Buğrahan Zeki Kadak

Buğrahan Zeki Kadak
@bugrahannk
"Kendime Hikâyeler" isimli kitabımı almak için; ritimsanatyayinlari.com/urun/bugrahan-z...
İstanbul
4 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
"Aynadaki Yaşamlar"
Aynayla göz göze geliyoruz, içindeki yüzlerce çaresiz bakış ilk defa yerini umuda bırakıyor; kızımın gözlerindeki umuda. Seviniyoruz, ayna karşımda bakıyor bana, artık bitti diyoruz. Tüm o yaşantılara şahit olan sadece ikimiz kaldık, bunun bilinciyle gülümsüyoruz, güneş tüm ihtişamıyla arkamızdan bize gülümsüyor. Beyaz şeritlerle birlikte, yaşanan tüm kötü günlerin gölgeleri otobüsün altında eziliyor. Gözlerimiz kapalı, dinliyoruz; radyo bir şeyler fısıldıyor; "Şahit olsun yol boyunca peşime takılan güneş Ve ardımda kalanların önüme düşen gölgesi." Ve aynaya kazınan dünya en güzel şarkılara dönüşüyor…
Sayfa 48·Kitabı okudu
Hikaye
"Cellât"
Ve elinde tuttuğu ölüm son kez inerken boynuna, ilk kez konuştu yaşamla; “son nefeslerle doluyor göğsüm, rüzgârda kabaran söğütler gibi…”
Sayfa 41·Kitabı okudu
"Cellât"
O sırada hemen arkasında, rüzgârla ahenkli bir uyum yakalayan söğüt ağacını düşündü. Tüm ihtişamıyla göğe uzanan bir gövde ve o gövdeden çıkıp aşağı doğru süzülen zarif dallar… Yaşam dediğimiz an söğüdün gövdesiyse, bizler de dalları olmalıyız diye geçirdi aklından. Ve her geçen gün dalların biraz daha sarkarak yaklaştığı toprak da, ölümün ta kendisiydi… Yaşam kökleriyle ölüme ve insanlar yaşama tutunuyordu, toprak hepsini kavuşturuncaya dek…
Sayfa 38·Kitabı okudu
"Sıkışmak"
Girdikleri tek yol, bu düzenin kendini devam ettirebilmesi için oluşturduğu kan ve gözyaşı diyarlarının hoş kokulu, parlak yollarıydı. Bu yollar ki, giren kişinin etrafını kalbi çevreleyen göğüs kafesi gibi çevreler, onu korumak vaadiyle bir annenin şefkatli kollarını andırırcasına sarıp sarmalar, etrafını o denli kapatırdı ki; yol kenarında çığlıklarla çağlayan ala boyalı nehirleri gözlerinden mahrum bırakırdı. Ve bu yol öyle yoldan çıkarıcıydı ki yolun sonuna gelip ardına baktığında, sebep olduğu yıkımların enkazları üstünde yücelmekten aldığı haz kişiyi yeni yıkımlara teşvik ederdi. Kişi, büründüğü hırs zırhıyla en tepeye doğru yol alırken tıpkı bir çam ağacının en yüksek noktasındaki yaprak parçası gibi gittikçe küçülürdü…
Sayfa 33·Kitabı okudu
"Sıkışmak"
Dişliler dünyanın hızına aldırmaksızın, hiç yorulmadan dönüyor; soğuk demirler patronlarının nefretlerini çarpıştırırcasına birbirlerini eziyordu. Makineler, onları yönetenlerin emrinde durmadan çalışıyordu. Dünya dönerken -rekabet adı altında- en tepedekilerin savaşına tanık oluyor ve aynı zamanda bu cesur savaşçıların masa altından el sıkıştıkları düzenin tabanında bulunanları da kurban veriyordu. Dişliler dönüyor, demirler çarpışıyor, zaman damarlarımızda akan kanla birlikte kaybolan yüzyıllara akıyordu...
Sayfa 33·Kitabı okudu