Her gün biraz daha sırtlanır kendi ölüsünü insan
Zaten yaşamak, bitmek bilmeyen bir telaştan başka nedir

Bünyamin Ayvaz

Resul SARIOĞLU, bir alıntı ekledi.
03 May 11:33 · Kitabı okudu · 10/10 puan

"Türkiye'yi üçüncü dünya ülkesi görenlere inat çalışmalı,saanyileşmemizi sürdürmeli ve onlarla yarışır düzeye gelmeliyiz"
Temel KAYA

Sessiz Devin Kalesi, Bünyamin AygünSessiz Devin Kalesi, Bünyamin Aygün
Eymen Gültekin, Puslu Kıtalar Atlası'ı inceledi.
02 May 19:11 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Kitap yine tarihte zaman yolculuğu yapmış hissi veren güzel kitaplardan biri osmanlı dönemi gerek karakterleri olayları üslubu kendine has orijinal bi kitap biraz felsefik biraz macera yer yer komik olayların olduğu hikayemsi bi kitap olduğunu düşünüyorum karakterlerini özellikle bünyamin karakterini çok Sevmiştim benim için güzel tavsiye ettiğim kitaplardan oldu

Sentosa Yayınevi, bir alıntı ekledi.
28 Nis 20:18 · Kitabı okumayı düşünüyor

İnsan - Toplum
Toplum ile sanatçı arasında ağacın yaprakları ile kökleri arasındaki ilişkiye benzer, karşılıklı etkileşime ve gizli bir anlaşmaya dayalı derin ve şaşmaz bir ilişki vardır. Bir toplum kendisine yön gösterecek sanatçıları yetiştiremez, onları dinlemezse bir süre sonra şarlatanlar tarafından ayartılır, aç gözlülerce sömürülür ve despotlar tarafından zulmedilerek yönetilir.

Radika ve Mona Lisa, Bünyamin Kara (Sayfa 101 - Sentosa Yayınevi)Radika ve Mona Lisa, Bünyamin Kara (Sayfa 101 - Sentosa Yayınevi)
Nephren Ka, bir alıntı ekledi.
27 Nis 12:30 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Kendini Arayan Özne :)
“ Gördükleri ister gerçek ister düş olsun, bundan gerçeği ya da düşü gören bir öznenin varlığı çıkıyordu. Şu durumda bütün bunları gören bir kişi olarak o, vardı. ‘Rendekâr’ın dediği gibi ben varım’ diyordu, Peki ama ben kimim? Ayna bana İhsan Efendi olduğumu söylüyor, rüyamdaki ayna ise Bünyamin olduğumu söylüyor. Ben kimim? Bütün bunları gören özne aslında kim?”

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 46)Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 46)

Hz.Âişe bint Ebi Bekr, Hz.Peygamber’in eşi olma hasebiyle, Hz. Peygamber’in vefatından sonra yaşadıklarıyla ve yaptıklarıyla her daim sonsuz saygı ve sevgiyle Müslümanlar için önemli bir yere sahip olmuştur. Maalesef daha çok evliliği, evlilik yaşı, kıskançlıkları, İfk Hadisesi veya Cemel Vakası gibi içinde bulunduğu siyasi olaylarla ismi anılan Hz.Âişe’nin, esasında göz ardı edilmesi çok zor olan ilmi boyutu vardır. Onun ilim sahasındaki bu birikimi, o dönemde sahâbelerin önemli kaynağı olmakla beraber daha sonra birçok âlimin de kaynağı ve yol göstericisi olmuştur. Bahsedilen bu birikimin oluşumunu, İslam’ın kadının hak ettiği konumu hatırlattığı vahiy döneminde dünyaya gelmesi ve bunu en iyi şekilde değerlendirmesi gibi sebeplere bağlamakla birlikte, bunun Hz.Âişe’nin kendi mizacı dolayısıyla ilme olan merakı ve ilgisinden kaynaklanabileceği de es geçilmemelidir.

