• 152 syf.
    Profesör Doçent Doktor Mahir Kaynak; Türkiye'nin yetiştirmiş olduğu sayılı istihbarat analistlerinden biridir. Hoca aslen asker kökenli olup, Yetmişli yıllara doğru Milli İstihbarat Teşkilatına girmiş. Gazi Üniversitesi'nden 1993 yılında emekliliğe ayrılan Mahir Kaynak, aynı zamanda İktisat profesörüdür. Türkiye'de strateji analizleri ve istihbarat alanında çeşitli kitaplar yazmıştır.

    İlgisini çeken oldu mu bilmem, Amerika’nın küresel gücünü devam ettirmek için başlattığı PNAC (Yeni Amerikan Yüzyılı) diye bir projesi var. Bu projenin çeşitli kolları mevcut. Bunlardan bir tanesi, hepimizin malumu olduğu; BOP. Büyük Ortadoğu Projesi. 11 Eylül 2001 Dünyanın şekillenmeye başladığı tarih! İkiz Kulelerin vurulması ile birlikte, dünya üzerinde İslam terör olarak anılmaya başlandı. Önce olayın faili Useme Bin Ladin’i barındıran Afganistana girildi, sonra 2003 İkinci Körfez savaşı yaşandı. Savaşı dediğime bakmayın Irak birkaç saat içinde işgal edildi. Çünkü her ne hikmetse pek mukavemet görmedi. Küresel Ekonominin patronu ABD; sadece enerjiyi ülkesine transfer için girmedi Irak’a.
    Amaç; yakın gelecekte kendisine rakip olacak Uzakdoğu ülkeleri Japonya, Çin ve Avrupa Birliği ülkelerine giden enerji musluğunu kontrol etmek ve böylelikle zirvede tek güç olmaya devam etmekti amaç. Irak’a girerken yanında Türkiye’yi de istedi. Çünkü Müslüman coğrafyada yaptığı askeri müdahalelere karşı oluşacak tepkiyi yumuşatacak, aynı zamanda İslam’ı da bölmüş olacaktı. Fakat tezkere geçmedi. Ceza olarak kafamıza çuval geçti. Ekonomik ve siyasi yaptırımlar geldi. Kitap Irak'ın işgali ile başlayan süreci ve bölgede ne gibi oyunların döndüğünün analizini yapıyor. Ayrıca AB üyelik sürecimiz, NATO, Küresel Ekonomi, İstihbarat gibi konulara değiniyor. MİT mensubu olan Hoca; bu konuda öz eleştiri yapmaktan çekinmemiş. Bizde istihbarat, “ terör faaliyetlerini inceler, takipler yapar, fakat kendi coğrafyasında oyun kurmaz, diğer istihbaratları takip altında tutmaz ve onlar gibi 30 - 40 yıllık planlar yapmaz.” diye açıklıyor.
  • Bugünden sonra acıyı mutluluk olarak tanımlayacağım.
  • 312 syf.
    ·11 günde·Beğendi·9/10
    ••
    #BöğürtlenKışı
    Kitaba Puanım: 9/10
    Sayfa Sayısı: 304
    ••
    #KitapYorumu
    Kitap hakkında düşüncelerimi paylaşmadan önce beni bu güzel kitapla tanıştırdığı için @kesfi_kitapp 'a tekrar teşekkür ederim.
    Okuduğum ilk Maya Memmedova kitabı belki de ama bugünden itibaren son olmayacak buna eminim. Elinize aldığınızda bırakamayacağınız bir yandan bitsin isteyeceğiniz bir yandan da keşke bitmeseydi diyeceğiniz tadı damadığınızda kalacak bir kitap
    Aradan 80 yıl geçtiğinde geçmiş ve geleceği birbirine bağlı iki annenin (Vera ve Claire) duygu dolu hikayesi...
    Vera Ray 1933 yılının o karlı mayıs akşamında üç yaşındaki oğlu Daniel'ı son kez öptüğünü bilmiyordur. Her ne kadar oğlunu yalnız bırakma düşüncesinden nefret etse de hayatlarını devam ettirmek için çalışmak zorundadır. Tek avuntusu, gün ağardığında küçücük oğluna sarılacak olmasıdır. Ancak Vera geri döndüğünde karşılaştığı manzara, Daniel'ın boş yatağıdır. Bir de karlar içine gömülmüş olan oyuncak ayısı.
    Seksen sene sonra Seattle yine mayıs ayında karlar altındadır. Köklü bir gazetede muhabir olan Claire Aldridge, bu doğaüstü olayı haber yapacaktır. Araştırmalarına devam eden Claire, küçük çocuğun bu zamana kadar sonuçlanmamış kaçırılma davasıyla karşılaşır. Araladığı her kapının onları birbirine daha da yaklaştıracağından habersizdir tabii ki de.
    Eğer siz de benim gibi ilk defa #SarahJio okuyacaksınız aşkı, umudu, umutsuzluğu derinden anlatan bu kitapla okumaya başlayabilirsiniz.
    ••
    #ArkaKapak
    İlkbahar. Yaz. Sonbahar. Kış…
    Hayatın böyle mevsimleri vardır ama aynı zamanda sürpriz mevsimlere de gebedir hayat. Mesela bahardan yaza geçerken kar yağmaz mı hiç? Böğürtlenlerin çiçek açtığı mayıs ayında. Bilir misiniz, böğürtlen kışı denir mevsim dışı kar yağdığında.
    Böğürtlen kışı kimine peşinde kışın soğuk acılarını getirir; kimine kışın tatlı huzurunu. Kimini arayışlara iter; kimini hesaplaşmalardan döndürür. Kiminin sabrını zorlar, kimini tesadüflerle sınar. Böğürtlen kışı hep sürpriz başlangıç ve sonlarla doludur…
    ••
    ''Gerçek dostluk, kendin mutlu değilken başkasının mutluluğuna sevinebilmektir.''
    ••
    #Nonameokur
    #PenaYayınları
  • Yaratıcı önce Yahudiliği gönderiyor;
    Ve diyor ki; “ Ey İsrail oğulları sizler seçilmiş halksınız.”
    Sonra Hristiyanlığı gönderiyor ve ; “İsa benim oğlumdur.” Diyor
    En son İslam Dinini gönderiyor ve ekliyor; “Muhammed benim son Elçindir “ diyor...
    Sonra iyi olan kazansın der gibi aradan çekiliyor...
    Ý sadece insanlara mahsus değil. Ne dersiniz.
    En iyisi biz sadece Hayırlı Cumalar diyelim işi karistirmayalim, er o zaman bugünden hayırlı cumalar...
    //fvz23012020//
  • TELEFON KULÜBELERİ YANGINI ÜSTÜNE ÇEŞİTLİ GÖRÜŞLER VE BUKUNAN KİTABIN OKUNABİLEN KISIMLARINA GÖZ ATIŞIN DEVAMI - 2


