Kırık bir kalbin romanı. Reşat Nuri kaleminden çıkmış şaheser. Kadın ruhuna dair incelikleri bir beyefendinin (Reşat Nuri), bu kadar nazik, yalın ve derin yazabilmiş olması kitabın en beğendiğim kısmı oldu. Türk edebiyatının vazgeçilmez yapıtı. İçeriğe dair çok bilgi vererek heyecanı kaçırmayı istemem o yüzden Reşat Nuri'nin kaleminden emin olup (hala okumadiysaniz) okumanızı tavsiye ederim.
Distopya eserler içerisinde çığır açmış başka bir kitabı bitirmiş olmanın memnuniyeti içerisindeyim. Şahsen ben öncesinde 1984'ü okumuş biri olarak ikisini kıyaslayacağım. Cesur yeni dünyada ve 1984 de anlatılanlar toplumun belirli kategorilere ayrılıp bir takım özgürlüklerin insanların ellerinden alınışı,
(Nitekim en başa düşünme özgürlüğünü ekleyebiliriz.) ve bu şekilde yönetilmesi sonucu oluşabilecek iki farklı toplum düzeni. Bir tarafta soma var öbür tarafta düşünsuç tele-ekran, iki dakika nefret gibi bir takım metaforik öğeler. Cesur yeni dünyayı okurken bazı yerlerde (değil hatta çoğu yerde) oturup düşündüm, hakikaten istenmeyen bir dünya düzeninin ilerde yaşanması ne kadar olası diye. Yazarımızın bunları yazmış olduğu tarih baya eski düşününce acaba dedirtiyor insana, acaba gerçekten günümüz totaliter rejimlerini bu kitaba uyarlarsak git gide bir distopyaya doğru mu gidiyoruz hissi uyanıyor. Hakikaten insanlar arası bağların zayıflaması, sürekli bir hazıra konma, gerçek dünyadan bir takım yöntemlerle uzaklaşmaya çalışma bütün bunların benzer örnekleri günümüzde ne yazık ki var. Cesur yeni dünyayı bitirdim ama kitabın etkisinden kurtulamayacağım galiba. Peşimi o kadar bırakmayacak ki oturup hayretler içerisinde izleyeceğim.
Tarık abinin en beğendiğim kitabı :)
Okurken kendimi buldum içinde. En çok da duygu betimleme işini harika yapıyor.
Kahve yanında, ikindi serinliğinde okunulacak bir kitap.