• 490 syf.
    ·12 günde·Puan vermedi
    Kitap kronolojik sıralanmış halde eski çağdan günümüze kadar gelen bir çok önemli olayları ele almıştır. Bütün konular özet şeklinde, bilgi içeriklidir. İşlenen konular hakkında başka kitaplardab alıntılar yapılmıştır. Okuma kitabından ziyade bir ansiklopedi konumundadır. Kütüphanemin ilk ansiklopedisi olduğunu söyleyebilirim. Teşekkürler kitapsuuru...
  • BBC’nin hazırladığı Stock Check
    infografiğine göre, ilaç ve akü üretiminde kullanılan antimon elementi Dünya’da 8 yıl içinde tükenecek.
    Gümüşün 20, bakırın 30 ve titanyumun 45 yıllık ömrü
    kaldı. Yapılan hesaplamalar, devrimsel nanotekno￾loji yaygınlaşana kadar bu madenleri asteroitlerden
    çıkarmanın çok daha ucuza geleceğini gösteriyor. Ağır
    sanayideki bu açığı doldurmak için kurulan Planetary
    Resources şirketi, Dünya’da tükenen madenleri önü-
    müzdeki 20 yılda Asteroit Kuşağı’ndaki asteroitlerden
    çıkarmaya başlayacak. Şirketin vizyoner destekçileri
    arasında ünlü film yönetmeni James Cameron ve
    Google CEO’su Larry Page de yer alıyor.
    22

    4k kilometreküp
    Dünya’nın en büyük magma
    rezervuarı Yellowstone’un
    altında ve 1,6 milyar Olimpik
    yüzme havuzu hacminde.
    29

    765 mİLYon $
    NFL’nin (Amerikan Futbolu
    Ligi) 2013’te bir dava sonucu
    binlerce emekli oyuncuya
    beyin sarsıntısıyla ilgili sağlık
    sorunları yüzünden öde￾meyi kabul ettiği tazminat.
    Bu tazminatın karşılığında
    NFL, beyin sarsıntısının
    nörolojik hasara yol açtığını
    ne zamandan beri bildiğini
    açıklamayacak.
    9.5 MİLYAR $
    NFL’nin 2012 geliri
    32

    Bilimsel araştırmalar, uyanık olduğumuz saatlerin
    yarısını karmaşık düşüncelerimizle dolu iç dünyamızda geçirdiğimizi söylüyor
    67

    78
    İnsan beynindeki
    suyun yüzdesi.
    Vücut kütlesinin
    sadece %1’i kadar su
    kaybı dehidrasyona
    yol açabiliyor. %9
    kayıpta ise ölüm
    gerçekleşebiliyor.
    Kaynaklar: Washington
    Üniversitesi, Arizona
    Üniversitesi
    86

    Ay, dünya kadar
    büyük olsaydı,
    ne olurdu?

    Şehirler sular altında kalırdı.
    92

    Bitkiler kanser olur mu?

    Olur ama genellikle iyi huylu

    93

    Kış aylarında daha çok hastalanıyor
    olmamızın üşümemizle ilgisi var mı?

    Hayır. Aksine
    üşümediğimiz ortamlarda hastalığa
    yakalanma riski daha fazla

