• Günümüzde bir çok insandan, üzüntü veya acı halinde “Seni anlıyorum” ifadesini duyarız. Başta bu cümle empati amaçlı bir tür iyi niyet göstergesi olarak görünebilir. Ancak psikolojik açıdan yaklaşırsak, bu cümle her zaman en iyi seçenek değildir. Çünkü böyle bir durumda, birine nasıl hissettiğini biliyorum dediğinizde, karşınızdaki kişinin duygularını değersizleştiriyor olabilirsiniz. Her şeyden önce, kimsenin tam olarak ne yaşadığını asla bilemezsiniz. Gerçek şu ki, kimse bir başkasının neler yaşadığını tam olarak anlayamaz. Sonuç olarak, sadece dinlemek ve ona destek olduğunuzu göstermek çoğu zaman yapabileceğiniz en iyi şeydir. Bu cümlenin sorunlu olmasının bir nedeni, çoğu durumda kendinizin de ne hissettiğinizi bilmemenizdir. Bu nedenle, bir insanın birden ortaya çıkıp ne hissettiğinizi bildiğini iddia etmesi pek de uygun bir davranış sayılmıyor. Zaten toplumun çoğunluğu psikoloji uzmanı veya terapist değil. Bu durumu, genelde size en yakın olan kişilerle tecrübe edersiniz. Aileler bu cümle kalıbını çocuklarıyla konuştukları zaman sıklıkla kullanır. Bir çocuğa nasıl hissettiğini biliyorum demek, hissettiklerini kendi cümleleriyle söylemesine engel olabilir. Çoğu insan, bazı şeyleri sormadan varsaymak gibi kötü bir alışkanlığa sahiptir. Bunu yapmanızın nedeni daha az bilişsel efor sarf etmek ve zamandan kazanmaktır. Çoktan beyninizde olan bir bilgi üzerinden, başka bir şeyi bildiğinizi varsaymanız çok daha kolaydır.
    İş arkadaşınızın, size partneriyle kötü bir gün geçirdiğini söylediğini düşünün. Muhtemelen “nasıl hissettiğini biliyorum” cümlesini kurmaya meyilli olacaksınız. Bunu söyleyerek iş arkadaşınızla empati kurduğunuzu hissedeceksiniz. Ancak bu doğru değil; diğer insanların duygusal dünyası ve çevresini algılama şekli sizinkiyle asla aynı olamaz. Bunu sıklıkla unutuyoruz. Dahası, bu tür durumlarda “nasıl hissettiğini anlıyorum” demek hiç de empatik olmuyor. Bu cümleyi söyleyerek karşınızdaki insanın duygularını onaylamak yerine, kendi duygularınızı onaylamış, değerlendirmiş oluyorsunuz. Karşınızdaki insana bu şekilde yardımcı olamazsınız.
    Zor zamanlardan geçen biriyle en iyi iletişim kurma yolu nedir peki?
    Çocuk, ergen, yakın arkadaş veya bir yabancı; karşınızdaki kişi kim olursa olsun “nasıl hissettiğini biliyorum” demekten kaçının. Aynı durumu yaşayan iki farklı kişinin aynı şekilde hissedeceğini varsaymaktan kaçının. Bu konuda size bir örnek verebiliriz. Cenevre Üniversitesinden Dr. Klaus R. Scherer ve Agnes Moors bu konuda ilginç bir deney gerçekleştirdi. 3000 yetişkine aynı soru soruldu: Bir arkadaşınızın sizin hakkınızda kötü bir şekilde konuştuğunu duysanız ne hissederdiniz? Araştırmacılar sürpriz bir şekilde 14 farklı duygusal cevabı kategorize etti. Bazıları sinirleneceğini söylerken, bazıları utanacağını veya hayal kırıklığına uğrayacağını belirtti. Bazı insanlar suçlu hissederken, bazıları ise yalnız hissedeceğini söyledi. Hatta bazı katılımcılar arkalarından bu şekilde konuşan biriyle bundan sonra arkadaş olamayacağını belirtti. Bu basit senaryoda bile ortaya çıkan bu kadar farklı cevabı hesaba kattığınız zaman, “nasıl hissettiğini biliyorum” demek daha da uygunsuz bir hale geliyor. Peki kurabileceğiniz başka cümleler var mı? En önemli şey, birini gerçek anlamda nasıl dinleyeceğinizi öğrenmek. Sonrasında ise mutlaka şunu hatırlayın: Bazı cümleler veya sözcükler karşınızdaki kişinin duvarlar örmesine neden olabilir. “Bu hiçbir şey”, “Ben de benzerini yaşadım, aşırı tepki veriyorsun”, “Bu sana hep oluyor” veya “Başka bir şeye odaklanman lazım” gibi cümleleri kurmaktan kaçının. “Nasıl hissettiğini anlıyorum” demek yerine “Nasıl hissettiğini anlat” diyin. Bazen basit bir şekilde, “Senin için buradayım” demek en iyi cevaptır. Sonuçta asıl amacınız, hiçbir şeyin varsayılmadığı ve kimsenin duyguları hakkında yargıya varılmayan güvenli bir alan yaratmak “Seni anlıyorum” diyen insanlara, William Shakespeare şöyle cevap veriyor: ”Hissedemediğin bir şeyi anlayamazsın.”

