• 193 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Kitap Yorumu//Cehennem Geçidi II-Alpaslan Hız
    .
    Cehennem geçidini açmaya çalışan ikizler, Harut ve Marut ile savaşmaya hazırlanan ve yeni müttefikler toplayan Daniel, Ela ve Tomy Babil topraklarında kıyamet savaşına hazırlanıyor. Daniel ise içindeki Nusku ile savaşmak ya da anlaşmak konusunda ikilemde. Kim kazanacak?
    .
    Türk fantastik edebiyatının orijinal konu işleme konusunda başarılı yazarı Alpaslan HIZ hem kurgu başarısıyla hem de arkadaşlığımızın kontenjanından beğendiğim bir yazar Şaka bir yana, kesinlikle zihninde dolanan kurguları seviyorum. Türk edebiyatındaki fantastik kurguların azlığı da düşünülürse kesinlikle nadir ve başarılı bir yazar yapıyor kendisini kitabındaki konusal başarı. Ayrıca her ne kadar arkadaşım da olsa, ona koca The Witcher kutulu setini Tüyap fuarında taşıtmış olsam da , bu eleştirmeyeceğim anlamına gelmez. önce öveyim ama dur daha eleştiri tarafına geçemedim.
    .
    İki kitaplık bir seri olan Cehennem Geçidi, içinde Türk korku ve fantastik konularından olan ayrıca dinsel öge olarak da karşımıza çıkan Harut ve Marut konusu ile beni kendisine bağlamış olabilir. Harut ve Marut bir çok kaynakta geçen, insanlara büyü öğreten ve dünyada mağaralarda yaşayan iki melek olarak bilinse de bu seride farklı karakteristik özellikleri var. Onu da burada söylemeyeyim bir zahmet kitabı okuyun.
    .
    Şimdi gelelim eleştirime; tabi bu eleştirim yayınevine. Ki kendilerini de severim bilirsiniz. Ama ayrımcılık yapamayacağım Kitapta fazlasıyla yazım hatası ve baskı hatası vardı. Bence kitabı bir kez daha redaksiyona sokmalısınız. Özellikle ilk 50 ve son 50 sayfada facia derecesine gelmiş. Haberiniz olsun sevgili @perseusyayinevi ️.
  • 556 syf.
    Şimdi ben bu kitaba ne yazsam az kalır biliyorum neden bu kadar sevildiğini okuyunca anladım. Yıllar öncesinin haksızlıklarını anlatıyor olsa da günümüzde de farklı yollarla yine aynı şeyler yaşanıyor maalesef. 10 günlük bir süre de okudum zamanım olmadığı için ama hiç mi hiç sıkılmadım hatta keşke biraz daha devam etseydi dedim bitince, tam olarak sonuçlansaydı.
    .
    Tarım işçiliği yapan Tom Joad'un ailesi ve daha bir sürü ailenin sanayileşme ve kapitalizm ile savaşı anlatılıyor kitapta. Topraklarından edilen ailelerin ayakta kalabilmek için yollara düşmeleri, en azından sadece günü kurtarabilmek, karınlarını doyurabilmek için iş aramaları, buldukları her işte iş verenlerin
    insanların çaresizliğinden, açlığından faydalanması, toprak sahiplerinin bilerek yüzlerce insanı işe çağırıp ücreti her gelen toplulukta daha da düşürmesi... Kitabı okurken adaletin bu mu dünya dedim. Nerede, hangi ülkede  olursa olsun vicdansız insanlar her yerde var maalesef. Nerede bir çaresiz,  mazlum insan var nasıl olsa ses çıkaramaz biraz da biz vuralım sırtına eşşek gibi çalışsın karnı doysa yeter diyen insan kalabalığı hala var maalesef. Hak ettiğini alabilen ne kadar insan var ki, insanlar ya hakettiginin katlarca fazlasını yada ancak yarısını elde edebiliyor hakettiginin karşılığını alan ne kadar az insan var. Bu konu da çok doluymuşum galiba haksızlığa tahammül edemiyorum çünkü
    .

    Neyse konumuza dönelim, Tom'un ailesini çok sevdim. Iki küçük çocuk, güçlü başı hep dik bir anne, abisi Tom'u kendine örnek alan çapkın Al, hamile kızımız Rozaşarn, evin babası ve amcasından oluşan koca bir aile, yerlerinden  kovulunca iş aramak için yollara düşerler, ve hiç bir yerde tutunamazlar çünkü haksızlık her yerdedir. Kitabın sonunda Rozaşarn 'ın yaptığı beni çok etkiledi hatta hikayenin kahramanı oldu benim için. Iyiki okudum dediğim bir kitap oldu benim için, okumak isteyenler de şimdiden keyifli okumalar.
  • 330 syf.
    Kardeşimin Hikayesi Zülfü Livaneli

