"... düşlerinde taş olduklarını görüyorlardı, taşların uykusunun ne kadar ağır olduğu bilinir, kırlarda şöyle bir gezin görürsünüz, taşlar orada toprağa yarı gömülü olarak uyurlar, uyanmak içinse kim bilir neyi beklerler... " der Jose Saramago 'Körlük' kitabında.
Kırlardaki bütün taşların neyi beklediğini bilemem tabii ki. Fakat deniz kenarındaki bu taşın minik parmaklar ve kocaman bir kalbi beklediğini öğrendim. O minik parmaklardna da bana hediye geldi.
Kitaplığımıza koyalım, koyalım da ne mesaj alalım?
sevginin taşı nasıl nadide kıldığı olabilir, ya da Yahya Kemal'in "demir olsam dayanamazdım, erirdim, çürürdüm, taş oldum da dayandım" dediğindeki sabrı, Efendimiz sallallahu aleyhi vessellem'in Taif şehrinde taşlandığı hâlde "ilahi, sen kavmime hidayet ver onlar bilmiyorlar!" dediğindeki affetmeyi ve merhameti hatırlatsın.
Ve elbette hediyenin sahibi Kaan'ı ❤