• Efendimiz (sav) ailesini ve yakınlarını ona hatırlatarak :"Neden peki benim için ölümü göze alırsın." diye soruyor. Bu soru üzerine Hz Ebû Bekir diyor ki :" Ya Resûlullah. Eğer ben ölürsem sadece babam Ebû Kuhafe'nin evi ağlar. Ama sen ölürsen, sana bir şey olursa, bu ümmet ağlar, bu din ağlar, varlık aleminin tamamı ağlar. Sen değil, ben senin yolunda ölmeliyim."
  • Siyonist işgal rejiminin eski başbakanlarından Menahem Begin'e bir basın toplantısı esnasında Hollandalı bir gazeteci tarafından şöyle bir soru yöneltilir. Soru çok manidardır. Şöyle diyordu sorusunda Hollandalı gazeteci: "Hz. Muhammed'in İsrail oğullarıyla ilgili bir beyanatı, bir mesaj. bir haberi, bir hadisi var. Orada diyor ki Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Bu savaşta Müslümanlar Yahudileri öldürürler. Hatta bir Yahudi taşın, ağacın arkasına gizlenir. Bunun üzerine o taş, o ağaç, -Ey Müslüman, Ey Allah'ın kulu! İşte arkamda bir Yahudi. Gel, onu öldür- der. Yalnızca garkad bir şey söylemez. Zira o, Yahudilerin ağaçlarındandır. Neticede böyle olacağını söylüyor. Bu söz için ne dersiniz, bunu nasıl değerlendirirsiniz, daha önce bu sözü
    işittiniz mi?"
    Begin'in cevabı aynen şöyledir: "Biz 6 yaşındayken bizi okutmaya gelen hahamımız Muhammed'in (as) sözünü bize aynen anlattı. Yani ben bu sözü 6 yaşındayken işittim. İşte biz de Yahudiler yani İsrail oğulları olarak bu sözün karşısında tedbirimizi almışız, almaya devam ediyoruz. Tezgahlarımız, ajanlarımız, teşkilatlarımız, elemanlarımız öyle çalışıyoruz ki Muhammed'in (as) haber verdigi bu ümmet meydana gelmesin diye her tedbiri almışız."

    Yine aynı Begin, "Ey Araplar, bizi yenemezsiniz. Çünkü biz 24 saat çalışıyoruz. Bizi yenmeniz için 25 saat çalışmanız gerekir." diyerek acı da olsa bir hakikate parmak basıyor.
  • Türkiye istiklalini kazandıktan sonra Kemal Paşa,Tarih Kurumu kuruyor.Yahu sen askersin,Cumhurbaşkanı olmuşsun,sana ne tarihten!Biliyor o,farkında,Türklerin kimliğini oluşturmak lazım,ortaya çıkarmak lazım.Bunun için de tarihi çok ciddi bir şekilde inceleyeceksin,başka çaren yok.Bu nasıl incelenecek;tarih âlimlerini çağıracaksın,toplanacaklar,kurultay yapacaklar.Kararlar alınacak.
    Bununla yetinildi mi?Hayır.Bir ümmet kültüründen geldiğimizin son derece farkında,çünkü dilimde bir ümmet kültürünün getirdiği bütün özellikler var.Osmanlıca,hem Farsçayla hem Arapçayla ilişkili.Farsça-Arapça İslam’ın dini dilleridir.Nasıl Hristiyanlıkta Latince ve Yunanca böyle bir özellik taşıyorsa,İslamiyet’te de bunlar taşıyor.Osmanlıcada bunların olması çok doğaldır.Ama sen milli bir devlet olursan,ki milli devlet kendi dilini oluşturmak zorundadır,bunun teşebbüsü İçin Dil Kurumu’nu kuruyor.Tarih Kurumu’nu kuruyor ve bunlarla ulusal devletin platformunu hazırlamaya çalışıyor.Öbür taraftan sanatta da “Türkleri nasıl olur da ümmet kültüründen çıkarabilirim” diye uğraşıyorlar.Bunun için de ulusal şiir,ulusal roman,ulusal edebiyat gibi temaları ciddi şekilde izlemeye çalışıyor.Bu o günlerin edebiyatına,kültür hayatına,fikri hayatına baktığımızda çok net görünüyor.
  • mübtedî*
    mübtedî* Talha b. Ubeydullah; Şehidü'l Hayy / Yaşayan Şehit'i inceledi.
    150 syf.
    Selâmun âleyküm ve rahmetullâhî ve berakâtühû ve mağfiretihî.
    ” قَالَ رَبِّ اشْرَحْ ل۪ي صَدْر۪يۙ وَيَسِّرْ ل۪ٓي اَمْر۪يۙ وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَان۪يۙ يَفْقَهُوا قَوْل۪يۖ“
    Mûsâ "Rabbim!" dedi, "Kalbime genişlik ver.
    İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz,
    Ki sözümü iyi anlasınlar."