İlim Yolunda Bir Ömür

Hz.Âişe hayatı boyunca İslam’a dair her öğrenebileceği ne varsa öğrenmeye çalışmış, kendi içinde İslami düşünce yapısını oluşturmuştur. Bu öğrenimle de kalmamış, ulaşabildiği her kimseye sözlü veya yazılı ilmini aktarmıştır. O yüzden döneminde eksik, hatalı, yanlış anlaşılmış olan başka rivayetlere de cesaretle karşı çıkmayı, eksikleri tamamlamayı, yanlışları düzeltmeyi kendine bir vazife olarak bilmiştir. Onun cesaretini, ‘’Hz.Âişe’nin yanında namazı bozan şeyler içerisinde köpek, eşek ve kadın da zikredilince şöyle dedi: Bizi eşeklere ve köpeklere mi benzettiniz?!” veya ‘’Ebû Hureyre, Hz.Peygamber’in ‘Uğursuzluk ancak kadında, binekte ve evdedir (ne dersin?)’ buyurduğunu rivayet ediyor?’’ diye kendilerine soru yöneltildiğinde ‘’Söylediğinden dolayı aklım başımdan gitti) ve yarısı göğe, yarısı da yere uçtu!’ gibi birazdan bahsedeceğimiz eserde yer alan verdiği tepki ve cevaplarda görmek mümkündür.

Rivayetlerde görebildiğimiz iki husus vardır. İlim sahasında özellikle kadınlar hakkındaki meselelerde kurtarıcı girişimlerde bulunanın bir kadın sahabe olması, bir diğer bir husus ise sahabe döneminden itibaren olagelen rivayetleri değerlendirmede, o rivayetin doğrulunu hemen kabul etmek yerine ona karşı eleştirel bir bakışın gerekliliğidir.

‘’Hz.Âişe’nin Sahabeye Yönelttiği Eleştiriler’’

Müellifi Bedruddîn Ez-Zerkeşî olan, çevirisini Bünyamin Erul’un yaptığı ‘’Hz.Âişe’nin Sahabeye Yönelttiği Eleştiriler’’ kitabı isminden de anlaşılacağı üzere, Hz.Âişe’nin ona ulaşan rivayetlerde gördüğü yanlışlara, hatalara karşı çıkmasını ve onları düzeltmesini içermektedir.

Bu rivayetlerde Rasulullah’a ait olduğu iddia edilen söylemlerin yanlışlığına ayetlerle karşılık verme yoluna gidildiği yahut onun sünnetlerinden yola çıkarak düzeltmelerde bulunulduğu dikkat çekmektedir. Yaşanan olaylar karşısında Hz.Peygamber’in tavrını hatırlatma yoluna gidilmesi de bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Söylenen bir sözün sebebini bilmemek de yanlış anlaşılmalara büyük ölçüde nasıl kurban gittiğini Hz.Âişe’nin bizatihi hangi sözün ne üzerine söylendiğine şahit olduğunu belirterek eleştirmesinden anlaşılmaktadır. Böylece kitabın içinde Kur’an’a, Sünnet’e, hadise, tarihe-vakaya, akla ve kanaate, mantık ve dile arz başlıkları ile rivayetlerin kısımlara ayrılması eleştiriyi daha açıklayıcı ve anlaşılır yapmıştır. Bir yandan da bu ayrılan kısımlar rivayetleri incelemede gidilecek yol ve yöntem açısından belirleyici olmuştur.