    Aslında soğuk algınlığı gibi kış
    aylarına özgü bazı hastalıklar, ha￾vanın sıcak ya da soğuk olmasıyla
    değil, maruz kaldığımız mikrop￾larla ilgili. Yazın, güneşten bize
    ulaşan morötesi ışınlar mikropları
    öldürüyor. Ayrıca kapalı bile olsa
    genellikle sürekli havalanan ortamlarda veya açık alanlarda daha
    çok vakit geçiriyoruz. Yazdan farklı
    olarak, kış aylarında kapalı ortamlarda diğer insanlarla daha çok iç
    içeyiz. Bu ortamlarda mikropların
    havaya hızla yayılmasının başlıca
    sebebi, yeterince havalandırılmıyor
    olmaları. Böyle olunca, öksürük
    ve hapşırıkla başkaları tarafından
    da solunan havayı mikroplarla
    doldurmuş oluyoruz. Özellikle
    hapşırıkla esnasında ağzımızdan
    çıkan havanın hızının saatte 176
    kilometreye ulaştığı oluyor. Yani
    mikropların havaya çok büyük bir
    hızla yayıldıklarını söyleyebiliriz.
    rolsüz bölünmeye başladığında bile
    oluşturduğu tümör genellikle tek
    bir noktayla sınırlı kalıyor ve bitkinin
    sağlığını çok az etkiliyor (örneğin,
    sekoyalarda budak oluşuyor).
    Bitkilerin bir diğer avantajı da
    hayati organlarının bulunmaması.
    Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nde
    bitki genetikçisi olan Elliot Meyerowitz, “Eğer insansanız beyin
    tümörüne yakalanmak berbat bir
    şey” diyor, “ama bitkiyseniz tümö-
    rün olumsuz tek bir etkisi bile yok.
    Çünkü nerenizi etkilerse etkilesin,
    bir tane daha yapabilirsiniz.”
    Meyerowitz insan ve hayvan
    onkolojisi arasındaki farka, sekoya
    ağaçları ve budaklar üzerinden
    bir örnek daha veriyor. “Bitki
    tümörlerini cerrahi operasyonla
    ya da kemoterapiyle tamir etmek
    yerine, onlardan uyduruk sehpalar
    yapıyoruz.”
    Aynı zamanda tenimize de yapışan
    bu mikropları genelde kapı kolları
    ve elektrik düğmeleri gibi herkesin sıklıkla dokunduğu yerlere de
    bulaştırmış oluyoruz. Temizlenmediği takdirde saatlerce, hatta bazen
    günlerce yaşayabilen mikroplar,
    hastalıkların kış aylarında artması-
    na sebep oluyor.
    Her 4 soğuk algınlığı vakasından 2 tanesine, tıp dünyasının çok
    yakından tanıdığı 4 virüsten biri
    neden oluyor. Bu virüsler, solunum
    yolları hücrelerinde enfeksiyonlara
    yol açıyorlar. Uzmanlar, virüslerden kaynaklanan 250 farklı soğuk
    algınlığı tipi olduğunu belirtiyorlar.
    Soğuk algınlıklarının geri kalan
    yüzde ellisiniyse, henüz bilinmeyen ve tanımlanmayan virüsler
    oluşturuyor. İşte bu nedenle, hiç
    kimse bu hastalığa karşı oluşturulmuş bir bağışıklık sisteminden söz
    edemiyor.
    93

    Bir labirentten çıkmanın
    en kolay yolu nedir?

    Kısa yanıt Gözler kapalıyken, sağ elle duvara
    dokunup, hiç kaldırmadan ilerlemek
    94

    Neden sıkılıyoruz?