    Lise öğrencisi ne dedi? "- Bir duman çıktı ki, aboovv. Caddenin karşı kaldırımındaydım. (Arkadaşı dumanı öyle bir çeker ki içine, hepsini doğru yüzüne üfler.) Hergelelik yapma da, kafanı ver, iyi dinle beni. Ateş yok, alev yok, hiçbir şey yok. Heryer birden kararıverdi. Gecenin zifiri karanlığına kurban olayım, bunun yanında gündüz sayılır. 'Çökün! Çökün!' Ses de acayip. Tabiî, birdenbire gök sanki insana sahip çıkmış da, sesleniyor gibi. Herkes de çökmemiş ki; adım attıkça birbirlerinin üstüne yıkılanlar. İçimden, güzel bir kız da benim üstüme yıkılsa dedim. 'Gözlerinizi açın demedikçe açmayın!' diyen bir ses de duyuluyor hengâmede. Yahu bu da nesi? 'Âmin, âmin, âmin!' Neler be."

    O mahallenin muhtarı dedi ki: "- Ben işi bırakıyorum bugünden itibaren. Fiilen böyle bir yangın olmadı. Fiilen bize bir uyarı yapıldı. Gökyüzünü iyice etüd etmeye başlayacağım. Anlatılanların hepsi gerçekdışı. Gerçek olan da şu: kulübelerin yeri enkaz yığını. Nasıl oldu? Yirminci yüzyılın sonlarına yaklaşırken toplumsal bir sihirle karşılaştık". Şöyle diyen de var: "- Bu kadar çok telefon konuşmaları dengeyi bozdu. Ölümle hayat arasındaki dengeden konuşuluyor, sözkonusu denge bu yâni. Hayat, bu kadar gevezeliği geri püskürtmüş. Yeter artık demiş. Gökten biri aşağı doğru inmiş, az konuşun demiş. Muammayı unuttuk yahu."

    Olay yerinde çok yakın bir apartmandaki mühendis bir bayanın anlattıkları: "- Bilime aykırı. Fiilî bir durum var mı? Var. Bu nasıl açıklanacak? Yokuş aşağı dingili kopan kamyon gibi yuvarlanıp gitmiş aşağı herşey. Ben bilimle bağıntılı konuşmak istemiyorum. Gönlümün titreşimleri kabul edin söylediklerimi. 'Kapkara dumanla örtülmüş heryer', deniyor. Hiç duman çıkmadığı yapılan incelemeyle belirlenmiş. Hem yangın olmuş, hem yangın olmamış. Ben şöyle anladım. Hayatla ölümün içiçe olması nasılsa, bu da öyle. Gizemin etkinlikleri rakamlarla açıklanamaz dense de, gizemin bütün rakamları sarstığı bir gerçektir. Bilmiyorum, belki, bir süre sonra sır yüklü oluşumların ağırlığı matematik gerçekliğin tartışılmaz konumunu yeniden esaslı bir biçimde irdelememizi sağlayacak. Bir çatışma olacağı anlamında söylemiyorum; tersine, matematik gerçeklikler sır yüklü oluşumlarla güçlenecek, kendi kendini takviye edecek, insan daha kapsamlı bir sorumluluğun taşıyıcısı olacak. Daha iyi olmayacak mı böylesi?"


    ... kitabı... sana... ruhumuza âit çok şeyler var mı, diye birisi birgün bu kitabı ka... yanmış bir dünya verildi bana. Kabul ettim. Herhalde başka bir dünya kalmamıştı bana verilecek..... didik didik ettim, çok sonra, elimden geldiğince de usul usul;... bir duvar gördüm mü... ben bütün duvarları görünce yalnız O DUVARı görmüş olurum ki cesâretim sonsuz bir harâret... senin ellerin çok sıcak olurdu... çok...
    Nuri Pakdil
    Sayfa 28 - Gözetleme Noktaları
  • “Sen birkaç yıl daha uğraştıktan sonra hiç olacaksın. Ben bugünden hiçim. Demek ki senden üstünüm.”
  • Daha binlerce yıl bitmek tükenmek bilmeyen doğumlara ve ölümlere tanık olacağız, ayrıca, insanın en büyük düşmanı bugüne dek hep insan olduysa, eğer insanın celladı yine insansa, bugünden sonra da insana mezar kazmaya değer.
    José Saramago
    Sayfa 145 - Kırmızı kedi