• 368 syf.
    ·1 günde·Beğendi·8/10
    Kimliği Kirletilmişler Mabedi'nden sesleniyorum. Orada kimse var mı?

    Herkese merhaba.
    Uzun zamandır merak ettiğim ve bir arkadaşımın hiç ummadığım bir anda şans eseri bu kitabı bana vermesiyle başlayabildim. Geç oldu ama değdi. İnanın... Evet bu güzel kitabı demin bitirdim. Bitirdiğim gibi de yorumunu yapmaya karar verdim. Öncelikle bu güzel kitaba bugün başladım ve elime almamla bitti. Gelelim kitabımızın konusuna.. Kimliği kirletilmişler mabedi kitabı bize, görme engelli bir erkeğin bakış açısıyla ve diğer birkaç kişinin bakış açısıyla anlatıyor. Yani Atakan ve Hiç Kimse'nin hikayesini anlatıyor. Atakan zengin bir ailenin görme engelli bir çocuğudur. Atakan kendini daha iyi ve rahat hissetmesi için bir yer hazırlatır ve oraya kimliği kirletilmişler mabedi ismini koyar. Bir gün hiç ummadığı bir anda Atakan'a telefon gelir. Bu telefon konuşması ve orada bulunan bir kişinin bir yerlede karşılacağını ya da neler olacağını kimse bilemez. Sadece okuyanlar bilir.. Olaylar o telefon konuşmasından sonra başlıyor ve devam ediyor. Sırlarla dolu bir kitap. Bu kitap benim kalbime dokundu. Atakan öyle bir insan ki gözleri görmemesine rağmen yaşamaktan vazgeçmemiş bir çocuk. Her şeye rağmen dimdik bir çocuk. Atakan öyle bir insan ki.. Onu öyle bir hissettim ki okurken gözyaşlarım doldu diyebilirim. Çok şey var içimde Atakan'a karşı.. Her şeye rağmen hiçbir şeye takılmıyor ve yaşamaya devam ediyor. Umutsuz bir insan değil. Bu kitapta sadece kalbime dokunan tek insan Atakan diyebilirim. Kitap nasıldı diye sorarsanız eğer çok güzeldi fakat sonu beni tatmin etmedi kesinlikle. Kitap sırlarla dolu diyebilirim. Öğrenilmesi gereken çok şey vardı ve bunlar olmadı. O kişinin bilmesi gerekiyordu diyebilirim. Ama genel olarak iyi bir kitaptı. Karakterlerini çok sevdim ama Atakan'ın yeri ayrı bende. Şunları söylemek istiyorum. Görmek güzel bir şey ama göremeyen bir insan için üzücü bir durum. Hatta kötü bir durum. Göremiyosun hiçbir şeyi, sadece sesleri duyabiliyosun. Biz sadece bir anlık ya da uyurken gözlerimizi kapatıyoruz ve karanlığı görebiliyoruz. Ama görme engelli bir insan ise her zaman karanlığı görüyor. Bunun ne demek olduğunun ve ne anlama geldiğini umarım biliyorsunuzdur. Görme engelli insanlara tuhaf bakmayalım lütfen. Onlarda bizim gibi insanlar. Görme engelli birini görürsek yardım edelim onlara. Ya da bir şeylere ihtiyacı var mı diye soralım onlara. Dalga geçmeyelim onlarla. Oldukları gibi kabul edelim tıpkı bizim gibi insanlar oldukları için. Bizden farkları yok. Biz aynıyız. Unutmayalım ki hepimiz bir engel adayıyız. 1 dakika sonra başımıza ne gelecek bilemeyiz. Empati yapın ve ne hissettikleri düşünün. Ve bu yüzden onlara karşı kötülükle değil iyilikle yaklaşalım. Son olarak umarım bu kitap bir yerlerde kabinize dokunur ve bakış açınızı değiştirir. Hayata onların bakış açısıyla bakmayı deneyin.. Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum. Bu güzel kitap bir yerde bakış açınızı değiştiricek.. Mutlaka okuyun.
  • Her zaman diyorum ya hani.
    Boğazımı koca bir hıçkırık tutuyor...
    Kim ister diyorum usulca...
    Gizlice şaha kalkıyor bahar...
    Bi ikindi vakti sonbahar oluyor etraf...
    O kadar güzel ki;
    Yerdeki yaprakların o bulunmaz desenleri...
    Bian durup sadece onları izledim bi ara...
  • Evet, azizlerim, hep düşününüz. Bugünkü durum gerçekten de düşünmeye değer. Yazı yazacak hiçbir konu kalmadı. Çünkü zihniyetler değişti. Her konuda tuhaf ve acayip değişiklikler başgösterdi. Eskiden ilginç ve yeni sayılan şeyler bugün yeni neslin gözünde ne tuhaf ne de yeni sayılıyor. Yenilikler mi desem yoksa delilikler mi sayayım bilemem; ama devir her konuda yeni bir takım olaylar keşfetmiştir. Bugün en önemli eserler yeni neslin gözünde alay konusu... Hayatı bir makine, ruhu bir hayal, vicdanı adi bir soyaçekim gibi görmek, hayatın anlamını fedakarlık ya da görev gibi kelimelerle açıklayan alimlerle eğlenmek demek değil midir?
  • "Sessizim diye aptalım sandılar,
    Kimseyle konuşmuyorum diye arkadaşım yok sandılar,
    Kitap okuyorum diye 'akıllı kız' sıfatı yapıştırdılar, (size tuhaf gelebilir ama o sıfatı dalga geçer gibi söylüyorlardı. Bazı insanların söyleyiş tarzları kişiliklerini yansıtır.)