    Okuduğunuz İçin Teşekkürler
  • ''İkimiz de aynı şehirdeyiz ve birbirimize varmamız için yarım saatten daha az bir zaman yeter. Buna rağmen o orada, ben buradayım. Neden? Sebep yok...''
  • 593 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Merhabalar herkesee.. Bugün sizlerle geçtiğimiz aylarda okumuş olduğum bir kitabı paylaşmak istiyorum. Belki hatırlayanlarınız olacaktır kitabı okurken kitaptan birçok satırı sizlerle de paylaşmıştım ve alıntıları görüp merak eden benimle iletişime geçen birçok okur arkadaşa dm’den kitabın bilgilerini vermiştim. Gelgelelim alıntılarla ikna olmayan listesine eklemek için güzel bir yorum okumaya ihtiyaç duyan okurlaraa.. Yazarımızı belki Fİ-Çİ-Pİ serisinden tanıyanlarınız vardır ama benim yazarla tanışma kitabım oldu “Gör Beni”. Kitabın içeriğini olay örgüsünü hem satır satır anlatmak istiyorum hem de olabildiğince içeriği gizli tutup bu güzel kitabı merak edip bir an önce okumanızı istiyorum.. Sizleri hem biraz bilgilendirip hem de meraklandırıp kitaba itecek birkaç satır yazmaya çalışacağım.. Anlat artık griokur ne anlatıyor bu kitap ne yaşanıyor “Gör Beni” sayfalarında dediğinizi duyar gibiyim… Her kitabın yeni bir macera yeni bir yolculuk olduğuna inanan okurlardanım ve bu yolculukta cumhuriyet döneminde ki kadına, insanlığın tarihine, ön yargıların insanların gözlerini nasıl kör ettiğine tanıklık ediyoruz. Hiç düşündünüz mü Cumhuriyet kurulurken halkın tepkisi neydi nasıl karşılandı? Herhalde tüm halk yeni bir sistemi kucak açarak karşılamamıştır değil mi? Şu an bile günümüzde hala zaman zaman tartışmalara neden olan Osmanlıcılar ve Cumhuriyetçilerin karşılaştırılmasını güzel bir kurgu ile birlikte okuyoruz. Başkahramanlarımızdan biri olan Selim, sosyetenin içinde lüks saraylarda yetişmiş, sadrazam bir babanın oğludur. Sadrazam babası yüzünden tam bir Osmanlığı aşığı ve padişaha sorgusuz bağlı olan, dönemin getirdiği yeniliklerden uzak Cumhuriyete ve Atatürk’e düşman bir karakter Selim. Bir diğer karakterimiz olan Ülkü ise Anadolu’da doğup büyüyen babasını ve abisini kurtuluş savaşında şehit vermiş babasının askeri üniformasını giyen o dönemin İstanbul hanımefendilerinden farklı olarak at binen, silah kullanan ataerkil düzende ben de kadın olarak buradayım diyebilen bir karakter.. Tabii ki kitap bu iki karakter ile sınırlı değil.. Ülkünün kardeşleri İlmiye ve Ali’nin okulda öğrendikleri bilgileri de okuyoruz satır satır.. Ve inanın Fred hocanın derslerinin gelmesini bende ilmiye gibi dört gözle bekledim. Fred hocayla birlikte Sümerlilerin ve Yahudilerin tarihini, insanlığın gelişimini, vahabizm nedir? Tarih gerçekten bize anlatılanlar gibi mi? bu ve bunun gibi daha birçok sorunun cevaplarını alıyorsunuz Fred hocadan.. Romanda ki favori karakterimin Fred olduğunu tahmin etmişsinizdir. Notlar alarak , araştırmalar yaparak okudum her bir sayfasını.. Sözü çok uzatmadan kitapla ilgili birkaç şey söyleyerek sonlandırayım.. Kitabı gerçekten çok sevdim ve kısa bir sürede bitmesini hiç istemeyerek okudum.. 593 sayfalık bir kitap ama sakın gözünüz korkmasın bu güzel satırları kaçırmayın mutlaka okuyun derim. Kitabın ikincisi olan “Dinle Beni” de yolda diye biliyorum açıkçası dört gözle bekliyorum.. Benim favorilerim arasında çoktan yerini aldı bu kitap size de şiddetle tavsiye ediyor şimdiden keyifli okumalar diliyorum ha bu arada kitabı edinip okumaya başladığınızda yanınıza notlar alabileceğiniz bir ajanda ve bir kalemi de almayı unutmayın..
  • ...
    Güneş doğarken kuşlar,
    diğer kuşlara ”ben de buradayım” demek
    ve yerini bildirmek için şakırlar.

