• Aradan yıllar geçti. Benden uzaklarda yaşadın. Bambaşka bir adam oldun. Ama unutma ki sen bende doğdun. Bende büyüdün. Ben seni hiç unutmadım. Nice insan yaşayıp öldü bende. Hiçbirini unutmadım. Ama seni hiç unutmadım. Çünkü beni yaşatacağını umdum. Bunu hep bekledim
  • Onlarla birlikte büyüdün sen, beşikleriniz yan yana kuruldu avlularda. Gönlünü ferah tutamıyorsan onlara karşı, hepsini kara çarşafa soksam da sen yine günaha girersin. Günah onların saçlarında değil, senin yüreğindedir.
  • Bazı şeyler nasılda paylaştıkça büyüyor...
    Aslında her şey paylaştıkça büyür. Fakat paranı malını paylaştığında kısa süreli bir bakışla eksildiğini zannedersin. Bu sebeple bazı şeyler demem şimdilik daha doğru görünüyor.
    Ama öte yandan, derinden bakarsak her şey paylaştıkça büyür demem daha doğru.

    Mesela özgürlük tek başına zevk vermez.
    Dünyada tek başına kalsan ne kadar sürer bu etki?

    Özgür davranışlarını bir başkasına şahit tutarsan hazzın daha da büyür.

    Sevindiğin bir olayı düşün, nasıl birilerine paylaşmak için can attığını.

    Yazdığın yazıyı, şiiri, yaptığın resmi, çektiğin fotoğrafı... Bunları insanlarla paylaşmassan hiçbirini yapmamış gibi hissedersin. Bir yanı eksik kalır.
    Ben bu iletiyi niçin paylaşıyorum...
    Çünkü SEN okuduğunda tamamlanıyor.
    Asıl sen okuduğunda ben yazmış oluyorum.

    Üzüntünü, sıkıntını da paylaşırsın
    O an derdimi döktüm içim rahatladı dersin.

    Oysa paylaştığın herşey büyür demiştik.
    Karşı tarafa akıttığın zehirle dahada büyüdün
    Ve büyürkenki sarhoşluktan uyuştun hüznünün doldurduğu yere başka şey koydun.
    Paylaşmanın verdiği büyü ile acın biraz bastırıldı. O anda acıdan sıyrıldığını zannettin...

    Dikkat et dostum
    Paylaştığın herşey büyüyor
    Neyi paylaştığına dikkat et
    Niye paylaştığına...

    Bilgi paylaşırsan, paylaştığın bilgiyi dile getirirken tekrar yaptığın için bilgiyi daha derinden kavrarsın. Karşı tarafın sorusu varsa, farklı bir bakışla bakıp cevap vermen gerekir. Bilgi paylaşırsan bilgin büyür bilgin olursun.

    Sevgi paylaştığında sevgiyi karşıya taşırken elin sevgiye bulaşır, sevgi sarar her yeri, sevgi dolu olursun.
    Bu yüzden sevelim sevilelim demiş adaşım Yunus Emre...

    Şimdi bu yazıyı okuyan sen!
    Evet... inancın, yaşın, cinsiyetin, geçmişin, gelecek kurgun, hayalin..
    Ne olursa olsun Seni Seviyorum!

    Çünkü "herkes gibi" bende çok benciyim.

    Not: bencil değil.

    Ne demiş Hayyam

    Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok
    Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok
    Sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok
    Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok

    Öyleyse bencil değil benci olmalı.
    Bencil etrafa zarar verir. Sadece kendini düşünür.

    Oysa ben'ci BEN kavramını bilir.
    Kendini bilir ve herkeste aynı BEN olduğunu bilir. Bu sebeple kimseye zarar vermez, veremez. Kendinden sorumludur.

    Not: Bencilik ve bencillik başka yerlerde farklı tanımlanmış olabilir. Bu ileti için BEN bu şekilde tanımladım. Bütün kelimeler mana taşıyıcı işaret direkleri... Kelimelere değil işaret ettiklerine bakalım.

    Emr'e
  • Yavaşça büyüdün, için yaşlanırken geceleri.
  • "Vazgeçiyorsun..
    Eve geldiğinde diğer oyuncaklarınla avunabilecek kadar çocuksun daha. Hüznün de yaşın kadar, en fazla üç saat...
    Vazgeçtiğini hatırlayamayacak kadar küçüksün hala, büyüdükçe artacak olan vazgeçişleri düşünemeyecek kadar küçük, büyüdükçe güçsüzleşeceğini bilemeyecek kadar küçük..
    Bilsen hep çocuk kalırsın, ama bilmiyorsun işte.
    Ah keşke bilsen....
    Büyüyorsun..
    Bazen bir eşyadan vazgeçiyorsun,
    Bazen bir arkadaştan,
    Bazen bir olaydan,
    Bazen de bir sevgiden vazgeçiyorsun...
    Büyüyorsun ve her şeyden vazgeçiyorsun...
    Vazgeçiş anlarını tanımlayabilecek kadar büyüyorsun, içindeki boşluğa doldurmayacak kadar..
    Küçüklüğünde üç saat süren bu anların bir ömür sürebileceğini biliyorsun artık...
    Vazgeçtiğin her şey farklı ama vazgeçiş anları hep aynı...
    Arkanda bıraktığına koşmak istediğin halde kaçarken adım adım, yaşlar gözlerinden süzülürken damla damla, düştüğün yerlerden kalkmak istemediğin halde doğrulurken yavaş yavaş, ellerin çaresizce düşerken iki yanına ağır ağır, kalbinin içinden bir ah geçerken sessiz sessiz, biraz daha büyüdün işte....
    Biraz daha vazgeçtin...
    Vazgeçmeyi umursamaktan vazgeçtin..."
  • Güneşin gezegenleri selamlamaya durduğu,
    Seni dünyaya ödünç veren gündeki gibi,
    Varsın ve durmaksızın büyüdün o günden beri,
    Dünyaya adım atarken uyduğun yasa gereği.
    Böyle olmalısın, kaçamazsın kendinden,
    Bunu söyledi kahin kadınlar, peygamberler bunu söyledi;
    Ne zaman parçalayabilir, ne de herhangi bir güç,
    Yaşayarak kendini geliştiren, belirlenmiş biçimi.
    GOETHE...
  • “Kitap okudum ama o kitaptan aklımda herhangi bir şey kalmadı” dedim üstadıma. Bana elindeki hurmaları uzattı ve dedi ki:
    “Bunları ye”
    Sonra bana sordu:
    “Şimdi bu hurmaları yemekle büyüdün mü?”
    “Hayır” dedim.
    Sonra şöyle dedi;
    “Ama bu hurmalar vücudunda parçalara ayrıldı. Et, kemik, damar, cilt, saç, tırnak ve hücre oldu.”
    ….
    İşte o zaman farkına vardım ki; okuduğum kitapların çeşitli faydaları vardır. Farkına varmasam da dağarcığımı geliştirir, bilgimi arttırır, ahlakımı olgunlaştırır, yazı yazmada ve konuşmada üslubumu düzeltir.