İftar ve namazı geciktirmek gibi yapılan bir uygulamanın doğruluğunu, Hz.Peygamber’in yaptığı umre sayısı gibi onunla ilgili hatırlanmayan birçok bilgiyi öğrenme noktasında yahut Hz.Peygamber’in kuşluk namazı kılıp kılmadığına dair kafalarda oluşan şüpheleri giderme noktasında Hz.Âişe’nin rivayetlerinin önemini görmemek mümkün değildir. Vitr namazının ne zamana kadar kılınacağı, ihramlıyken koku sürmenin hükmü yahut cenaze namazının mescitte kılınıp kılınmayacağı gibi uygulamalarının fıkhi açından doğruluğunu öğrenmek açısından da aydınlatıcı rivayetler, Hz.Âişe’nin eleştirilerinin içerisinde mevcuttur. Sadece sert bir dille eleştiri olarak bakmanın yanlış olacağı bu rivayetlere kendi deneyimleri ile veya sorduğu sorulara aldığı yanıtlarla elde ettiği bilgileri nakletmesi, Hz.Âişe’nin Müslümanlara verdiği tavsiyeler niteliğinde bakmak daha doğru olacaktır.

Hz.Âişe’nin hayatının anlatıldığı bir kısım ve onu diğer hanımlardan ayrı bir yere taşıyan kırk özelliği de kitap da yer almaktadır. Sahabenin de Hz.Âişe’ye isnad edilen rivayetlere ve verdiği hükümlere karşı eleştirilerini sunduğu bir başka bölüm bulunmaktadır. Bu, o dönemde edinilen bilgileri sorgulamada ve doğru sonuca ulaşmadaki önemi ve titizliği gösterirken bir yandan da İslam ilmindeki hareketliliğin tablosudur. İnancımız itibariyle her zaman bize örnek olarak sunulan sahabe hayatının ilmi boyutunda görebileceğimiz bu örnekler, Müslüman için her ne konumda olursa olsun öğrendiklerinin bir sınırı olmayacağına delildir.

Eyüb Sonuç, bir alıntı ekledi.
08 Nis 16:26 · Puan vermedi

"Babacığım!" dedi, "Beni ne görüyor, ne duyuyorsun, ama ben, gerçekten oğlun Bünyamin'im".

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 126 - İletişim Yayınları)Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 126 - İletişim Yayınları)
Bülent Karakuş, Puslu Kıtalar Atlası'ı inceledi.
07 Nis 02:29 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Puslu Kıtalar Atlası-İhsan Oktay Anar

Başladım ve bitirdim.Uzun İhsan Efendi, Rendekar, Bünyamin... bu karakterleri asla unutmayacağma eminim ve teşkilat-ı istihbarat-ı hümayun'un başını çeken Ebrehe'nin okuyucuğu doyurucu noktaya getiren maceraları.Yazacak pek bir şey bulamıyorum binlerce hoş kelimeler iç içe geçiyor belki son dönemin en başarılı fantastik romanını okudum.Konunun Osmanlı Türk İmparatorluğunda ve benimde aşık olduğum Kostantiniye de geçmesi, devrik bağdaştırmalar ve büyülü gerçeklik.Bir çırpıda okudum ve okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum.Harbler, kitaplar, kavgalar, akıl sınır almaz ölçülü gerçeklikler...

Bülent Karakuş, bir alıntı ekledi.
06 Nis 01:11 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

-"Sen cerrah değilsin" dedi, "Bunu nereden öğrendin ve niçin öğrendin?"
Bünyamin artık bir kahraman gibi davranması gerektiğini anlamıştı.Ebrehe'nin hayatını kurtaran numarayı babası Uzun İhsan Efendi'den öğrendiği halde,
-"Bunu nereden öğrendiğimin hiçbir önemi yok" dedi, "Amacım seni kurtarmak da değildi.Sadece bu yöntemin etkili olup olmayacağını görmek istedim.Niçin öğrendiğime gelince:Ben bu dünyaya bilmek için geldim.Benim için kutsal bir erh varsa o da bilgidir, gerek bu dünyanın, gerekse öte dünyanın bilgisi.Bu yüzden öğrendiklerimi akıl terazisinde tartıp doğru olup olmadıklarına bakarım".

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 122 - İletişim Yayınları)Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 122 - İletişim Yayınları)