İlknur Buse Narşap

İlknur Buse Narşap
@busenarsap
Puan vermedi·365 syf.··
2021 45. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2021 23:13
Türk Edebiyatının ilk psikolojik romanı olan “Eylül” ilk olarak Servet-i Fünun dergisinde yayımlanmıştır. Yasak aşk üzerine kurgulanmış olan roman olayların eylemsel olarak değilde daha çok düşüncelerdeki gelişmelerine yer vermiştir. Necip, Süreyya’nın kuzenidir ve sıkça Suad Süreyya çiftinin evine gidip geldikçe Suad’a karşı içindeki tanıyamadığı hisler bir anda büyük bir aşka dönüşür, onları felakete sürekleyecek bir aşka... Suad, Necip’in aşkı ve saf sevgisiyle tanıştıkça; aslında Süreyyayla olan birlikteliğinde ne kadar kendinden ödün verdiğini, her şeyin sadece Suad’ın ittirmesiyle gittiğini, yıllarca Süreyyanın bencillikleri ve sevgisizliğiyle dolu yıllar geçirdiği düşüncesi yüzüne tokat gibi çarpar. Yazar, bu kitapta toplumsal ahlaki değerlerin insanın üzerindeki etkiyi detayı detayına kaleme alıyor, Necip ve Suad’ın git gellerini okurken, kendinizi tamamen olayın içinde buluyor, kendiniz yaşıyor gibi benimsiyorsunuz. Süreyya, Suad’ın ilgilendiği müziğe bile küçümser yaklaşırken; Necip’in müzikle bu kadar haşır neşir olması Suad ile Necip arasındaki bağı daha da özel kılıp güçlendirir. Kitap adınıysa Suad’ın kendini eylül ayına benzetmesinden alıyor, “eylül hüzün ayı”... sanki hepimizin yaşamamının bir kısmı biraz eylül... Kitabı okurken trajik bir sona yaklaştığınızı bilseniz de elinizden düşüremiyorsunuz. En kötü yanıysa, bittikten sonra bükük bir şekilde kalan boynunuzu doğrulttuğunuzda tekrardan döndüğünüz gerçek yaşam...
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201749,9bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2021 44. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2021 00:25
“Sanatçı güzel şeylerin yaratıcısıdır.” Diyerek tüm ilginizi yazara vermenize önsözde, ilk cümlesinde başarıyor Oscar Wilde. Hikayeyse Dorian Gray adındaki çok yakışıklı gencin üstüne dönüyor. Basil Hallward’ın çizdiği muhteşem porteyi Lord Henry’nin görmesi ise Dorian’ın tüm geleceğine vesile, yapacağı tüm günahlara da açılan bir kapı oluyor. Lord Henry, Dorian Gray’e; kibiri, günahın çekiciliğini aşılamak için elinden geleni ardına koymuyor ve hedeflediğini kolayca elde edecek kadar zeki bir adam olduğu için de istediğine ulaşması çok zaman almadan bu işi başarıyor. Evet, Dorian Gray; artık gençliğinin, güzelliğinin fazlasıyla farkında. Asıl hikayeyse yakışıklı gencin bir gün şuursuzca ettiği duayla başlıyor “keşke ben hep genç kalsam ve bu tablo yaşlansa”... Bizi yaşlandıran, çirkinleştiren; işlediğimiz günahlar ve kibirlerdir. Günahlarımız işledikten sonra bizi terketmez aksine daha da benliğimize işler; silemez, söküp atamazsın. Bu kitap kavradığımız güzellik algısını bize yeniden düşündürtüyor. Oldukça can alıcı olan bu kitap, her satırını beynime kazımak istememe sebep oldu. Edebi yönüyle de olay örgüsüyle de muhteşemce düşünülmüş... Asla bırakmak istemediğim satırlarında kaybolduğum bir kitaptı “Dorian Gray’in Portresi”...
