• İşten yeni çıkmıştım çokta ağır olmayan adımlarla evin yolunu tuttum aslında o kadarda istekli değildim eve varmaya artık bu evdeki bir türlü bulunamayan huzurdanmı aile olma yolundaki başarısızlıkmı bu konuda biraz kafamın karışık olduğu muhakkaktı işte tam o sırada gördüm zeytin gözlerini benim geliş yoluma doğru çevirmiş elinde hayvan resimlerin olduğu biraz hüzün biraz keder birazda yorgunluk vardı yüzünde buna rağmen muhteşem görünüyordu en azından benim gördüğüm buydu çokmu daha öncede konuştuğumuz olmuştu ama bir birimizi tanıyacak kadar değildi bu muhabbet daha çok esnaf muhabbeti gibi olmuştu merhaba dedim yüzümde bir gülümseme ile benim varım yokumda bu güler güzüm der gibi bir edayla nasıl işler çok para toplayabildinizmi dedim ama hemen pişman oldum bunu dediğime verdiği tepki bunun yanlış bir soru olduğunu der gibiydi sözlü olmasada yüzünün aldığı ifadeden açıkça seçilebiliyordu ama tabi şaşkın adam rolünden çıkaramadı yinede eh işte idare eder der gibi bir. Açıklamada bulundu ne zaman gidiyorsunuz Bayadır burdasnız bu kadar kalacağınızı hiç düşünmemiştim bir iki gün takılır sonra başka şehre seyahet edersiniz diye düşünmüştüm siz baya kaldınız bir haftadan çok oldu değilmi benmi yanlış biliyorum ama yanlış anlamayın tabiki bunun dahada uzamasını uzun süre kalmanızı isterim misafirperver olduğumuzu bilmenizi isterim tabi bunu tecrube etmeniz daha iyi olur sanırım biraz saçmalamıştım iyimser bir tavır vede meraklı bir tavır takınarak yarın gidiypruz dedi beni daha çok saçmalamaktan kurtarırması beni rahatlamdı desem yalan konuşmuş olurum sanırım ben gitmek için vucut hareketlerimi yolcudur Abbas konumuna getirirken bana iyi dileklerde bulunmam için bir ricada bulundu hemen sonra pardon dedi aslında istediği şey gayette sıradan güzel bir şeydi ama benim için dua edin dedi bunun ne anlama geldiğini pek anlamasamda imdat isteyen bir yüz ifadesi vardı bir muhtaç çok içli bir ricaydı ben bunu ruhumun en derininde hissetmiştim kemdimnde böylesi Bir içli ricaya muhtaç olmadığımı söyleyemedim...
  • Sonuç olarak devlet ve Ben birbirimize düşmanız. Bu "İnsan toplumu"nun refahı ve mutluluğu bir egoist olarak Beni hiç ilgilendirmiyor, Ben ona hiçbir fedakarlıkta bulunmam, sadece onu kullanırım; ama onu tam anlamıyla kullanabilmek için, onu kendi mülküm, kendi yaratığım haline getirmeye çalışırım; yani onu imha edip yerine bir Egoistler Birliği kurarım.
  • Selam arkadaşlar
    Nereden başlayacağım hakkında en ufak bir fikrim yok ama bir yerden başlamalıyım. Ben bu sene 8.sinif öğrencisiyim ve yapmam gereken sorumluluklarim var. Bunların başında ve de en önemlisi biz Potterheadlerin ruh emiciye benzettigimiz LGS gitmek istediğim okul için en az 498 gibi bir puna almamve yüzdelik dilimin de 0, 1 olması gerekiyor bu tahmin edersinizki çok zor bir şey ve benim buna ayak uydurup bazı fedakarlıklar bulunmam gerekiyor 1000k 'da bunlardan biri buraya girme sürelerimi maalesef ki kisaltmaya karar verdim sadece 22.00 - 23.00 gibi saatlerde gireceğim. Burada çok değerli çok muhteşem insanlar tanıdım onlarla ya işte öyle arkadaşız gibi bahsedemez onlar benim kardeşim oldu aramızdaki hiç ama hiç kopmayacak. Biliyorum çok uzattım ama yani bunları söylemek istiyorum

