Büşra

Büşra
@busraharput
null
78 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
2/10
·240 syf.·
2020 1. kitabı
Hasan Ali Toptaş’ın okuduğum ilk kitabı. Daha öncesinde hakkında çok fazla övgü duymuş ve kesinlikle okumam gerektiğini düşünmüştüm. Gelelim incelemeye: yazar iki farklı mekanda gidip geliyor, biri gerçek diğeri hayal ürünü. gidip gelmeler, kaybolmalar, ruhsal durum anlatısı çok. ki bence kitabın tek güzel tarafı bu olabilir. o ruhsal gidip gelmeleri yazar çok güzel betimlemiş. ama ne yazık ki çok sık tekrara düşmüş ve bunun üstüne çok bir şey ekleyememiş. kitaptaki saçma sapan olay ve kişiler de benim için saçma sapan bir yeşilçam filminden başka bir şey ifade etmedi ne yazık ki. komedi derecesinde korkunç bitiyor sonu. ya acaba kitap güzel de ben mi fark edemiyorum gözden kaçırdığım bir şey mi var diye düşünüp uyarlanan filmine de göz attım ama yok. yazar güzel bir fikri ve anlatım tarzını böylesine klişe bir köy kurgusuyla katletmiş maalesef. beklentiyle okuyup hayal kırıklığı yaşadığım bir kitap daha. bir daha hasan ali toptaş okur muyum bilmiyorum.
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202014,1bin okunma
Puan vermedi·432 syf.·
2019 17. kitabı
1882 Viyana’sında geçen, hiç karşılaşmamış olan Josef Breuer ve Friedrich Nietzsche karşılaşsalardı neler olabilirdi diye yola çıkılarak oluşturulmuş öğretici bir roman. Neden öğretici, çünkü diyaloglar düşünce odaklı ve okuru da düşünmeye ve sorgulamaya teşvik ediyor. Nietzsche’nin düşüncelerine fazlaca yer verilmiş. Kader, inanç, hakikat, huzur, mutluluk, acı, özgürlük, irade gibi konular işlenmiş özellikle. Kitaptaki birçok ayrıntı da gerçeklere uygun olarak kurgulandığı için ayrı bir hoşuma gitti. Nietzsche’yi, Freud’u, Breuer’u, Lou Salome’u gözünüzde canlandırabiliyorsunuz. ‘Nietzsche Ağladığında’ ismi başta insanda acaba Nietzsche’nin ümitsizliğinden yola çıkarak onun düşüncelerini çürütmeye yönelik bir roman mı düşüncesi oluşturuyor ama kitabın böyle bir amacı yok. Tam tersi, Nietzsche’yi de anlıyorsunuz onun ümitsizliğini de.
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,8bin okunma
10/10
·220 syf.·
2019 15. kitabı
“ne çok acı var.” diye başlıyor kitap ve Zarifoğlu kendine özgü bakışıyla anlatmaya başlıyor hayatı. kitap günlük tarzında olduğu için yazar hiçbir edebi kaygı gütmeden, içinden geldiği gibi anlatıyor. sanki sizi karşısına oturtmuş da fikirlerinden bahsediyor gibi. tarihler karışık. bazen 27sindeki Zarifoğlu’nu dinliyorsunuz bazen 40ındaki. Öyle bir solukta okunabilecek bir kitap değil, azar azar, sindire sindire okunmalı. Kızından, babasından, arkadaşlarından, Necip Fazıl’dan, askerlik günlerinden, şiirden ve edebiyattan... kısacası yaşamından bahsediyor. Yazarı daha yakından tanıma şansınız oluyor. Zarifoğlu’nun ne kadar derin ve zengin bir iç dünyası olduğuna, en günlük ve alışılmış olaylarda bile görebildiği anlama gerçekten hayret ediyorsunuz. Hayran kalmamak elde değil. Şiir gibi bir günlük. Şiire ve edebiyata ilgi duyan herkesin okuması gereken bir kitap.
YaşamakCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 202011,2bin okunma