• Paxil, Aderol, Effexor XR, Stratterra, Lythum, Prozac, Cymbalta, Tegratol, Zolof, Siptimul, Tagratol, Clorazil, Seraquil... ve daha nicelerini, evrenin en gelişmiş sisteminin, insan beyninin kimyasıyla, beynin içine paslı, çirkin, kenarları çatallanmış bir çomak sokarcasına oynayan, insanı sersemletmek ve duyguları yavaşlatmak dışında etkileriyle ilgili hiçbir kanıt bulunmayan ilaçları düşündü Bilge, birkaç ilaç şirketi tarafından üretilen onlarca ilaç dünyanın her yerinde doktorların da işbirliğiyle 100 milyondan fazla insana reçetelendiriliyordu.
  • Türkiye kadınların işgücüne katılımında OECD ülkeleri arasında sonuncu.
  • Dünyamızı kurtarabilmek adına atacağımız en önemli adımlardan biri atık yönetimi konusudur. Atıklarımızı ayırmayı biliyor muyuz?

    Dünyada her geçen gün tüketim seviyesi artıyor. Bu tüketim seviyesi artarken, atıkların yönetimine gereken önem verilmiyor ve bu bize felaketlerle dönüyor. Atık yönetimini başarıyla uygulayabilirsek, dünyamızı kurtarabiliriz!

    Birleşmiş Milletler’in verdiği bilgiye göre doğada yaklaşık 100 milyon ton atık bulunmakta ve bunun %80-90’ının karasal kaynaklardan gelmekte. Vahşi yaşama dek ulaşan plastik atıkların ekosisteme verdiği zararın büyüklüğünün gözler önüne serilmesi devletleri önlemler almak için bir araya getirdi. Norveç’in öncülüğünde Birleşmiş Milletler’de Basel Sözleşmesi 186 ülke tarafından imzalandı.

    Atık yönetimi konusunda hiçbir şey yapmazsak, okyanuslarda canlılardan çok plastik atık olacak.

    Yine Birleşmiş Milletler’in verdiği bilgiye göre Dünyada her yıl 62 milyar dolar değerinde 50 milyon ton elektronik atık üretiliyor. Elektronik atıkların geri dönüşüme ulaştırılması ise kağıt, cam, plastik atıklara göre çok daha zor. Daha doğrusu zordu. Çünkü farkındalığın artması ile şimdi elektronik atıkların geri dönüşümünü sağlayan projeler ortaya çıktı:

    Toplio.co; Siteden talep bırakıyorsunuz ve verdiğiniz adrese kadar gelip elektronik atığınızı alıyorlar. Puanlama sistemlerine göre anlaşmalı yerlerden indirim kuponları sağlayabiliyorlar. Eğer bağış yapmak isterseniz köy okullarındaki çocukların bilgisayar ve eğitim materyallerinin oluşmasına katkı sağlayabiliyorsunuz. Nakde dönüştürme şansınız da ayrıca mevcut.
    TEGV ”Arızalı veya kullanım dışı cep telefonu, bilgisayar, bilgisayar parçaları ve çevre birimleri, elektrikli ev eşyası, adaptör ve kablolarınızı TEGV’e bağışlayarak, çocuklarımızın eğitimine destek olabilirsiniz.” diyerek hem elektronik atıkların geri dönüşüme gideceğini hem de çocukların eğitimine katkı sağlayacağınızı bildiriyor. Nerelerdeyiz‘e tıklayarak size en yakın öğrenim birimine elektronik atıklarınızı ulaştırabilirsiniz.

    Bir türlü duyarlılık sağlayamadığımız atıklarımızın doğadaki hali.
    Tüketim çılgınlığının kontrol edilemez noktalara ulaştığı günümüzde, kaynaklarımızı kontrol edemiyor oluşumuzu fark ettiğim an 25 Litre belgeselini izlediğim gündü. Bu fark ediş beni kaynaklarımızı kontrol için yapılabilecekleri araştırmaya yöneltti. Bu sırada geri dönüşüm için yapılacakları ve aslında önemli olanın atık yaratmadan yaşayabilmek olduğunu, geri dönüşümün son çare olarak görülmesi gerektiğini sıfır atık savunucuları aracılığıyla öğrendim.

    Sıfır Atık Nedir?

