’nun tam da kalbi diyebileceğimiz bir şehre, Konya’ya yerleşir, bu kalp şehrinden diğer şehirlere, diğer ülkelere, dünyanın geneline sevgi, muhabbet, ilahi aşk, Tevhid tefekkür aşılayarak tasavvufun menbaaından insanlara hakikati sunmaktadır.
    Hz. Mevlana’nın eserleri yüzyıllardır dünyada ölmez yapıtlar arasında yer almaktadır. Mevlana fikirlerini daha iyi anlatmak için konuyla ilgili ayetler, hadisler, tefsir ve şerhleri, yorumları, peygamberlerin, erenlerin hikâyeleri, İran-Yunan mitolojisi, mezhep anlayışları, bunların intikadı, fıkıh ve tasavvuf, zamanın bütün bilgileri, tıp bilgisi, hayattan alınan benzetişler, atasözleri, örf mecazları, devri, devrindeki olaylar, insani görüş, ileriyi görüş, insani duyuş ve düşünüşü fikirleriyle harmanlayarak sunmaktadır. Mevlana bu yüzdendir ki yüzyıllar geçtikçe yeniden doğmakta, ölümsüzlüğüyle insanlığa yayılmaktadır. Mevlana’nın görüşleriyle süslediği eserlerinde bütün bir hayat konu edilmektedir.
    Eser, Teknoloji çağının robotlaşmış insanlarını, mana yönünden zenginleştirmektedir. İnsan kaybettiği sabrını, ilim aşkını, manevi gücünü Mevlana’nın eserleri sayesinde tekrar kavuşmaktadır. Heva ve isteklerinin esiri olmuş çırpınan insanları, hakikat ve irfana eserleri ile ulaştırmaktadır Mevlana. Allah’ın sırlarına öngörülü olmak isteyenler için bir köprü olan eserler Kur’an-ı açıkça anlamanıza yardım etmektedir. Huyları güzelleştirmekte, içinizdeki cevheri ortaya çıkarmaktadır. Gönül ehli, Allah yolunda, manevi ve ruhani yaşayanlara ve gerçek asilzadeler için bir lütuf niteliğinde eserlerdir. Nefsinin zincirlerini kıran, maneviyata kendini veren gönül ehli olanlara hitap etmektedir. Körelmiş duygularımızı uyandıracak heyecanı veren, İlahi Aşk’tan beslenen eserleri okuyup sindirmeye muhtaç gönüllerimizi, irfan hazinesinden ruhen aydınlatarak huzura kavuşturmaktadır.
    Bir Gönül Kitabı: Divan-ı Kebir
    Divan-ı Kebir sekiz kitapta 35.945 beyit ve 4.753 sayfadan oluşmaktadır. Eser Mevlana’nın sema ederken dilinden dökülenleri “katibül-esrar” diye isimlendirilen yazıcılar tarafından kâğıda dökülmesiyle oluşturulmuştur. Mevlana’nın meyhanesi, gönül meyhanesidir. O’na şarap sunan, Kudret elidir. O’nun sevgilisi, sevgiyi yaratan Eşsiz, Ortaksız sevgili. O’nun mecazlarını anlamayanlar, hiç olmazsa anlamadıklarını, anlayışsızlıklarını anlasalardı. Divan’la Mesnevi, üslup, ifade, eda, konu bakımından aynıdır; yalnız bu iki eserde tarz ve vezin farkı vardır. Coşkunluğu, heyecanı, duyguyu en yerinde, en kudretli, en özel bir ahenkle vermektedir.
    Yıllar önce Mevlana hazretlerini rüyamda görmüştüm. Mevlana’nın beni çağırdığına yorduğum rüyam üzerine Mesnevi adlı devasa eserini alıp okumaya başladım. Böylece bu eseri ile Mevlana’nın tesiri altına girdiğimi, onun ortaya koyduğu eseriyle insanlığa seslenmeye devam ettiğini, bu etkinin, dolayısıyla, ölene dek hayatımda önemli bir unsur olduğunu söyleyebilirim.
    Zekasının zerafeti ile yüceler yücesi Mevlana’nın eserlerini okuma lütfu böylece nasibim oldu. Kuran’ı Kerim’de geçen kıssaları ters psikoloji yöntemi kullanarak aktardığı Mesnevi, topraktan nasibini alan bedeni, göklere çıkarıp yüceltmektedir. Bu durum eşref-i mahlukât durumuna işarettir. Mesnevi, bu gün, Avrupa da psiko-terapi olarak uygulanmaktadır. Yapıt akıllara durgunluk vererek okuru arındırıp ruhsal bir dinginlik sunmaktadır. Bu durum, evliyaların kerametiyle açıklanabilir belki de. Tasaavuf’un engin deryasına dalıp Şems ile aşkın sokaklarını kat eden Mevlana, gördüğü hakikatî insanlara açıklamaya/sunmaya çalışmaktadır bir nevi. Her kıssası bir hissedir ve bundan ancak, nasibi olanlar alabilir.
