* ilge, bir alıntı ekledi.
24 Şub 09:46 · Puan vermedi

Son
Yavaş yavaş bütün izler yok olur. Unutulan yalnız ayak izleri değildir. Her şey, su, suyun altındakiler, hepsi gider, sadece hava kalır. Unutulanın nefesi bile kalmaz. Yağmur oluklarında rüzgâr, baharda çabucak eriyen buz gibi, hava gibi geçip gider. Bir öpücük isteyen haykırışı bile duyulmaz.
Sevgili.

Sevilen, Toni MorrisonSevilen, Toni Morrison
Yeliznd, Buz Öpücük'ü inceledi.
15 Eyl 2017 · Beğendi

Kitabı okurken hep başucumda durdu. Bazen heyecanlanırken, bazen gerilirken gördüm kendimi. Rose; Lissa'nın aklından ne geçerse, ne yaparsa veya ne hissederse algılayabiliyordu. Buda aralarındaki pasifik bağdan kaynaklanıyordu. En sonunda da eğlenceleri kana bulandı. Kitabın kurgusunu da oldukça beğendim. Tavsiye ederim.

mucdem, bir alıntı ekledi.
20 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

“Belki mi demiştim?” diye mırıldandı Zafer.
“... ve küçük bir öpücük demiştiniz.”
“Pek küçük olmadı değil mi?” Genç adam gülümsemişti.

Buz Sıcağı, Fatih Murat Arsal (Sayfa 217 - Ephesus Yayınları)Buz Sıcağı, Fatih Murat Arsal (Sayfa 217 - Ephesus Yayınları)
Lord Among Wolves, bir alıntı ekledi.
16 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yavaş yavaş bütün izler yok olur. Unutulan yalnız ayak izleri değildir. Her şey, su, suyun altındakiler, hepsi gider, sadece hava kalır. Unutulanın nefesi bile kalmaz. Yağmur oluklarında rüzgâr, baharda çabucak eriyen buz gibi, hava gibi geçip gider. Bir öpücük isteyen haykırışı bile duyulmaz.

Sevgili.

Sevilen, Toni MorrisonSevilen, Toni Morrison

UTANIRIM
Hava kararmıştı,
Hafif bir yağmur yağıyordu,
Elleri buz tutmuştu.
Sıkıca sardım ellerini,
Gözlerinin içine baktım,
Sonra küçük bir öpücük kondurdum yanağına...
Yüzü kızarmış,utanmıştı.
Ne zaman yağmur yağsa o günü hatırlar,yüzüm kızarır
Utanırım...

KİTAP ECESİ - Eylül kokan kadın, bir alıntı ekledi.
 20 Nis 2017 · Kitabı okudu · 1/10 puan

Yarım Kalmış Kalp
Uyursun geçmez.
Daralır sokağa çıkmak istersin geçmez.
Kafanı dağıtmak için bir film açarsın geçmez. Şarkılara sığınmak istersin geçmez. Eski dostlarınla vakit geçirmek istersin geçmez. Seni mutlu edeceğini düşündüğün şeyler yaparsın geçmez. Kimselerin seni tanımadığı bir yerlere kaçmak istersin geçmez. Ne yaparsan yap geçmez hissettiğin eksiklik.

Nasıl geçer biliyor musun?
Parmakları yine değerse ellerine geçer. Dudaklarından adın düştüğünde geçer. Kaburganı kırarcasına sarılırsa geçer. Öylece uzun uzun bakarsa gözlerine, kirpiklerinin her telini sayıp, hayranlıkla izlerse yüzünü geçer. Buz tutan tenine, öpücük taneleri kondurursa geçer. Uyursa göğsünün tam ortasında geçer. Onca zaman sonra sevgisinin azalmadığını, hatta yokluğunda daha çok sevdiğini, kaybetmenin ne kadar çaresiz bir durum olduğunu, anlatırsa sana geçer. Küçük bir çocuğun masumiyetiyle okşarsa saçlarını geçer. Hayatın seninle anlamlı olduğunu fısıldarsa geçer. Geçer izi kalmış yaralar.