    Sıfır atık, atık malzemelerin geri dönüşüm aracılığı ile değerlendirilmesi, atığa sebep olan etkenlerin gözden geçirilmesi ve israfın önüne geçirilmesini hedef koyan atık yönetim felsefesidir.

    Sıfır atık, özetle bir insanın çöp yaratmadan yaşamaya çalışması olarak tanımlanabilir. Özellikle plastikleri ve geri dönüşmeyen, sınırlı sayıda dönüştürülebilen ürünleri kullanmamak. Geri dönüşümü mümkün, uzun süre kullanılabilen ve atık oluşturmayacak sağlıklı ürünleri kullanırken yerli üretime de destek olan bir hareket.

    Sürekli kullanılan, hep el altında olan birçok ürün geri dönüştürülemiyor. Kağıt mendil/havluların, karton bardakların, ıslak mendillerin geri dönüştürülemediğini biliyor muydunuz? Geri dönüşümü mümkün olmayan ürünler ile sınırlı geri dönüşüme sahip ürünleri reddederek ilk adımı atmak mümkün.

    Cam ve metal sonsuz kere geri dönüştürülebilir.

    Başarılı Bir Atık Yönetimi İçin Neler Yapılabilir?

    Dünyayı daha yaşanılabilir bir yer kılmak ve hep söylendiği gibi gelecekten bize emanet olan bu doğaya sahip çıkmak için yapabileceklerimiz neler dersek:

    Dışarı çıkıldığında (özellikle yaz aylarında) doğaya zararlı ürünleri içermeyen (çelik/cam) bir matara ile suyun taşınması halinde hem uzun süre plastiğe maruz kalmamış bir su içilmiş hem de bir plastik atık oluşturulmamış olunacak. Üstelik geri dönüşüme ulaştırıl(a)madığında pet şişenin doğada çözünmesi için yaklaşık 400 yıl geçmesi gerekiyor.
    Dışarıda kahve içilecekse termosu yanımızda taşımak/kahveyi kupada tercih etmek, geri dönüşümü şu an için ülkemizde mümkün olmayan karton bardakların doğaya dahil olmasını önleyecek üstelik kahvem termosta hareketine destek veren yerlerden indirimli olarak içecek almak da mümkün olacak. (#kahvemtermosta hareketini ve termosla gitmeniz halinde indirimli içecek alabileceğiniz kahve dükkanlarını öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.)
    İçeceklerimizde plastik pipet kullanmak yerine çelik, bambu pipetleri tercih etmek mümkün. Plastik pipetin toprakta çözünmesi için 450 yıl geçmesi gerekiyor.
    Alışverişe çıkıldığında plastik poşetler kullanmak yerine, bez çantalar edinmek, hatta belki bunları evde kullanılmayan çarşaf veya tişörtlerden dikmek (böylece eskileri değerlendirmek), file alışveriş çantaları edinmek, geri dönüşüme uygun kese kağıtları kullanmak mümkün. Bir plastik poşetin doğada kaybolması için en az 1000 yıl geçmesi gerekiyor.
    Yemek siparişlerinde plastik çatal, kaşık, bıçakları kullanmayı, ıslak mendili, tuz, kürdan gibi reddetmek; metal veya tahta çatal, kaşık ve bıçak taşımak mümkün.
    Plastik duş lifleri yerine örme lifleri ve duş jeli yerine doğal sabunları tercih edebilirsiniz.
    Evde temizlik yaparken onlarca kimyasal ürün kullanmak yerine beyaz sirke, karbonat ve limon kullanmalıdır.
    Kitap alışverişi yaparken öncelik olarak e-kitap tercih etmek, e-kitap okuyamıyorum diyenler ise ikinci el kitap alışverişini tercih edebilir.
    Gerçekten ihtiyaç olmadıkça alışveriş yapmamak (çünkü aldığımız her ürün üretilirken tahmin edemediğimiz büyüklükte bir enerji ve kaynak kullanımı söz konusu oluyor.)
    Alışverişinizi pazarlardan yapın, hem taze hem atık/ambalajsız ürünü bulmanın en kolay yolu pazardan alışveriş olabilir.
    Karbon ayak izimizi azaltmak için toplu taşıma kullanmaya özen gösterebiliriz.
    Kullanılmayan ışıkları kapatmak, prizlerdeki fişleri çekmek mümkün olabilir (çünkü enerjiyi kullanma ile havayı kirletme hızımız doğru orantılı ilerliyor).
    Çamaşır kurutma makineleri kullanmak yerine, çamaşırları asarak doğal yolla kurutmayı tercih edebilirsiniz.
    Bu minik adımları atarak bu atıkların doğada kaybolmaları için gerekli olduğu belirtilen sürelerden doğayı kurtarmış olmak, toprağı, havayı ve denizleri kirlenmekten korumak ve hayvanlara korkunç zararlar vermeyi önleyecek olmak mümkün.