    /Bugün sınıfta o çocuğa yaptığınız şey gerçekten iğrençti. İlk başta şaka yapıyorsunuz sanmıştım ama ne yaptığınızı fark edince kızdım. Çocuğu hergün ezdiğiniz yetmiyormuş gibi bisiklet kilidiyle çocuğu sıraya kitleyince gerçekten komik mi olacaktı? Çocuk direnmeseydi mutlu mu olacaktınız? Kendime de kızıyorum. Onlara gücüm yetmediği için. Bu tür olaylar yüzünden kimseyle arkadaşlık kurmak istemiyorum./

    Öğretmenlerle diğer öğrenciler gibi rahat konuşmayı bende istedim,
    Olmuyor be arkadaş kimseye güvenemiyorum,
    Güvendiklerim teker teker gözümden düşüyor,
    Ben felsefi düşünemem ama benden felsefi düşünmemi beklediler,
    Hergün 'Bugün daha güzel olacak. ' lafıyla kendimi kandırıyorum.
    Benden bilgisayar gibi proglamlı çalışmamı bekliyorlar,
    Robota dönüyorum yavaş yavaş,
    Farkındalar,
    Onlar ruhumu öldürmeye çalışıyorlar,
    Öleceğim gün,
    Yeni insanlar, yeni kurbanlar düşecek ellerine...

    Ben bazı kızlar gibi saniyede bir fotoğraf çekinemem,
    Onlar gibi arkadaşlıklar kuramam,
    Makyaj yapamam,
    Onlar gibi konuşamam,
    Ben ne dört dörtlük biriyim...
    Ne alimim ne zalim...
    Ben bile kendim değilim artık..."
  • Özür dilerim, belki ağzımdan gene tuhaf sözler kaçıracağım... Demek istediğim şu ki, yarın buraya gelmeden edemem. Ben hayalcinin biriyim. Hayatımda yaşanmış olaylar o kadar az, birlikte geçirdiğimiz şu dakikalar öyle seyrek rastlanan cinsten ki, hayalimde bu anıları birçok kez tekrarlamamak elimde değil. Sizi bütün bir gece, bütün bir hafta, bütün bir yıl hayal edeceğim. Yarın buraya, hem de tam buraya, tam bu saatte geleceğim. Bugün olanları anımsadıkça kendimi mutlu hissedeceğim.