Ya Rabb! Hayatta nedir bu lezzet?
Hayata rabt eden bu garip kuvvet!
Hayat ki bibeka pür-dert ve keder
Yine emel o, nedir bu hikmet?
....
Hatifi bir ses verdi cevabı,
Dedi: "Hayatta bu zevk u kıymet,
Âkiller için seyr-i bedayi,
Cahiller için yemekle şehvet."
Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Bir akide-i safiyenin pek güzel cevap verdiği bu suale akıl ve fen cevap veremiyordu. Bir kere daha tabiata baktım. Bu defaki nazarımın önünde bedayi kayboldu. Işık söndü, her tarafı zulmet istila etti.
Sebat ve beka olmadıktan sonra bu bedayi ne işe yarar! Bu kadar güzelliğin şahit ve nazırı insan hem de insanların belki de binde biriyken insanda beka var mı? Küre-i arz dediğimiz bu süknâ-yı muvakkati derin bir hüzne kapılmayarak seyretmek acaba mümkün mü?