    ~Zülfü Livanelinin dili inanılmaz güzel bir bakmışsınız kitabın içinde dalıp gitmişsiniz bunu nasıl başarıyor bilmiyorum ama bu hikayenin içinde kaybolacağınız kesin.. Merak duygunuzun kitabın sonuna kadar hiç azalmayacağı ve tabii sonunda yaşanılan küçük bir algılama sorunundan sonra iyii ki okumuşum diyeceksiniz eminim :)

    Kitabın içeriğinden bahsedecek olursam... Ahmet Arslan mı diyeyim Mehmet Arslan mı hangisinden bahsetsek sıkıntı.. Siz en iyisi okuyun derim. Bu arada baş kahramanın düşünceleri oldukça düşündürücüydü.

    Hâlâ her şey gerçekmiş gibi geliyor niyeyse :)
    Etkisinden kurtulmak zor olacak gibi..

    Okunası bir kitap.. iyi okumalar dilerim.
  • 240 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Sarf, Arapça'da kelime yapılarını ve kelimelerde oluşan harf değişikliklerini inceleyen ilim dalıdır. Örneğin, كَتَبَ (yazdı) fiildir. Bu fiilin başına elif gitirilip sonu cezm edildiğinde emir olur: أُكْتُبْ (yaz) gibi..Fiil çekimleri yapılır genel de mazi(geçmiş)ve muzari (şimdiki/geniş)zaman kalıplarına göre..

    Kitabı Arapçanın dil bilgisi fiil çekimi kurumu şekline dair öğrenmek ilerlemek isteyenler için kesinlikle tavsiye ediyorum.İlahiyat fakültesi okuyan arapçayı öğrenmek isteyen hocalarım bu kitaptan gerçekten çok istifade edecekler.Önce konu anlatılıyor düzenli şekilde arkasından Örnek cümleler fiil çekimleri ayet ve hadislerin olması anlamayı kolaylaştırıyor.Alıştırmalar da çok güzel o kadar zor değil konuyu anlayınca çorap söküğü gibi geliyor devamı:)Mısır ve Ürdüne gitmeden bu eseri bitirmeye çalışmıştım. Arapçam gelişti gerçekten ve orda zorlanmadım.Fiil ve isim cümlesi bile ayırt edemiyordum karıştırıyordum hep.Bu eserin faydası oldu.Hazırlıkta medresede Sarf dersim bu sayede iyi geçti.Bu arada cümleler harekeli ve anlaşılır şekilde yine.
    Emsile, Bina, İzzî ve Maksûd adlı eserlerin konuları işlenmiş.

    Şimdi bide arapça yazmayı deneyelim kısa şekilde yanlışım olabilir yapabildiğimiz kadar :)

    بالتأكيد أوصي الكتاب لأولئك الذين يرغبون في معرفة شكل قواعد اللغة العربية ، والمعلمون الذين يرغبون في تعلم اللغة العربية ودراسة مدرسة علوم الإسلامية سيستفيدون من هذا الكتاب .حاولت إنهاء هذا العمل دون الذهاب إلى مصر والأردن. لقد تحسنت لغتي العربية ولم أجد صعوبة في هذا الصدد الآن


    اتمنى لك قراءة جيدة
    İyi okumalar dilerim
  • Niyazi Mısri

    Bahr içinde katreyim bahr oldu hayrân bana,

    Bahr içinde katreyim bahr oldu hayrân bana,
    Ferş içinde zerreyim arş oldu seyrân bana.
    Dost göründü çün ayân kalmadı bir şey nihân,
    Tûfân olursa cihân bir katre tufân bana.
    Sûrette nem var benim sîrettedir ma’denim,
    Kopsa kıyâmet bugün gelmez perişân bana.
    Kâf‐ı dil Ankâsıyım sırrın âşinâsıyım,
    Endişeler hâsıyım ad oldu insân bana.
    Niyâzî’nin dilinden Yûnus durur söyleyen,
    Herkese çü can gerek Yûnus durur cân bana.

    Bahr içinde katreyim bahr oldu hayrân bana,
    Ferş içinde zerreyim arş oldu seyrân bana.

    Deniz içinde bir damlayım ama deniz hayrândır bana,
    Yeryüzünde içinde zerreyim ama arş seyrân oldu bana.

    Denizi bir damlanın içine sığmış ve saklanmış olarak kimse görmüş müdür?

    İnsanda bu ummanın içinde bir katredir ama ondan ayrı değildir. Katre denize karışınca kendiside umman olur.

    Dost göründü çün ayân kalmadı bir şey nihân,
    Tûfân olursa cihân bir katre tufân bana.

    Dost açıkça göründü bir şeyi gizli kalmadı,
    Tûfân olursa cihân bir katre tufân olmuş bana.