    Lisa Bell ♣ =İlk sana mesaj atmıştım gerçekten çok mantık dışı ve çok eğlenceliydi seni çok seviyorum
    Annabeth Diana Potter = Seni çok ama çok seviyorum benim iyilik meleğim her zaman gül ve seni üzen insanları takma
    Amanda Ellerby =merhaba dahi abla ya dur ağlamıyorum senin müzik zevkine bayıldığım ve seni çok sevdiğimi buradan 3000. kez söylemek istiyorum
    Remus Lupin= Ah benim çikolata prensesim her çikolata yediğimde aklıma geleceksin seni çok ama çok ama çok seviyorum
    Maria Laura Bennett = İlk sen bana mesaj atmıştın hadi ben mesaj atacakken sen bana atın kalp kalbe karşıymış dedikleri bu olsa gerek seni çok seviyorum
    Emma lowrance=Ow doktor apla seni asla unutmayacağım bana bak sende çalış geldiğimde tipi kazanmassan çok kötü olur ona göre. Seni de çok seviyorum
    Lorey Clarisse Themtine =seninle çok konuşamadık hatta ismini bile bilmiyorum ama senide gerçekten çok seviyorum
    Marauders = senle sadece minnak bir konuşmamız oldu ama bu seni sevmem için yetti seni de çok seviyorum.
    Efsanur Acır= Ow seni unuttuğum için özür dilerim seninle de konuşmadık ama seni de seviyorum

    Ah çok uzattım neyse en karanlık anlarınızda ışığı açmayı unutmayın.

    https://youtu.be/RgKAFK5djSk
  • "Samimi döneklik bir zeka belirtisidir" mi?? Mevcut şartlara uyum sağlayabiliyor ya da bir çözüm bulabiliyor olmam, kimseye zarar vermeden kendi çıkarlarım ve hayatım için bazı eylemlerde bulunmam nedeniyle reva görülen DÖNEK kelimesi biraz ağır oldu sanki 🤔
  • 330 syf.
    ·4 günde·Beğendi·9/10
    Kardeşimin Hikâyesi, okurken ara vermek zorunda kaldığımda üzüldüğüm, canımın sıkıldığı, okumaya devam etmek için planlarımızı iptal etmeyi aklımdan geçirdiğim bir kitap oldu. Açıkçası bir iki problemi haricinde, çok sevdim.

    Birincisi, kitapta bir noktadan sonra anlatılmaya başlanan hikâye çok bölünüyor. Kitabı bitirirken bunun böyle yazılmış olması gerektiğini kabul ettim, ama bu okurken canımı sıktığı gerçeğini değiştirmiyor.

    İkincisi, kitabın bazı noktalarında ders vermek maksadı var gibi, bu göze batacak şekilde yapılınca rahatsızlık veren bir konu.

    Üçüncüsü ise, Agatha Christie ve polisiye ile ilgili kitapta geçen bir iki cümle. Karakterin fikirleridir elbette, yazar aynı düşünceyi paylaşmıyor olabilir ama okurken yine de üzüldüm. Agatha Christie'yi seviyorum. Kendisinin kitaplarıyla ilgili "hiç derinliği yok, edebiyat mı bu canım?" gibi laflardan da hoşlanmıyorum.

    Normalde beğendiğim bir kitap için bu üç maddeyi sıkıntı olarak görüp yazma gereği duymam. Fakat burada çok sevdiğim bir kitap söz konusu olduğu için, çok sevdiğimin de sıkıntıları beni daha çok üzüyor. Hepsi bu.

