• İlkin, insanların büyük kötülüklere yol açan iyilik anlayışından korkuyorum , dedim sözgelimi. Sonra, kendini çocukların varlığında yenileyen hayatın acımasızlığından , bu acımasızlığın üstünü örten masumiyetin derinliğinden ve kapı kilitlerinden korkuyorum , dedim . Sonra canlı olmanın aczinden , bu aczin doğurduğu kaçınılmaz sonuçlardan , sokaklardan ve insanların içinde uğurlayıp duran çok ağızlı kuyularla bu kuyuların karanlığından korkuyorum , dedim . Sonra hızımı alamadım ve insanların varlığını eksilterek onları tamammış gibi gösteren şehrin abuk sabuk görüntülerinden korkuyorum ,dedim. Sonra hızlandıkça hızlandım ve patronlarının diliyle konuştuklarını fark edemeyen ezik ruhlu kapı kullarının gururundan ve bu gururun girebileceği çeşitli kılıklarla bu kılıkların insana alçakgönüllülükmüş gibi gözüken kıvamından korkuyorum ,dedim . Sonra artık kendimi frenleyemedim ve hayatımızın içinde gezinip duran tanklardan , helikopterlerden ve uçaklardan korkuyorum ,dedim. Sonra aniden hatırladım ve bir insanın her şeyi bilebileceğini sanan kıt akıllı adamların geçmişlerini başkalarının geleceğinden geri almaya çalışan kırkını aşmış çocukların ve hemen her fırsatta yaralı güvercin rolü oynayan kadınların yanı sıra ben uzun ömürlü neşelerle uykulardan da korkuyorum ,dedim.
    Hasan Ali Toptaş
    Sayfa 246 - Everest Yayınları