    Mevlana kendi değimiyle “Söz adamlığından, gönül ve ruh adamlığına yol aldı.” Hayatının son dönemlerinde Mesnevi’yi yazdı. Mevlana’yı okumak mucizevi bir azınlığın nasibidir. Diğer âlem Gayb’ın sırrına ererek insanların ruhunu keşfedip tekamülüne büyük katkı sağlamaktadır. Dünyaca ünü geçmişe, şimdiye ve geleceğe sığmamaktadır. Dünya çapında bir alim olan Mevlana, herkesin fikir zenginliğine katkı sunmaktadır. Hemen hemen her konuyu aydınlatan eserlerinde, alemlerin sırlarına kapı açan gizemleri insanlığın yararına sunduğu mutlu bir okurun ayrıcalığıdır.
    Okurun görüşünün sınırlarını yıkan, bilgileri, düşünceleri, yöntemleri ile duygulara verdiği yararlı hazzı içermektedir. Olumsuz konulara eğilerek okurun âlemlerle uyumunu anlamasına net ışık tutmaktadır. Âlemleri yaradana kendini teslim etmiş Alimin eserleri bir rehber kitap niteliğindedir. Ölmeden önce ruhumuzu keşfetmek zorundayız. Mevlana, kendimizi keşfetmemizi sağlamaktadır. Gönlünüzün huzurunu af dileyerek, aklınızın kilidini okuyarak, ruhunuzu yaradan ile birleştirir bir görür isek İlahi Aşk gönlümüze konacaktır.
    “Ben soluk almıyorum ama Biziz üfüren soluğu boyuna üflüyor bana; feryadım ta Ülker burcuna dek gidiyor.” Kararsızlığın, karar aramandan ileri gelmektedir; kararsızlığı iste de karar gelsin sana. Dileğini elde edemeyişlerinin hepsi, dilek peşinde koşmandan ileri gelir; yoksa bütün dilekler, önüne dökülür. “Hasedinden gönülleri dikenlerle yaralayan, bütün bunları yaptın da sonra o mezara sığdın. Elini tutan, zamanın hasbeki olur.Gönlün sözü susmakla söylenir. Hünerli aklın başında bir yeldir, var ama bir kadeh şarap sundum mu o yel kalmaz savurur gider.(s357) (7.kitabın1.cildi) Can, gönül oynamaya başla aşık olduk biz. Esrikim, kurtulmuşum Mustafa’nın nuruyla ayı ikiye böleyim.”
    “Gül bahçesinde, yeşillikte benim gibi güzellerle, hoş kişilerle yer yurt tutarım; kuyudan da kurtulurum, ipten de; çünkü zaten çemberin dışındayım ben.”(s.180) Derken peygamberlerin yaşadığı zorluklardan kurtuluşlarının tercih ve farklılıklarından kaynaklandığına kapı aralamaktadır Mevlana. Dumanımı arttırma hasetçimi sevindirme. Benliğinden geçtin mi iki dünyadan da geçersin. Mevlana, âlemin her solukta yaratılmakta durmadan yenilenmekte olduğunu kabul etmektedir. Ömür ırmak gibi geri gelmemek üzere akmaktadır. Aşkı uçanlara kol kanat veren sevgili, uluların dayancı, güvenci bizi de onlardan say.
    “Bir gizli defineydim, bilinmeyi sevdim, diledim de halkı yarattım.” Diyor yaradan. Ömrümüzün güzü uyur, ilkbaharı uyanır. Mevlana’nın eserleri ile dünden geçer, yarının ahvalinden kurtulur, aslı olmayan şeyleri boş verir, İlahi Aşk’ı tanıyarak sevgi kaynağınızı fark edersiniz. Cömertliği, doğruluğu, adaleti, ölçülü olmayı, anlayışlı olmayı, alçak gönüllülüğü, inancı, yaratılanı sevmeyi, yaratandan ötürü, nezaket ve zerafeti, güzel bakmayı daha nice mucizeyi okura nakşeden eserler noksan tarafınızı tamamlamaktadır. Arı duru su gibi kalbe sahip olacağınız heyecanı içinize doldurmaktadır.
    Eser hayata dair konuları, kökten değiştirebileceğiniz fikirleri aktarmaktadır. Yapıtın ortaya koyduğu ögeler dönüşeceğiniz, içsel huzura ereceğiniz, tüm duygu kontrollerinizi sağlayacağınız, zihninizi açacağınız, kalbinizi arındıracağınız, maneviyatınız için çok değerlidir. Muazzam öğütlerin ışığında ortaya konulan Divan-ı Kebir, düşünce, duygu, inanç, yaşam noktasında önemli bakış açıları elde etmekte okunacak yegâne eserlerdendir. Okurun maneviyatı hakkında bilinmezliğini giderecektir. Mevlana dünyaca saygıdeğerliğini yapıtları ile asırlara yaymaya devam etmektedir.
    Naif cümlelerle örülen bu eser, aşk ikliminde bir yolculuğa çıkartmaktadır. Bir pervane kelebeği gibi ışığa râm olmuş kalpleri, ateş denizine sürüklerken okurları, aşkı aşka bulandırmadan hakikatle raksa tutmaktadır. Derdi aşk olanın heybesini aşkla dolduracak, derdi hakikat olanı ise o hakikate salik eyleyecek bu eser, devasa eseri olan Mesnevi’yi anlamada önemli bir yere sahiptir.
    Mevlana
    Divan-ı Kebir
    8 kitap
    4.753 sayfa
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
    Ülker Gündoğdu -
    Ülker Gündoğdu Divan-ı Kebir Mevlana Celaleddin-i Rumi
    http://www.kitaphaber.com.tr/...-denemesi-k3690.html