    Daha fazla ilgi
    duyduğumuz şeyleri keşfetmek için

    Tıpkı açlık veya susuzluk gibi,
    sıkılmak da aslında davranış şekli￾mizi hemen değiştirmemiz gerekti-
    ğine dair sinyal veren durumlardan
    biri. Aslında tüm bu negatif duygu
    ve durumlar, evrim sürecinde
    rol oynayan doğal seleksiyonun
    bireylere kazandırdığı bir lütuf gibi.
    Neden mi? Çünkü merak etmek,
    yeni şeyler keşfetmek ve yaratıcı
    aktivitelerde bulunmak, hayatta
    kalma becerimizi geliştiriyor.
    Kanada, Ontario’da bulunan
    John Eastwood York Üniversitesi
    bilim insanları sıkılmayı; “istemek￾ten alıkoyan ve tatmin edici bir akti￾viteye katılmayı erteleyen durum”
    olarak tanımladılar. Okullar temel
    alınarak yapılan araştırmalar,
    çocukların üçte ikisinin derslerde
    her zaman sıkıldığını gösteriyor.
    Evrimsel faydaları bir tarafa, sıkıntı
    kronik bir duruma da dönüşebili￾yor. Bu tür bir sıkıntı, beraberinde
    bıkkınlık da getiriyor ve çoğu
    zaman depresyonla sonuçlanı-
    yor. Aslında araştırmacıların da
    belirttiği gibi, sıkıntının tek ilacı
    eğlenceli veya yaratıcı aktivitelere
    katılmak. Ama genelde ne tür bir
    aktiviteye katılmamız gerektiği
    konusunda kararsız olduğumuz￾dan, durumu değiştirmek adına
    biraz da üşengeç davranıyoruz.
    Hal böyle olunca, ortaya daha çok
    sıkıntı çıkıyor ve farklı bir aktivite
    bulmamız gerekirken, çevremize
    odaklanmaya çalışıyor, sonuçta
    bir çıkmaza giriyoruz. Ayrıca
    dikkat ve sıkıntı arasında güçlü
    bir bağlantı olduğu tespit edildi.
    Örneğin kendi düşünce ve duygu￾larımıza karşı ilgimiz arttığında
    daha çok sıkılıyoruz. Dış dünya
    için de tam tersi geçerli. Çevre￾mize veya içinde bulunduğumuz
    duruma karşı ilgimiz azalmaya
    başladığında sıkılıyoruz. Doğrusu￾nu söylemek gerekirse; hiçbir şey
    sıkıcı değil. Düşen ilgi seviyemizin
    acısını dış dünyadan çıkarıyor,
    dikkatimizi çekmeyen şeyler için
    bu kelimeyi kullanıyoruz.
    96

    Vücudumuzda
    kaç molekül var?

    Trilyonlarca
    96
  • Büyük olasılıkla çoğunuz İngilizcede sürekli kullandığımız birçok söz­cüğü, deyimi ve anlatımı Shakespeare'den aldığımızı bilmiyor çünkü çoğu kimse o sözlerin ilk kez onun piyeslerinde dile getirilmiş olduklarından haberdar değil. Ama artık bileceksiniz çünkü Shakespeare'e kısaca göz atan bu yazıyı ondan alıntılar yaparak bitirmenin çok uygun olduğunu dü­şünüyorum. Bundan sonra okuyacaklarınız William Shakespeare'in dehası tarafından icat edilmiş (İngilizce) deyimlerden birkaçı:*

    Footloose and fancy free (ipsiz sapsız, başına buyruk),
    From the bottom of your heart (yüreğinizin en derinlerinden, bütün yüreğinizle),
    Ta be left high and dry (kılına halel gelmemek),
    A piece of cake (kolay lokma),
    To refuse to budge an inch (kılını kıpırdatmamak),
    Tongue-tied (dili tutulmak),
    A tower of strength (kaya gibi sağlam),
    Hoodwinked (oyuna gelmek, kandırılmak),
    ln a pickle (çıkmazda),
    To knit one's brow (alnını kırıştırmak),
    To make a virtue of necessity (zor durumdan alnının akıyla çıkmak),
    Fair play (tarafsızlık, adil davranış, hakça mücadele),
    Not to sleep one wink (gözüne uyku girmemek),
    To stand on ceremony (kaskatı durmak, resmiyette ısrarcı olmak),
    To laugh yourself into stitches (gülmekten kırılmak),
    Ta have short shrift (umurunda olmamak, boş vermek),
    Cold comfort (baştan savma teselli, tesellinin acıyı hafifletememesi),
    Too much of a good thing (azı yarar, fazlası zarar),
    To clear out bag and baggage (tası tarağı toplamak),
    High time (tam zamanı),
    The long and short of it (hepi topu, altı üstü bu kadar)
    The game is up (oyun bitti, buraya kadar),
    One's own flesh and blood (insanın canından kanından, eti canı),
    To lie low (gözden uzak durmak),
    Till the crack of dawn (sabaha -şafak sökene� kadar),
    Though thick and thin (iyi günde, kötü günde),
    Foul play (arkadan vurmak),
    To set teeth on edge (sinirine dokunmak, dişlerini gıcırdattırmak),
    With one feel swoop (bir çırpıda, tek hamlede),
    Without rhyme or reason (saçma sapan, ipe sapa gelmez),
    Ta bid good riddance ('gidişin olsun da dönüşün olmasın' anlamına veda),
    To send packing (bohçasını eline vermek),
    As dead as a doornail (ölüp gitmiş),
    An eyesore (göze batıcı, görünüşü rahatsız edici),
    A laughing stock (alay konusu),
    A stonyhearted villain (taş yürekli bir hain),
    Bloody-minded (zalim, hunhar),
    A blithering idiot (budalanın dik alası),
    By Jove (yok canım, öyle mi?),
    O Lord! (aman Yarabbi!),
    Tut tut (cık cık, tüh),
    For goodness 'sake (Allah aşkına),
    What the dickens? (neler oluyor?),
    All one to me (hepsi bir, fark etmez),
    It's Greek to me (Fransız kaldım, hiçbir şey anlamadım).