    Talhate't-Talhat, 'Talhatü'l-Hayr, Şehidü'l-Hayy, Cömertlerin Efendisi, Ümmet'in İnfak Şovalyesi, Rasûlullâh'ın Cennet'i vacip olarak müjdelediği, 8. İslâm gönüllüsü, Talha bin Ubeydullah...


    Kendisini cömert nasıl olunur, Müslüman nasıl İnfak etmelidir, Rasûlullâh için kendinden nasıl vazgeçilir, Risâlet Davası'na yaraşan er nasıl olunur, arkadaşlık nasıl yapılır, din kardeşliği nedir sorularına cevap olarak okuruz. Uhud'da Rasûlullâh'ın önünde durup, sol elini Rasûlullâh uğruna okların hedefi yapan Talha'yı, çolak kalmanın şerefini gururla taşımak nasıl olur onunla okuruz.

    Talha bin Ubeydullah, cömertliğini Rasûlullâh'ın arkadaşı olduğu için daha çok artırmış, ve Efendimiz'in "Talha ve Zübeyr benim cennette komşularımdır." müjdesine nail olmuştur.

    Bu incelemede de Ehl-i Sünnet'i derbeder etmek için kullandıkları Cemel Vakası'na değinmek istiyorum.
    Üçüncü halife Hazreti Osman yumuşak mizaçlı ve sert davranamayan birisi olduğu için fitnelere ses çıkaramamış, halifelik döneminde Rasûlullâh kentinde kan akmasını istemediği için her şeyi tatlı dille çözmeye çalışmıştır. Lâkin münafık güruhu rahat durmadığı için, isyanlar çıkmış ve Hazreti Osman evinde şehit edilmiştir.
    Hazreti Osman'ın şehadetini sorgulamadığını söyledikleri Ali'yi, Hazreti Aişe'yi de "Ali bu işi saklıyor, kesin parmağı var bu işte" cümleleriyle etkileri altına alan münafıklar, bu sefer de iki kardeş grubu karşı karşıya getirmişlerdir.
    Bir tarafta Hazreti Ali, bir tarafta Hazreti Talha b. Ubeydullah ve Hazreti Zübeyr...
    Hazreti Ali, Rasûlullâh Efendimiz'in "Siz bir gün karşı karşıya geleceksiniz ve haklı olan Ali olacak" cümlesini hatırlatınca Zübeyr, savaştan ayrılmıştır.
    Yani burada, kimsenin bir hatası yoktur. Hele hele Ehl-i Sünnet'in hiç hatası yoktur. Hatanın tek sahibi, münafıklar ve reisleridir.

    Daha anlatamadığım birçok bilginin bulunduğu bu kitabı okumak, Sahâbe'leri anlamaya hayatını adamaya karar vermiş ve örneklerini Allah ve Peygamber'lerinden bulsun insanlar diyerek teşvik etmiş Muhammed Emin Yıldırım Hoca'nın bu ilim ve maneviyat satırlarını okumak, her Şehâdet edenin üzerine borçtur.
    Ben görevimi yaptım, Rabbim mükâfatını ve istifâdesini çoğaltsın.

    “Şüphesiz Biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, hak (Kur'an) ile gönderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın.”
  • 2. Halifemiz Hz. Ömer (radiyallahü anh) :

    "Bu ümmet hakkında en çok korktuğum, ilim sahibi olan münafıktır."
  • Emri bil maruf nehyi anil münker yapısıyla en hayirli ümmet olmak(aliimran 110)
    Orta yol ummet(bakara143)

    Bu ayetler Müslüman toplumların ahlaki özlerini korumaları gerektiğini hem de insanlığa söyleyecekleri sözün ancak fıtrat değerleri doğrultusunda olabilirse karşılık bulacağına işaret eder