    Kul bu dünyada kafa gözü ile Hak görünmez. Ancak Kamil bir kula intisap ederek ondan ilim tahsil eder ve gönül gözünü açarsa dost yüzü her yandan görünür. Perdeler ortadan kalkar ve her şey açıkça görülür. Her yanda Hakkı gören kul için artık dünya debdebesinden kurtulmuş ve dünyada tufan olsa dahi o onun için bir katre kadardır.

    Sûrette nem var benim sîrettedir ma’denim,
    Kopsa kıyâmet bugün gelmez perişân bana.

    Asıl içtedir özüm benim surette neyim var,
    Bugün kıyâmet kopsa gelmez perişanlık bana olmaz.

    Allah kullarının dış görünüşlerine bakmaz, kalplerine nazar eder. Bir kişinin dışı ne kadar süslü olsa dahi önemli olan içinin güzelliğidir. Bu yüzden biz iç güzelliğine, huy ve ahlaka önem vermeliyiz. Sireti maden olana kıyamet dahi kopsa tesir etmez. Zira dünyada bir kez ölen ikinci kez ölüm acısını tatmaz. O sebepten dolayı kullar “Ölmezden evvel ölünüz” hadisine nail olmalı ki kıyametten emin olsunlar.

    Kâf‐ı dil Ankâsıyım sırrın âşinâsıyım,
    Endişeler hâsıyım ad oldu insân bana.

    Gönül Kaf Dağı’nın Anka kuşuyum sırrın âşinâsıyım,
    Düşünceler hâsıyım insân ad oldu bana.

    Gönül ruhu remz eder Kafdağı da bedendir. Kim bu beden kafesinden kurtulursa Anka kuşu odur. İnsan sadece kemik, et, kandan ibaret değildir. İnsan manadır. Eğer sadece kemik, et ve kan parçası olduğunu düşünenler var ise onlara insan diyemeyiz, zira bütün bu özellikler hayvanda da vardır. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en belirgin özellik derin düşünme yetisidir. Bu özellik ona insan vasfını kazandırır.

    Niyâzî’nin dilinden Yûnus durur söyleyen,
    Herkese çü can gerek Yûnus durur cân bana.

    Niyâzî’nin dilinden söyleyen Yûnus’tur,
    Herkes için can gerekse Yûnus benim cânımdır.

    Niyazi’nin dilinden Yunus dürür den maksat bu âlemde kelam eden haktan başkası değildir. Zira öz olan Allah’tır. İnsan ise sadece bir surettir.
  • 407 syf.
    ·13 günde·8/10
    Kitabı okurken bana da bir Hüthüt gerek oldu sıkça. Kılavuzsuz yüzülemeyecek kadar derin bir deniz Mantık Al-Tayr. Nefesim ve bildiğim kadarı beni boğulmadan yüzdürüyorsa da daha derinlere dalmaktı niyetim.. İşte bizimki de bir güzel niyet/dilek :) Kuşlar şahlarını, padişahlarını bulmak için yol'a çıkacaktır. Amaçları padişahsız hiçbir ülke olmadığı düşüncesiyle, kendilerini yönetmek üzere bir padişah seçmektir ve görürler ki kendileri kendilerinin şahlarıdır. Ve şöyle ki buz gibi donmuş kalmış bile olsan, bu kitabı gördün mü ısınırsın. Dayanışma ile.
  • Hak Teâlâ kemâliyle Cemâlini perdesiz gösterse, bizim ona tâkatımız yoktur ve nâsiblenemeyiz.

    Bu perdeler vâsıtasıyla yardım ve menfaat buluruz.

    Bu güneşe bak ki, biz onun nûru içinde yürür ve görürüz; ve güzel ile çirkini ayırır ve seçeriz ve ısınırız; ve ağaçlar ve bağlar meyve verir; ve ham ve ekşi ve acı meyveler güneşin ısısından pişip tatlı olurlar; ve mâdenler onun te'sirinden altın ve gümüş ve la'l ve yâkut meydana getirirler.

    Ve eğer vâsıtalara bu kadar menfaat veren güneş, pek yakına gelirse, hiç menfaat vermez. Belki bütün âlem ve ehli yanarlar.

    Hak Teâlâ dağa perde ile tecelli ederse, ağaçlar ve güller ve çimenler ile doldurup, donatır; fakat perdesiz tecelli edince, o dağı altüst edip zerre zerre yapar.

    Nitekim Kur’an-ı Mecîd'de beyân buyrulur: “Fe lemmâ tecellâ rabbuhu lil cebeli cealehu dekkan” (A'râf, 7/143) Yânî "Rabbi o dağa tecellî edince, onu paramparça etti."

    Hz.Mevlânâ (k.s) / Fîhî Mâ Fîh