    * Oxford İngilizce Sözlüğünde Slıakespeare'in İngilizceye yaklaşık 3 bin yeni sözcük ar­mağan ettiği belirtilir; kimi eleştirmenlerse bu sayının 10 bini hatta 20 bini aştığını ileri sürer. Buradaki İngilizce sözler sık kullanılan deyimlerdir. Türkçedeki karşılıktan müm­kün olduğunca yine deyimlerle verilmeye çalışıldı. (Ç.N.)
    Elliot Engel
    Sayfa 51 - Sel Yayıncılık, 2.baskı
  • 12 milyar ışık yılı uzakta, Samanyolu’nun
    benzeri bulundu!
    10

    Yıldızlar arasında seyahat etmek çok fazla enerji gerektirir, ancak
    uzayda yolumuza devam ederken de biraz enerji toplayabiliriz.
    25

    Ilk defa
    başka bir yıldızın
    kromosferi radyo
    dalgaları kullanılarak
    tespit edildi ve
    ölçümlendi
    26

    “ Paris sokaklarından
    toplanan başıboş bir kedi,
    uzaya gönderilen ilk ve tek
    kedi oldu.
    82

    Bir gezegenin rengi
    yaşanabilirliğini nasıl etkiliyor?

    Tıpkı bir yaz gününde beyaz bir tişörtün insanı
    serin tutuyor olması gibi, bir gezegenin rengi,
    bir gezegenin sıcaklığını yaşam için doğru
    seviyede tutmada önemli bir rol oynuyor.
    Uzayda yaşam arayışımız şu anda yüzeyde
    sıvı su bulunmasına izin veren bir aralıkta
    sıcaklıklara sahip ötegezegenler bulmaya
    odaklanmış durumda.
    Okyanus veya bazalt gibi karanlık bir
    yüzeye sahip bir ötegezegen, gelen yıldız
    enerjisinin çoğunu emer ve ısınır. Kar veya
    kum gibi daha parlak bir yüzey söz konusu
    ise, ötegezegen yıldız enerjisini yansıtır ve
    sıcaklığının yükselmesi engellenir.
    Renk, sıcaklıkta çok önemli bir rol
    oynadığından, yıldız ışığı türü, ötegezegen
    rengi ve ötegezegen-yıldız mesafesi
    arasındaki etkileşimde sıvı suyun var
    olmasına izin veren bir kesişim noktası
    bulunuyor. Bu karmaşık etkileşim sistemini
    daha iyi anlamak, yaşanabilir bir gezegen
    bulmamıza yardımcı olacaktır.
    Önümüzdeki on yılda, ötegezegenlerin
    yaşanabilirliğini doğrudan ölçümlerle
    değerlendirebileceğiz. O zamana kadar birçok
    farklı senaryoyu modellememiz gerekiyor,
    bu yüzden çok çeşitli olası ortamlar için
    hazırlıklıyız. Ötegezegenlerin renklerinin
    yaşanabilirliği etkileme biçimini modelleyerek,
    araştırmamızı yaşam için en fazla umut
    vaat eden ötegezegenlere odaklanabiliriz.
    Bu bize, gerçek gözlemleri tahminlerimizle
    karşılaştırma imkânı verecek
    90