Ama ikimiz de biliyoruz.
Ne sen yeniden döneceksin. Ne de geçecek sızılar. İkimiz de biliyoruz. Birbirimize ait değiliz. İkimiz de öldük yarım bıraktığımızda birbirimizi. İkimiz de farkındayız, öldüğün bir kalpte bir daha yaşanmayacağını. İkimiz de eminiz, dudaklarımızın kavuşamayacağından. İkimiz de biliyoruz, bizi biz değil, başkaları ısıtacak artık. Başkaları tutacak ellerimizden, ben bunu hiç istemezken. İkimiz de biliyoruz. Gururuna yenik düşemeyen senin olduğunu. İkimiz de biliyoruz gel desen, koşup dizlerinde dinleneceğimi. İkimiz de biliyoruz bana asla gel demeyeceğini. İkimiz de biliyoruz aşk bir savaşsa eğer bu savaşı kaybettiğimizi. İkimiz de biliyoruz, bir gün başka kokulara karışacağımızı, ikimiz de biliyoruz yeni bir sese alışacağımızı. İkimiz de biliyoruz ayrı yerler de, katlanmak zor olsa da uyuyacağımızı. İkimiz de biliyoruz. Gecelerin bana düşman olacağını, beni ağlatacağını, beni çürüteceğini, beni yaşlandıracağını. İkimiz de biliyoruz sevgilim bir daha yüzünü okşarken sana sevgilim diyemeyeceğimi. İkimiz de biliyoruz sevgilim. Bir gün elbet alışılacağını. İkimiz de biliyoruz, artık yürüdüğün yolların bana çıkmayacağını. İkimiz de biliyoruz, üşüdüğünde sırtını alışık olmadığın bambaşka bir ceket örteceğini. İkimiz de biliyoruz, bir başkasıyla yeniden başlarken zorlanacağımızı. İkimiz de biliyoruz, hayatımıza başkaları uğrasa da onlara bir daha asla güvenmeyeceğimizi. İkimiz de biliyoruz uzun bir süre başka kokulara katlanamayacağımızı. İkimizde biliyoruz bizi hatırlatacak olan her şeyden koşar adımlarla uzaklaşacağımızı. İkimiz de biliyoruz sevgilim aynı çatı altında birlikte yüzümüzde çizgiler oluşana dek yaşlanmayacağımızı. İkimiz de biliyoruz. Biz ayrıldık. Evet bitti.

Ama sevgilim bana bir kez gel de.
Ben gururumu çiğnerim.
Çünkü ikimiz de biliyoruz.
Seni hala çok seviyorum. Ve özlüyorum...

Bilmem Seviyor Gibiydi, Mehmet Ali Kılınç (Sayfa 51)Bilmem Seviyor Gibiydi, Mehmet Ali Kılınç (Sayfa 51)
Holms, bir alıntı ekledi.
10 Nis 2017 · İnceledi

Birazdan yemeğe oturacaklar . Kadın kaya gibi duran ekmekleri bir tencereye koyup suyun içinde yumuşatmaya çalışıyor .El Halil'de kuşatma sürüyor çünkü . Uzun namlulu silahlar , evinden çıkan kim olursa olsun , alnına ,kalbine buz gibi bir öpücük kondurup duvarın ötesine taşıyor ..

Çocukların elleri taş tutabilecek kadar güçlü olsun diye , elinde ne varsa sofraya koyuyor kadın ..

(25 Şubat 1994 El Halil katliamı )

Bir Adam Girdi Şehre Koşarak, Tarık TufanBir Adam Girdi Şehre Koşarak, Tarık Tufan
**Seher**, Gölge Öpücük'ü inceledi.
10 Nis 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · Puan vermedi

Bildiğiniz gibi Rose, Buz Öpücük kitabının sonunda çok sevdiği dostu Mason'ı kaybetti. Ama ilk dövmelerini de kazandı. Ama birkaç hafta geçmesine rağmen(doğal olarak yani) arkadaşının kaybını üzerinden atamadı. Hala suçluluk duyuyor.

