• "Aşırı yalnızlıktan sesim düzgün çıkmadı ve ciyakladım sadece, konuşmak için doğru ses aralığını bulamadım ve utanıp hemen vazgeçtim"
  • ben vazgeçtim siz geçmeyin arkadaşlar.Su yolunu buldu da ben onu bulamadım.Aramaktan da usandım.

    Güzel günler gelir
    Ben görür müyüm, bilemem
    Su yolunu bulur
    Ben bulur muyum, bilemem

    Bazen sevdim, bazen sevildim
    Uzadı burnum, sivrildi dilim
    Kırdıysam sizleri özür dilerim
    Artık helalleşelim

    Ölümüne yaşadım hayatımı
    Geçti üstümden

    Vazgeçtim ben bugün
    Vazgeçtim bu dünyadan
    Vazgeçtiğim ne var ne yoksa hepsi sizin olsun

    Vazgeçtim övülmekten
    Vazgeçtim sövülmekten
    Vazgeçtiğim ne var ne yoksa hepsi sizin olsun

    Mermere kazınmış adım
    Ben okur muyum bilemem
    Üzerimde beyaz bir gül
    Ben koklar mıyım, bilemem
  • “Konuşmak birçok şeyi halleder ama her şeyi değil. İnsan bazı şeyleri yaşamamışsa, o sırada ihtiyacı varsa, anlar. Aynı şeyleri bugün anlar, yarın anlamaz. İki insan yok mu dört milyar içinde anlaşacak? Yok. Ben bulamadım, bulmaktan da vazgeçtim. Hiç kimseyle, hiçbir meselede anlaşmak imkânı yok. Kendi ruhun üzerinde tesir yapabilirsin, başkalarını değiştirmek imkânı yok. İnsan daima acılarını sublimer etmek (yüceltmek) ister. Ama kaçıyor insan kendinden. Kaçıyorum kendimden.”
  • Bu kitapla ilgili ne söylesem bilmiyorum. Aslında berbat bir kitap değildi, nefret etmedim ama detaylı düşündüğümde kesinlikle sevmediğimi söyleyebilirim.

    Öncelikle beni rahatsız eden şey yazarın seçtiği kahraman anlatıcı oldu. Ortada ahım şahım bir konu yok, edebi olarak cümlelerin bir özelliği olduğu da söylenemez. (Birkaç anlamlı cümle vardı, onlar da sürekli tekrar eden alıntılardan ibaretti. Yazar Robert Frost'a o kadar takmış ki her sayfada ona göndermeler mevcuttu, karakterin soyismine kadar bu böyleydi.) Dediğim gibi, dili de oldukça basitti. Değil betimleme, adam akıllı duygusal çözümleme bile yoktu diyebiliriz. Ortada ilgi çekici bir öykü var mıydı? Bence yoktu. Aşk kısmı? Yüzeysel, basit ve kadın karakter sebebiyle itici. Bir sorun var mıydı? Bana sorarsanız vardı ama yazar üzerinde durmamıştı. Ve tüm bunların yanında gidip Parker diye bir karakter seçmiş, onun gözünden olayları anlatmak istemiş. O kadar itici bir karakterdi ki başta sebebini anlamakta zorlandım. Görünürde itici olması için hiçbir sebep yoktu. Ama varmış, sonlara doğru fark ettim.

    Sözde Parker Frost zeki, düşünceli, detaycı bir insan. Ergen olduğu için çoğu davranışı tolere edilebilir mi? Eğer ergen gibi yazılsaydı, elbette ama gereğinden fazla olgun yazılmaya çalışılmış ve tutarlı da olunamamış ki sonlara doğru kararlarıyla bu patlak vermeye başladı. Çok düşünceli bir karakter ama insanları nasıl incittiğini anlayamıyor. Babası olduğunu, onunla iletişim kurabileceğini düşünemiyor. Annesi ile oturup insan gibi konuşamıyor, fikir beyan edemiyor. Hayattan ne istediğini, birine aşık olduğunda ne yapması gerektiğini, birisi onunla konuştuğunda ne tepki vermesi gerektiğini bilmiyor ama aslında çok zeki, dili kullanma açısından çok becerikli ve bir sürü fikri var. Öz güven problemi falan da yok. Bir topluluk önünde konuşabilecek bir insan. Başkasının hayatına müdahale edebilecek bir insan ama kendine dürüst olamıyor falan filan. Yazar bu tutarsızlığı "anı yaşa" felsefesi ile başlatıp onu bir denge üzerine oturtmaya çalışmış ama açıkçası ben aradığımı bulamadım ve kitap bittiğinde bu neydi şimdi falan oldum.

    Arka plandaki olaya gelirsek... Öyle bencilce yapılmış bir şey ve öyle geçiştirilmiş ki kitaba bu puanı vermeme esas sebep de bu oldu. İnsanlar hata yapabilir. Pişman olabilir. Hatta olmayabilir. Ama bu konuyu işleyip ve sözde "mutlu son"a kavuşturup aslında olaydan etkilenen esas kişileri, mesela birçok soru işareti olan aileleri hiçliğin içinde bırakmak? Yalanlar söylemek? Kaçmak ve saklanmak? Bu mudur yani mutlu son? Ah, bir hata yaptık ve kaçalım. Sorun değil. Ortaya çıkmadığımız sürece her şey halının altında durabilir. Bravo. Diğer karakter sanki hiç yokmuş, olaydan bağımsızmış gibi yapalım. Tam da ergenlik çağındaki insanlara vermek istediğimiz tavsiyeler, amaca hizmet eden bir mesaj. Bravo yazar.

    Ay bir de gözünü seveyim ya; aynı cümleler kaç kez yazılabilir? Mesela bir yer var, Parker bir defteri açıp okuyacak. 40 sayfa falan yapsam mı yapmasam mı, ay yapıyorum bak, yaptım gitti, yok vazgeçtim, yok dayanamıyorum, açıyorum, okuyorum, okumuyorum; yeter kardeşim. Aynı cümleleri ısıtıp ısıtıp getirmiş. Frost der ki, bıdı bıdı. Bıdı da bıdı. Şöyle şöyle düşünüyorum. On sayfa sonra tekrar, tekrar, tekrar... Okurken usandım.

    Bir de kitapta o kadar çok anlatım bozukluğu var ki cümlelerin manasını bulmak çaba istiyor.

    Açıkçası bu kitabı sevmedim, beğenmedim ve vakit kaybı olarak gördüm. Hiç de farklı olmadı benim için. Tavsiye etmiyorum.
  • Hiçbir cevap bulamadım. Açıklayamadım ve sonunda cevap aramaktan vazgeçtim