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202398,9bin okunma
10/10
·328 syf.··
2021 42. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2021 21:47
Uzun zamandır okuduğum en tatlı kitaplardan biriydi “küçük kadınlar”, sizi ilk sayfadan içine çeken ve o herkesin bildiği klasik cümledeki gibi “başka bir dünyaya götüren” cinsten bir kitaptı diyebilirim. Okurken içim hep kıpır kıpırdı. Kitabımız; bi erkek edasında etrafta dolanan jo, lüksün hayaliyle yaşayan meg, her şeyden mutlu ve tatminkar beth, biraz kibirli amy ve bu birbirine asla benzemeyen tatlı kızların anneleri üzerine kurulmuş bir perdeden oluşuyor demek yanlış olmaz. Bu kızlar birbirinden bu kadar farklı karakterlere sahip olmalarına rağmen birbirleriyle olan bağları çok güçlü, idalleri iyi birer birey olabilmek ve onların çok güzel bir yol göstericileri var “anneleri”. Hayat iniş ve çıkışlarla doludur. Bir yıl zorluklarla geçerken, öbür yıl içiniz mutlulukla dolup taşabiliyor. Bugün ağlıyorsak bunun nedeni muhakkak yarın güleceğimiz içindir. Bu kitap bana her şeye rağmen naif olmanın, sevginin şu hayattaki her şeye galip gelebileceğini bir kez daha anlattı. Naif sevgimiz, bizi her savaştan galip çıkarabilecek güçte... Biraz sabır, biraz çaba; hayatta taşıdığımız tüm yükleri hafifletmek için en denenebilir ve en kolay yöntem. Ben bu tatlı kızların hikayelerini okurken hiç bitmesin istedim, her yönüyle muhteşem olan bu kitaba ne kadar övgü yağdırsam az... Okuyun, okutun.
Küçük KadınlarLouisa May Alcott · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202019,5bin okunma
Puan vermedi·131 syf.··
2021 40. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2021 23:50
Ölmeyi, bir ömür hapis yatmaya yeğlerim diyen bir idam mahkumunun hikayesidir “Bir İdam Mahkumunun Son Günü”. Yazarın da söylediği gibi “İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertlenen ölüm cezasına mahkumdurlar.” Peki ya ölüm tarihimiz belirlendiyse o güne nasıl adım adım yürürüz; ölüm tarihimiz belliyse gördüğümüz dünya, kafamızdaki düşünceler bir anda tersine dönmez mi? Gencecik bir insanı öldürmek sadece o insanı öldürmek midir yoksa onun hayallerini, tüm geleceğini, tüm ailesini göze almak mı demektir? Bu kitabı okuduktan sonra adalet anlayışının toplu bir katliamdan başka hiçbir şey olmadığını anladım. Her ne olursa olsun, her bireyin yeniden doğan güneşi görmeye hakkı vardır ve bu özgürlük başka bir insan tarafından kısıtlanamaz... “Bir İdam Mahkumunun Son Günü” idama kesin bir şekilde bir baş kaldırıdır.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,3bin okunma
Puan vermedi·102 syf.··
2021 38. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2021 23:05
Kitaba başladığınız andan itibaren nasıl sonuçlanacağını kestirmek pekte güç olmuyor. Babası öldürüldüğünde hasan yedi yaşında küçücük bir çocuktu; her şeyden habersiz, tek amacının aslında oynamak olduğu bir dönemdeydi. Bir akşam yemeğinde babasının gözü önünde öldürülmesi hasanın daha ilk travmasıydı ve hasan sadece daha yedi yaşındaydı yani oyun oynaması gerektiği yaştaydı... Hasanın annesi yani Esme, esme çok güzel bir kadındı her gören tutuluyordu esmeye ama esmenin sevdiği tek bir kişi vardı o da abbas, önce abbasın elinden esmeyi aldılar sonra da yavaş yavaş esmenin hayatını çaldılar. Hikayenin sonunda tek bir katil olsa da aslında esmeyi öldüren kişi dışında herkesin gerçek katil olduğunu apaçık bir şekilde görebiliyorsunuz. Törenin direttiği saçma sapan emirler bir kadının hayatına mâl oluyor. Psikolojik baskı senelerce sürüyor ve bir toplum bir çocuğu katil ediyor, minicik bir çocuğu... Hasan aslında katil değil sadece bir kurbandır, toplumun kurbanı. Yılanı öldürseler kitabı toplumsal bir vahşetin, cehaletin gözler önüne sunulmasıdır hemde apaçık bir şekilde. Okurken ağlamayı, esme ölme, hasan yapma demeyi asla bırakamıyorsunuz ve bu topluma o kadının, o çocuğun sadece kurban olduğunu haykırmak istiyorsunuz ama ne esme yaşayabiliyor ne hasan o yoldan dönebiliyor ne de bu toplum haykırışlarınızı duyabiliyor...
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028bin okunma