    Dünyadaki yaklaşık 8 milyar insan olarak, şu anki alışkanlıklarımızla devam edersek dönüştürül(e)meyen atıkların sonumuzu getireceğimiz oldukça açık.

    Buna dikkat çekmek için her yıl temmuz ayında Plastiksiz Temmuz (Plastic Free July) hareketi gerçekleştirilmekte. Geleceğimiz ve kendimiz için harekete geçmek adına güzel bir motivasyon kaynağı olduğu söylenebilir. Çünkü genelde bir harekete başlarken bir motivasyon unsuru olsun isteriz, aynı anda yüzlerce kişinin bu harekete katıldığını bilmek insanı son derece motive edecektir.

    ”2011’den bu yana dünya çapında 150 ülkeden milyonlarca katılımcı, plastiğin doğaya miras bıraktığı hasarı reddederek tek kullanımlık plastikleri önce otuz günlüğüne ve sonra da ömür boyu olmak üzere hayatından çıkarmayı hedef almakta.”

    Türk Ceza Kanunu’nda çevreyi kasten ve taksirle kirletmenin suç olduğunu biliyor muydunuz?
    Duyarlı kalın.

    Kaynaklar

    https://www.xtrlarge.com/...-atik-engel-bm-imza/
    https://tr.euronews.com/...onik-atik-uretiliyor
    https://livetobloom.com/...nde-temiz-baslangic/
  • 160 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    "TOZA SOR"
    Öncelikle birlikte bitiremesek de bana eşliği için Samet Hızır'a sevgilerimle :))
    Ahhh, Arturo Bandini'cim kitap boyunca kişiliğinin derin sularında yüzdüğümü hissettim biliyor musun? Yaşadığım bu duygunun asıl sebebi pdr okuduğum ve artık insanlara çok daha farklı bir gözle baktığım (derinlemesine görmek bir insanı; gözlerine değil mesela da bakışlarında saklanan anlama odaklanmak gibi bir şey) için mi yoksa Fante seni çok güzel anlattığı, duygularını birebir yansıttığı ve kitapta okuduğum her cümlede seni gözümde jest ve mimiklerinin en ince ayrıntısına kadar canlandırabilmemi sağladığı için mi oldu tüm bunlar bilmiyorum Bandini... Bulunduğun kentte kaldığın o otel odasında yalnız değildin asla, ben de vardım yanında. Eden'ın çabasını gördüm sende, çektiğin para sıkıntısını, büyük yazardın sen yazmak için çok çabalıyordun ya hani ama yazık ki yoktu etrafında seni anlayan hani öykün dergide yayımlandığında imzalayıp nüshalarını otelde herkesin oturduğu o yere koymuştun da fark etmemişti kimse. Üzerine oturmuşlardı Bandini. Toz alan çocuk bile ellememişti ya hani nasıl üzmüştü seni tüm bunlar. Sonra öykünü önemseyen biri çıkmıştı da gözlerin dolmuştu nerdeyse sevinçten bırakmak istememiştin onu. Maya prensesin Camilla peki? Hiç anlamamıştım aranızdaki ilişkiyi başta. Birbirinize acı vermekten zevk alıyor gibiydiniz. Seviyor muydunuz yoksa nefret mi ediyordunuz birbirinizden anlamıyordum. Yağlı bir Meksikalı olduğunu söylemiş alay etmiştin mesela onunla ne kadar çok kızmıştım sana bir insanı bulunduğu milletten ötürü yargılıyorsun diye ahh Bandini. Ama sonra sen de utanmıştın yaptığından. Utanmak güzeldir iyi yaptın Bandini. O daa senin sevginle alay etmişti bir ara ona da çok kızmıştım aslında. Tanrım bir ateist olduğum için beni bağışla derken dua ediyordun kabul etmediğin o Tanrı'ya kafan karışıktı galiba bu konuda... Dini de sorguluyordun. Yoksulluğunu da, yalnızlığını da. İnsanları Bandini dünyadaki insanları sorguladın o insanların senden nefret ettiğini de söyledin. "Sinema