    Kütleçekimi dalgaları, evrenin
    herhangi bir yerinde, kara
    delikler gibi büyük nesnelerin
    çarpışmalarının neden olduğu,
    uzay-zamanda yayılan
    dalgalanmalardır.
    91


    Ilk defa ağırlıksız
    ortamda
    olmak nasıl
    hissettiriyor?

    Dünya’da ağırlıksız ortamı
    düzgün bir şekilde simüle
    etmenin bir yolu yok ve
    uzun zaman önce tüm
    simülatörlerin aslında
    yanlış olduğunu öğrendim.
    Bunu bir test pilotu ve bir
    astronot olarak söylüyorum.
    Simülatör, gerçek deneyime
    mümkün olduğu kadar fazla
    yaklaşmanın bir yolu, böylece
    gerçek hayatta başımıza
    gelince başa çıkmamız
    mümkün oluyor. Gerçekte
    uzaya gittiğinizde, emniyet
    kemerini çözdüğünüzde ve
    ağırlıksız hale geldiğinizde, bu
    artık kalıcı bir deneyim oluyor.
    Test uçağı yere değdiğinde
    veya simülatörden çıkar
    çıkmaz bitecek bir olay değil.
    Yerçekimi tarafından aşağı
    çekilmeye o kadar alışmışız ki,
    neredeyse sürekli yukarı doğru
    çekiliyor gibi hissediyorsunuz.
    Ağırlıksız ortamda, birdenbire
    her şey görünmez iplerle
    yukarı doğru çekiliyormuş
    gibi geliyor. Anlık bir sihir
    gibi geliyor, çünkü aniden
    takla atabilir, süzülebilir ve
    uçabilirsiniz.
    Bu harika!
    92


    Karanlık madde karanlık ışık yayabilir mi?

    Karanlık maddenin özellikleri hakkında çok az şey biliyoruz. Son birkaç on
    yılda, karanlık ışık emisyonu içeren veya içermeyen çeşitli karanlık madde teorileri
    üretildi. Karanlık maddenin karanlık ışık yayması ya da yaymaması, karanlık madde
    teorisini sabitlememize izin veren anahtar bir özellik. Karanlık ışık yayan karanlık
    madde teorileri çeşitli kısıtlamalara sahip. Bu teorilerde karanlık madde, kendisiyle
    etkileşime giriyor ve karanlık ışık üretiyor. Etkileşim çok sık meydana geliyor olsaydı,
    galaksilerdeki karanlık maddenin dağılımı, mevcut gözlemlerden çıkan değerlerden
    çok farklı hale gelirdi. Yakın zamanda yapılan araştırmalar, karanlık maddenin
    karanlık ışıkla, protonların sıradan ışıkla aynı güçte etkileşime girmesi durumunda,
    karanlık maddenin protonlardan yüz kat daha ağır olması gerektiğini gösteriyor. Daha
    zayıf etkileşimler için kütle üzerindeki sınır daha zayıftır. Bu kısıtlama sağlandığı
    sürece, karanlık madde karanlık ışık yayabilir. Karanlık ışık bizim için neredeyse
    görünmez olmalıdır, aksi takdirde karanlık madde artık karanlık olmaz.
    92

