İncil’deki “Komşunu kendin kadar sev,” öğüdü, insanın kendi bütünlüğüne ve eşsizliğine gösterdiği saygının, kendisine olan sevgi ve anlayışın, başkalarına duyulan sevgi ve anlayıştan ayrı tutulamayacağını belirtir.
Eğer birini seviyorsam herkesi seviyorumdur; dünyayı, yaşamayı seviyorumdur. Eğer birine “Seni seviyorum” diyebiliyorsam, “Sende herkesi seviyorum, seninle tüm dünyayı seviyorum, sende aynı zamanda kendimi de seviyorum” da diyebilmeliyim.
Daha da öte “hak edilmiş sevgi” yerini kolayca kişinin o olduğu, kendisi olduğu için sevilmediği, sadece hoşa gittiği için sevildiği, son çözümlemede kişinin sevilmeyip kullanıldığı yargılarıyla acı bir duyguya bırakır.