Adını çok duyduğum ve okumak için sabırsızlandığım ve sonunda soluksuz bir şekilde okuduğum kitap… Şevket Süreyya Aydemirin hikayesi bir yangınla başlıyor sonunda ise serin bir su ile bitiriyor. Bu su bazen bir hayal bazen ideal bazen aşk şeklinde peşinden koşuyor. Onu bulduğunu sanıp tekrardan kaybediyor. Hikayesi balkan harbi ile başlıyor. Çocukken tahta silahlarla oynadığı oyunlar birden gerçek olup,
birinci dünya savaşı içinde kendini buluyor. Turancılık için çıktığı yola Azerbaycan’da kominizm ile devam ediyor. İstanbula döndüğü esnada burası kendisine oldukça yabancı geliyor. Sonunda bilinmeyen Anadoluya dönmeye karar veriyor. Atatürkten bahsettiği kısımlar beni ayrıca etkiledi. Yer yer gözyaşlarıma hakim olamadım. Takdire şayan bir eser.