Çocukluğumda duyduğum bir masala göre zemheri soğuduğunda,serçe ile yavrusu bir dala konmuş.Biraz sonra bıyıkları buz tutmuş ve gözleri soğuktan yaş içinde bir avcının yaklaştığını görmüşler.Serçe yavrusu " Bak anne, demiş." "Ne kadar merhametli bir adam gözleri yaş içinde. " Anne yavrusunu ses çıkarmaması için uyarmış. "Sen onun gözündeki yaşa değil,elindeki kana bak !" demiş.
Ben zannediyorum ki ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile götürmek için yalnız onun dümenini ele almak kafidir.Şimdi anlıyorum ki değilmiş.Yollar görünmez kayalarla doluymuş.Onlara çarpmamak lazımmış.Daha fenası gizli cereyanlar varmış ki insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini, gittikçe uzaklaştığını fark edrmezmiş.Ta kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar.