Nietzsche *amor fati*'den, yani kaderimize aşık olmaktan bahseder. Başımıza gelenleri olduğu gibi kabul etmek, onlara ve onlarla ilgili tüm hislerimize sahip çıkmak sanırım kaderimize aşık olmanın tam tanımı olurdu. Baştada belirttiğim gibi, ailemiz bizim kaderimiz. Onlara da Nietzsche'ci anlamda aşık olmamız gerekir; içimizde yankılandığı şekliyle onları olduğu gibi kabul etmek ve onlara dair her ne hissediyorsak (ki genellikle çok katmanlı ve karmaşık hissederiz) buna sahip çıkmak. Dış dünyada ailenizi reddedebilirsiniz, onlara sınır koyabilirsiniz, hayatınızın sadece bir kısmına girmelerine izin verebilirsiniz. Ahlakçılık yapmak istediğim son şey olur. Bir daha altını çizmek isterim ki, şu an aileniz hayatınızın neresinde durursa dursun, onlara ve onlarla olan geçmişinize, yani çocukluğunuza
sahip çıkmak özgürleşmenin en temel koşulu.