Yere kırıntı dökülmemeliydi ama yemeğin sonunda sandalyesinin dibi kırıntılarla dolu olan da sendin. Sofrada yemek yemekten başka bir şey yapılamazdı ama sen tırnaklarını keserdin, kalemlerini açardın, kulaklarını temizlerdin.
Benim için önemli olan o gereksiz su isteyişim ve sıradışı bir korkuyla gecenin bir yarısı kapı dışarı edilmemdi, bu iki şey doğası gereği birbiriyle hiç örtüşmüyordu. Bundan yıllar sonra bile ruhuma işkence eden o anı beni rahatsız etti. Babam, koca adam, mutlak otoritem sebepsiz yere gecenin bir vakti gelip beni yatağımdan evin dışına taşıyacak ve bir anlamda ona hiçbir anlam ifade etmediğimi ögrenecektim.