salonlarından çıkıp gerçeğe alışmak için gözlerini kırpıştıran, sanatlarına esnediğin, gazetelerine kustuğun" insanlardı hepsi. Dedin yaa "Dünyada beni seven tek bir şey olsaydı, tek bir şey," minik faren bile terk etmişti seni. İyi dayanıyordun aslında. Umut doluyum dediğinde etkiledin beni, bunu senden duymak o kadar hoştu ki. Hackmuth öykülerini kabul eden adam, resmini okşadığın, mektuplarını tekrar tekrar okuduğun iyi ki vardı senin için iyi ki. Zavallı Vera vardı bi de yaralı, ona iyi gelmeye çalıştığında teselli ettiğinde kutladım içimden seni ama sonra Bandini neden onu sevdiğin kadının yerine koyup kullandın ki çok kötü bir şey bu. Depremi yaşadığında korkularını paylaştık ben ve sen birlikte. Ağlayanlar, cesetler, kan ve ölüm... Gökdelenlerin önünden, dar ve uzun sokaklardan geçmenin korkunç bir şey olduğunu (ya deprem olursa) söyleyerek uyardın ahşaplar mı güvenilir miydi ha Bandini öyle söylediğini hatırlıyorum sanki? Hepimiz ölecektik bunu sen de biliyordun, kaçış yoktu korkumuz vardı sadece bilinmezliğe. Tövbe etmiştin ve dua (TOZdu ağzında). Ne demiştin "Dünya TOZdan geliyor ve sonunda yine TOZ olacaktı." Sevdiğin kadın bir başkasını seviyordu ve sen o kişiye karşı iyi kalma cesaretini gösterebilmiştin. Bazı zamanlarda yaptıkların kızdırmıştı, seni hiç onaylamadığım anlar olmuştu ama sonlara doğru yaptıklarınla yine kazanmıştın kalbimi Bandini. Hikayenin bitişi de bitirdi beni TOZA SORsun sevgili okurlarımız bir gün o çöle giderlerse hani şu sevdiğini... (spoiler olmasın diye yazamadım burayı)
    Seninle birlikte gözüm de doldu canım da yandı (annesinden koparılan o zavallı buzağı için mesela) seninle birlikte gülümsedim (öykün yayımlandığında)
    Sana kızdım da (nefret ediyorsun diye Sammy'e yazdığın o mektupta ya da zavallı anneciğinin parasını kötü şeyler için harcadığında) seni kutladım (aşkın için yaptığın fedakarlıklarda) bana bunları yaşatan sevgili Bandini hoşçakal her şeye rağmen seni tanımak güzeldi.
    Bu kitap sevgili okurlar yaşamı sorgulattı bana, varoluşumu, insanları, ölümü, mutluluğumuzu paylaşacak bir kişinin bile olmayışının ne kadar acı bir şey olduğunu öğretti. Hayatımızın merkezine koyduğumuz amaç olarak belirlediğimiz bir şeye ulaştığımızda bir gün onun bile anlamsız gelebileceği gerçeğiyle yüzleştirdi beni. Ne bileyim bir garip hissettirdi bu kitap bana ağlamak istiyorum mesela şu an ama ne üzüntüden ne mutluluktan bana kattığı o bilinmez duygudan. Öyle işte gerisini toza sorun. Toz peki ne ki derseniz? Bandini'nin dediği gibi bir dua, dünyayı oluşturan o şeydi belki, belki de biz yok olsak da nice insanların doğuşunu, yaşayışını ve ölümünü görmüş olan çöldeki küçük bir kum tanesi... Bilmiyorum.
    Kalın sevgiyle ve tebessümle <3
  • İnsanlar günübirlik eğlencelerle oyalanıyor. Her gün bir sürü kanaldan yaklaşık beş yüz saatlik radyo ve televizyon yayını yapıldığının farkında mısınız? Hiç uyumayıp sürekli bunları takip etseniz, bir tık uzağınızdaki onca eğlence programının yüzde yirmisine bile yetişemezsiniz. Milletin tembel süngerlere dönüşmesine şaşmamalı; her daim emiyorlar, ama asla üretmiyorlar. İnsanların günde ortalama üç saat televizyon izlediğini biliyor muydunuz?”