    1801’de Ceres, keşfedilen ilk
    “asteroit” oldu. 2006 yılında
    ise Plüton ile birlikte
    cüce gezegen olarak
    sınıflandırıldı.
    93
  • ÇÜRÜK DİŞ YOK!
    Van’da Urartu Kralı 2. Sarduri tarafından
    yaptırılan 2 bin 750 yıllık Çavuştepe Kalesi ve
    nekropolde Urartuların sosyal yaşantısı, ölü
    gömme adetleri ve inançlarına ilişkin bulgular
    elde edilen kazı çalışmalarında bulunan
    iskeletlerin dişleri bilim insanlarını şaşırttı.
    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat
    Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof.
    Dr. Rafet Çavuşoğlu, şu ana kadar bulunan
    iskeletlerden hiçbirinin dişinde bir çürüğe
    rastlamadıklarını, bu durumun Urartuların
    süt ve süt ürünleriyle sağlıklı beslendiklerinin
    göstergesi olduğunu belirtt
    4

    GÖRME ENGELLİLERE
    ÖZEL YAPAY ZEKA
    Microsoft, yapay zekâ ve bulut teknolojilerini
    kullanarak görme engellilerin gündelik hayatı-
    nı kolaylaştıran Seeing AI uygulamasının Türkçe
    sürümünü kullanıma sundu. Uygulama, iOS kulla￾nıcıları tarafından ücretsiz olarak yüklenebiliyor.
    Yapay zekâ üzerinden görsel tanıma ve betim￾leme teknolojisiyle çalışan Seeing AI uygulama￾sını kullanan görme engelliler, çevrelerindeki tüm
    görsel öğeleri ses yoluyla algılayabiliyor, metin
    okuyabiliyor, alışverişlerini daha kolay bir şekilde
    gerçekleştirebiliyorlar
    5

    UZAYDA BAKTERİ KOLONİSİ
    Japon bilim insanlarının gerçekleştirdiği
    deneyde özel bir bakteri türü, Uluslararası
    Uzay İstasyonu'nun dışında 3 yıl hayatta
    kalmayı başardı. Bilim insanları, aynı bak￾teri türünün koloni halinde 45 yıla kadar
    uzayda hayatta kalabileceğini belirtti.
    2015-2018 yılları arasında gerçekleştiri￾len deneyde İstasyon dışındaki panellere,
    içinde çevresel tehlikelere dayanıklı kuru￾tulmuş Deinococcus bakterileri bulunan
    alüminyum plaka yerleştirdiler. Bakteri￾ler, oluşturdukları koloninin büyüklüğüne
    göre hayatta kalabildi. Bilim insanlarına
    göre toplam çapı 0.5 mm’den daha kalın
    olan bakteri kolonileri, alçak Dünya yö-
    rüngesindeki uzayda 15 ila 45 yıl arasında
    hayatta kalmayı başarabildi
    6

    Türkiye’nin ilk uçan arabası
    Baykar tarafından geliştirilen Türkiye’nin ilk uçan arabası Ce￾zeri, ilk uçuş testlerini tamamladı. Türk mühendislerinin tasar￾layıp ürettiği 230 kg’lık ön prototip, uçuş testlerinde 10 metre
    yükseldi. Tamamen otonom olarak uçan ve akıllı uçuş sistemi￾ne sahip olan uçan araba Cezeri’nin gökyüzüyle buluşmasının
    10-15 yıl içinde gerçekleşmesi bekleniyor
    8

    "Gökyüzü ve uzay
    hem her şeyi hem de
    insanın Evren’de hiçbir
    şey olduğunu ifade
    ediyor."
    12

    Bence en değerli varlığımız
    olan zekânın etiketlendirilerek ayrıştırıcı
    bir unsur olarak karşımıza çıkması hiç de
    hoş olmazdı.
    21

    "Savaşları,
    yoksulluğu, açlığı
    bitiren bir kuşak
    en zeki kuşak
    olacaktır."
    22

    "Çalışmak
    başarının
    anahtarıdır."
    25

    Kahve günümüz tüketim hayatının en önemli
    içeceklerinden biri. Dünya genelinde her gün
    iki milyar fincan tüketiliyor
    56

