Stefan Zweig’ın kendine özgü akıcı, sürükleyici ve heyecan dolu kalemi bu kısa romanda da hemen hissediliyor. Kitap iki hikâyeden oluşuyor; ikinci hikâye ilkine göre daha kısa olsa da her ikisi de okuyucuya empatiyi güçlü betimlemelerle yaşatıyor. İlk hikâyede, “Beklenmedik Bir Zanaatla Karşılaşma”da, başkahramanımızın gözlem gücüyle yabancı bir karakterle arasında gelişen gerilim öylesine ustalıkla aktarılmış ki kendinizi olayların tam ortasında buluyorsunuz. İkinci hikâyede ise, kısacık olmasına rağmen, soylu bir kadının aşkın heyecanını genç bir adamda yeniden keşfetmesi etkileyici bir şekilde sunuluyor. Kısacası, bu eser tam bir Stefan Zweig klasiği: kısa, yoğun, tadı damağınızda kalan bir lezzet. Okumayı kesinlikle denemelisiniz!
Ancak herkes de bilir ki, yardım çağrısında bulunmayan bir insana yardım etmekten daha zor bir şey yoktur, çünkü yardım dilenmiyorsa mutlaka son bir şey daha vardır: Israr edip incitmememiz gereken gururudur bu.