“Mestâne nukûş-ı suver-i âleme baktık
Her birini bir özge temâşâ ile geçtik”
Nailî
"Dünyaya ait bu fani görüntü, hal ve nesnelerde mestane yani sarhoşluk haliyle takılıp kalmamak, özge bir temaşa ile hemen onlara bakıp geçip gitmektir. Bakıp geçmeyerek onlara takılıp hatta çakılıp kalırsak, bu bizim felaketimiz, hüsranımız, trajedimiz olur. Zira dünyaya ait her şey ve her hal, sonsuzluğu kucaklama kabiliyetinde, niyet ve isteğinde olan ruhunuzu tatmine yetmez. Tatmin etmediği zaman da varoluşsal trajedi ile karşı karşıya kalır ve perişan oluruz. Modern bunalım, buhran ve huzursuzlukların, sıkıntıların kaynağı budur." Diyor.
"Demek ki hayatın anlamı ve İslam imanının özü ve ruhu, fani dünyaya mestâne çakılıp kalmamak, bir özge temaşa ile geçip gitmek ve asıl sonsuz olan, ebedî olan, tek hakikat olan
Allah’a doğru yol almakmış."