    Bunların dışında bence kurgusu, hikâyesi ve anlatımı, ya da aklınıza bir kitabın bütünlüğünü oluşturan parçalar olarak neler geliyorsa, hepsini çok beğendim.

    Fakat Kardeşimin Hikâyesi ile ilgili şöyle bir uyarıda bulunmam gerekiyor. Kitabın arka kapağındaki alıntıyı okuyunca, bunu bir aşk hikâyesi sanabilirsiniz. Kitaba başlayıp ilk sayfalarını okuyunca da, polisiye olduğunu düşünebilirsiniz. Ama ikisi de değil. Bu kitap kişisel bir hikâye. Kitapta çokca örnek verilen Rus edebiyatına ait bir eser gibi yer yer. Bir insanın yaşadıkları neticesinde, zihninde ve kişiliğinde oluşan değişimler ve bir karakter analizi söz konusu. Kitabın konusunun aşk ile de, cinayet ile de alakası yok. Eğer merak ediyorsanız, evet ortada çözülen bir cinayet var. Ve yine merak ediyorsanız, evet kitapta aşkla ilgili cümleler de var, birileri birilerine aşık olmuş ya da oluyor, doğru. Ama bu, kitabın aşk temalı olduğu anlamına hiç gelmiyor.

    Bu arada kitapla ilgili şöyle bir uyarıda bulunayım, az önce Rus edebiyatından bolca örnek veriliyor dedim. Bu örnekleri verirken karakterimiz spoiler vermekten çekinmiyor. Ya işte, Anna Karenina'da olduğu gibi, şöyle şöyle oldu diye söyleyiveriyor. Sanki bu kitabı okuyan herkes Anna Karenina'yı okumuş olmak zorundaymış gibi. Kitaba bu tarz spoiler ile birlikte verilen örnekler bir şey katıyor mu diye sorarsanız, kesinlikle katmıyor. Bence hiçbir işlevi yok. Yalnızca, bu spoilerları veren karakterimiz çok kitap okuyor, hatta kütüphaneden oluşan bir evde yaşıyor, hepsi bu. Ama spoiler konusunda saygılı bir kitapsever de olabilirdi. Karşısında, o kitapları okumadığını bildiği, kendisinden genç birisine, bak spoiler vermeyeyim, kendin oku diyebilirdi. Ne bileyim, ben olsam öyle yapardım.

    Tek örnek de Anna Karenina değil, başka kitaplardan da büyük spoilerlar söz konusu. Eğer o kitapları okumadıysanız ve okumayı planlıyorsanız aklınızda bulunsun. Unuturum gider zaten, spoiler çok sorun değil derseniz tamam. Uzun uzun kitaplarda ne olduğunu da anlatmıyor zaten, ama "şöyle yaptı ya" gibisinden, çok kilit noktalarla ilgili spoiler veriyor. Zaten kitapla ilgili "ders vermek maksadı var gibi dememin temel sebebi de, bu diğer kitaplara dair verilen referanslar.

    Rus edebiyatının farklı eserlerinin bir araya getirilip, karıştırılıp, Türk kültürü ile harmanlandığı bir kitap olmuş Kardeşimin Hikâyesi. Kitapta hiç adı geçmeyen bazı kitaplardan da esinlendiğini düşünüyorum. Şu kitaptan şunu almış, bu kitaptan bunu almış da demiyorum ki spoiler olmasın. Sonuçta her kitapsever, özellikle de uyarmadan etrafa spoiler yağdıracak biri olmak zorunda değil.

    Livaneli'nin diğer kitaplarını da en kısa sürede okumak istiyorum. Bakalım onlar nasıl.
  • Ama ben kötülük kehanetinde bulunmam,
    Benim pelerinim baştan aşagi kırmızı.
    'O Dokuz Yuz hikayeyi bilir'
    Bu bana degilse, kime söylemiştir?
  • Ben hiç tahminde bulunmam. Tahmin kötü bir alışkanlıktır... insanın mantıklı düşünme yeteneğini bozar.