• Ben sa​nat​la ede​bi​ya​tı bir​bi​rin​den ayı​rı​yo​rum ve şi​iri sa​na​ta sok​u​yo​rum. Ro​man, hik​â​ye ve ti​yat​ro ede​bi​yat çer​çe​ve​si içi​ne gi​ri​yor.
    Fi​kir sa​nat​ta yer ala​mı​yor. Ama, ede​bi​yat fik​re day​a​nı​yor. Bu itibar​la ede​bi​ya​tın halk kit​le​le​ri​ne bir şey​ler söyl​e​me​si la​zım. Okur-ya​zarl​a​rı hal​ka doğ​ru gö​tü​ren bir ede​bi​yat is​te​rim. Ya​ni ede​bi​ya​tın ço​ğun​lu​ğa hi​tap et​me​si​ni is​ti​yo​rum. Ço​ğun​luk oku​yup an​la​mal​ı​dır. An​la​ya​bil​me​si için de ede​bi​yatt​a ken​di me​se​le​le​rin​den bah​sed​il​mes​i la​zım... Bug​ün​kü dün​ya​da ço​ğun​lu​ğu fa​kir halk teş​kil edi​yor. De​mekki ede​biy​at da on​la​rın ede​bi​ya​tı ola​cak​tır. Kah​ra​ma​nı​nı onun için​den se​çe​cek, ha​yat​ı​nı o ha​ya​tın için​den ala​cak ve ara sır​a onun me​se​le​sin​den bah​se​de​cek​tir. Biz​de bu te​lak​ki​de bir ede​bi​yat üze​rin​de ça​lı​şan​lar var. Bun​la​rın birt​a​kım ku​sur​la​rı gö​ze çar​pı​yor. He​nüz mü​kem​mel de​ğil​dir​ler. Fa​kat ay​nı yol​dan yü​rü​ye​cek olan ede​bi​yat​çı​lar bu işi da​ha mü​kem​mel bir ha​le ge​ti​re​bi​lir​ler.
  • Ben sa­nat­la ede­bi­ya­tı bir­bi­rin­den ayı­rı­yo­rum ve şi­iri sa­na­ta so­ku­yo­rum. Ro­man, hi­kâ­ye ve ti­yat­ro ede­bi­yat çer­çe­ve­si içi­ne gi­ri­yor. Fi­kir sa­nat­ta yer ala­mı­yor. Ama, ede­bi­yat fik­re da­ya­nı­yor. Bu iti­bar­la ede­bi­ya­tın halk kit­le­le­ri­ne bir şey­ler söy­le­me­si la­zım. Okur-ya­zar­la­rı hal­ka doğ­ru gö­tü­ren bir ede­bi­yat is­te­rim. Ya­ni ede­bi­ya­tın ço­ğun­lu­ğa hi­tap et­me­si­ni is­ti­yo­rum. Ço­ğun­luk oku­yup an­la­ma­lı­dır. An­la­ya­bil­me­si için de ede­bi­yat­ta ken­di me­se­le­le­rin­den bah­se­dil­me­si la­zım... Bu­gün­kü dün­ya­da ço­ğun­lu­ğu fa­kir halk teş­kil edi­yor. De­mek ki ede­bi­yat da on­la­rın ede­bi­ya­tı ola­cak­tır. Kah­ra­ma­nı­nı onun için­den se­çe­cek, ha­ya­tı­nı o ha­ya­tın için­den ala­cak ve ara sı­ra onun me­se­le­sin­den bah­se­de­cek­tir.
  • – Ben sa­nat­la ede­bi­ya­tı bir­bi­rin­den ayı­rı­yo­rum ve şi­iri sa­na­ta so­ku­yo­rum. Ro­man, hi­kâ­ye ve ti­yat­ro ede­bi­yat çer­çe­ve­si içi­ne gi­ri­yor. Fi­kir sa­nat­ta yer ala­mı­yor. Ama, ede­bi­yat fik­re da­ya­nı­yor. Bu iti­bar­la ede­bi­ya­tın halk kit­le­le­ri­ne bir şey­ler söy­le­me­si la­zım. Okur-ya­zar­la­rı hal­ka doğ­ru gö­tü­ren bir ede­bi­yat is­te­rim. Ya­ni ede­bi­ya­tın ço­ğun­lu­ğa hi­tap et­me­si­ni is­ti­yo­rum. Ço­ğun­luk oku­yup an­la­ma­lı­dır. An­la­ya­bil­me­si için de ede­bi­yat­ta ken­di me­se­le­le­rin­den bah­se­dil­me­si la­zım... Bu­gün­kü dün­ya­da ço­ğun­lu­ğu fa­kir halk teş­kil edi­yor. De­mek ki ede­bi­yat da on­la­rın ede­bi­ya­tı ola­cak­tır. Kah­ra­ma­nı­nı onun için­den se­çe­cek, ha­ya­tı­nı o ha­ya­tın için­den ala­cak ve ara sı­ra onun me­se­le­sin­den bah­se­de­cek­tir.