    İstinasız her gün yineledikleri bu şarkıya “Şafak Korosu” denir.

    İnsan ise, bildiği onca kelimeye rağmen,
    bir diğerine
    “Günaydın “ demeye aciz...!!
  • Bilmediğim bir sürü sözcük bırakıyorum buraya
    ...
    Sen anlarsın ben anlatamam seni
    Güzelliğinin bakışlarında olduğunu,
    Bakışın yürekten geldiğini bilirim ama
    Sigara tutuştururum senin için ellerim titrer
    Bir kısmı heyecan - büyük olan-
    geri kalanı fizyolojik tepkime
    Terlidir ellerim sigara içişini görünce
    bu tüm kısmı heyecanla alakalı olan
    oradasın sen
    Orasının havası bahardır - son-
    Gecedir buralar ben buradayım
    Coğrafyanın kaderselliğini alıyorum bir şiirden ödünç
    Buyur sana uyarla
    Ben anlatamam
    Sen anlarsın...
    Saçlarında bir okyanus kokusu var dalgalı
    Ben yüzme bilmem
    Bu da kaderle alakalı aslında
    Tanrının merhametsizliğine denk geldiğim bir andan kalma
    Ama fiyakalı bir ölüm isterse insan
    Okyanusta bir sandal gayet fiyakalı
    Malum titanik battı
    Ki o da tanrının merhametsizlik dolu olduğu bir andı
    Belki de kibrine yenik düştü tanrı
    Tanrıyla ne alakası vardı şimdi senin sigara içişinin
    Ben oradan girecektim oysa
    Tanrı da kullanıyor mudur birşeyler
    Sahi merhametsiz davranınca annesi ezme insanları diyor mudur
    Benim annem karınca ezersem
    Diğer dünyada o da seni ezer derdi
    Oysa şiir yazarsam diğer dünyada sen de bana yazardın
    O halde düz mantık gidersem
    Sen çok diğer dünya bir insansın
    Ben diğer dünyayı ıskalamış bir kişiyim
  • Katip, " Neden buradasın?" diye sordu.

    Orhun Çelebi güldü. "Sen bu soğukta neden buradaysan, ben de aynı sebepten buradayım Kâtip Efendi!"
  • 158 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Merhaba kitapsever! Ben Alper ARSLAN. Polisiye yazarıyım. KARGAŞA isimli, bir dedektifin hayatını anlatan ve çok sevilen bu polisiye romanımı sizlerle tanıştırmak için buradayım. Akıcılığa önem vererek oluşturduğum kitabımı okurken gözlerinizle, satırlarda keşfedilmeyi bekleyen heyecanın avına çıkacaksınız!
    Profilimdeki ve aşağıdaki linkten ya da mesaj atarak detaylara ulaşabilir dilerseniz adınıza imzalı şekilde sipariş edebilirsiniz!
    http://shopier.com/YazArslan

    Türkiye'nin 20 iline gönderdim. Okuyucularımdan gelen yüzlerce geri dönütü instagram hesabımda öne çıkanlarda paylaştım.


    http://instagram.com/alperarslan5
    İkinci kitabım olan FORMÜL de yolda! En kısa zamanda raflarda yerini alacak.