    9.
    yüzyılda Etiyopya’da bir keçi çobanının keçilerin
    bir ağacın meyvelerini yediklerini ve tüm gece uyanık
    kaldıklarını gördükten sonra haber verdiği keşişlerin kendilerini ibadet sırasında uyanık tutacak sıcak içecek yapmalarıyla keşfedildiğine inanılıyor
    56

    "Bilgi ihtiyacını
    zamanında ve internetin
    olduğu her yerde
    kolayca karşılayan
    kütüphanelerin kullanım
    oranları giderek
    artıyor."
    60

    Yüz kızarması ile nasıl baş edilebileceği ko￾nusunda psikologların önerileri arasında, duy￾guların farkında olunması ve yüzleşmek başta ge￾liyor. Öncelikle kişinin güçlü ve zayıf yanlarını tanıması,
    güçlü ve başarılı yönlerini öne çıkarması, başarılı olduğu
    konularda kendisini ödüllendirmesi, olumsuz düşüncele￾rin farkına varması “Yanlış bir şey söylersem küçük düşe￾rim”, “Bir daha yüzlerine bakamam” gibi düşüncelerden
    uzaklaşması, bu tür duygulara kapılacak, kaygılanmaya
    neden olacak ortamlara girmeden önce rahatlama, gev-
    şeme egzersizleri yapılması, kızarma konusunda çarpıtıl￾mış düşüncelerini keşfetmeye çalışılması, yanlış düşünce￾lerden uzaklaşma tekniklerinin kullanılması, olumlu içsel
    konuşma konuları geliştirilmesi öneriliyor.
    93

    sorumsuzca yapılan
    transferler, plansız programsız geçen yıllar, iş bilmez
    yöneticilerle Türk futbolu zaten çoktan teknik olarak
    iflas etmişti, devletin vergi afları gibi katkıları ile ayakta tutulmaya çalışılıyordu.
    112
  • Özverinin, kardeşlik duygusunun silinip, kullanmanın, çıkar ilişkilerinin egemen olduğu bir dünyada dostlar olmadan ne yapardık bilemiyorum.
    4





    Mektuplar insanın bir başka yüzünü açığa çıkararak, edebiyat dünyasına daha sıcak bir tat sunar. Tezer'in taşkın duyarlılığından kaynaklanan yergi ve övgülerindeki coşkuya da bu mektuplarla yaklaşacaksınız.
    4

    "Burası Bizi Öldürmek İsteyenlerin Yurdu..."
    8

    Tezer Özlü'yü anlamak için, stadyumlardan ve ekranlardan fışkıran "En büyük türkiyah! başka büyük yok!" inlemelerinin dışında bir yerlerden de ülkeyi seyretmek gerekiyor.
    8

    Din kökenli ilkellik, resmî ideolojinin sarmalında özgür aklı boğmuştur bu ülkede.
    8

    Buyurgan, yasakçı, ataerkil toplumun yatışmak bilmez gizli şiddeti, sadece on yılda bir sıkıyönetim dönemlerinde değil, sivil yönetimlerde de insan ilişkilerinin tüm alanlarını kaplamış, yurttaşların tümünü hasta etmiş, cehenneme çevirmiştir yaşamı. Hele Tezer gibi kozmopolit kültür sahibi insanlarınkini.
    8

    Tezer Özlü, kendi olmayı hiç reddetmeden, kendi ruhundaki acılardan taşarak akraba acıların dünyasına ulaşmaktadır. Bu ise küçümsenecek bir nitelik değildir, kalıcıdır.
    12

    Harald'ın Mahmut Makal'a Berlin'de sorduğu gibi: - Siz hangi köyün yazarısınız?
    44

    Gerçekten müthiş yorularak yaşamaya ne denli alışmışım dinlenerek, sakin yaşamak, yorulmamak sanki anormal bir durummuş gibi geliyor bana.
    49