• 230 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    2. el dükkanına gittiğim zaman öğrendim ki, dükkanın sahibi kitapları hak ettiği değerin çok altında alıyordu. Ben de satmak yerine 4-5 kitap verip yerine okumadığım 2 kitap alarak hem maddi zarara girmemek hem de yeni kitap almış olma tatminimi bastırmak istedim. Ferrari'sini Satan Bilge de aldığım bu "iki kitap"lardan biri.

    Bülbül'ü Öldürmek'i okurken yanına eşlik etsin, yeni bir dünya göreyim derken diğer kitap kaldı, başladım bunu okumaya. Hırslı, başarılı, aranan bir avukattır kendisi Julian. Doymak bilmeyen para ve başarı hırsı, her geçen gün kazandığı bir davanın gururuyla kendini teselli eder anca. İş dünyasını paralarıyla ve başarılarıyla örse de iç dünyası hep yarım kalmış bir inşaat... Zaman gelir geçer ve bizim başarılı avukatımız Julian bir gün mahkeme salonunun ortasında kalp krizi geçirip yere yığılır. Ölmez ama yavaş yavaş kafasına bir şeyler dank etmeye başlar. Çalıştığı şirketine bir daha dönmez ve kendini bulmak adına Doğu'ya, Hindistan'a gider. Orada yogilerle uzun zaman geçirir. Hayatı daha yaşanabilir, daha doyum sağlanabilir, daha huzurlu bir hale getirmenin ilkelerini, Hindistan'daki Sivana Dağı'nda yaşayan bilgelerden öğrenir. Elinizdeki bu kitap da (veya elinize alacağınız), Julian'ın tekrar ülkesine döndükten sonra en az onun kadar modern iş hayatının çarkları arasında ezilmeme mücadelesi veren dostuna bunları anlatması üzerine kuruludur. Kitabın çoğunu kaplayan bir gece boyunca Julian ve dostu John'un yaptığı felsefi sohbetle geçer. Kitapta altını çizeceğiniz bir çok cümle olduğuna inanıyorum, ve izninizle sizi, kitapta en çok etkilendiğim cümlelerden biriyle baş başa bırakıyorum:

    "Dostum, düşüncelerini ve yaşantını iyileştirmek için zamanın olmadığını söylemek, otomobil kullanırken benzin almak için durmaya zamanının olmaması gibi bir şey. Bu, sonunda seni yolda bırakacaktır." - Julian Mantle