Rose vicdan azabı çeksin, son sınıflar da mezuniyetlerini sağlayacak çok önemli bir uygulama dersine başlasın. Altı hafta sürecek olan bu uygulamalı eğitim, aynı zamanda son sınavlara girmek için de bir geçiş sınavı görevini üstlenmektedir. Belirlenen süre boyunca tüm dersler askıya alınacak ve gece gündüz atandıkları Moroiları korumakla sorumlu olacaklardır. Gardiyan öğretmenleri de Strigoi kılığına girip, ansızın saldıracaklardır. Uygulamalı tatbikat diyelim bu derse.... Atanma vakti gelince, Rose, hali ile kendisinin Lissa'ya atanmasını beklemektedir. Oysa gardiyanlar öyle düşünmemektedir. Christian'ın gardiyanı Rose olurken, Lissa'nın gardiyanı, Rose'un yakın arkadaşlarından, Eddie olur. Eddie, aynı zamanda Mason'ın en yakın dostudur ve öldüğü saldırıda o da vardır. Rose bu durumdan hoşlanmasa da Christiyan ile zaman geçirmeye başlar. Zaten sürekli Lissa ile birlikte olduğu için Rose da onunla birlikte olmaya devam edecektir. Geçen zamanlarda Rose, Christian'ın sandığı kadar sinir bozucu olmadığını düşünmeye başlayacak zira işin özünde ikisi de karakter olarak birbirine benzemektedir.

Elbette, sorunlar sona ermeyecek. İlla bir sorun çıkması lazım ki bize de okuyacak bir şey olsun. Gardiyanlar Strigoi kılığında saldırıya geçtiğinde, en sevdiği hocası(! :D ) Stan'e karşı hamle yapmak ister ama bir anda donar kalır. Zira karşısında çok tanıdık bir yüz vardır; Mason. Rose korku ve şaşkınlıktan donunca gardiyan saldırısında da çuvallamıştır. Ama Gardiyan Stan, önceden tepki verdiği için, Rose'un bunu kasıtlı yapıp, Moroisini tehlikeye attığını düşünür ve gardiyan toplantısı yapılır. Rose suçlu bulunursa cezalandırılacaktır ama her zamanki gibi Dimitri araya girer ve işi kurtararak Rose'un hafif bir ceza ile kurtulmasını sağlar. Dimitri hala Rose'dan uzak durmayı tercih etmektedir.

Bu sırada yakışıklı Adrian'da Lissa ile ruh çalışmaları yapmayı sürdürür ve kızımız Rose'a asılmaya, rüyalarına girip durmaya devam eder ama Rose pek yüz vermez çünkü malum, Dimitri'ye aşıktır. Ama bu sıralar Mason'u görmeye de devam etmektedir. Mason konuşmak ister ama konuşamaz. Rose sonunda bu ruh işi yüzünden çıldırmaya başladığını düşünerek korkmaktadır. Çünkü Lissa'nın karanlığını emmekte bu da aynı etkinin kendisinin başına gelmesine neden olmaktadır. Ama sonunda öğrenir ki hayaletler gerçektir. Rose'da onları görebilmektedir çünkü gölge öpücüpü almıştır. Bunu da Kraliyet Sarayına gidip gelirken öğrenecektir ki bizim Mia, babasının yeni işi yüzünden artık orada yaşayıp, ders görmektedir. Sempatikleşen kızımız düzgün biri haline geldi yani, evet. :)

Kraliçe Tatiana bir teklifte bulunur; Lissa mezuniyet sonrası burada yaşayacak ve karşılığında da buradaki üniversiteye gidecektir. Lissa kabul eder çünkü nispteden diğer Moroi üniversitelerinden daha büyük ve saygındır. Koruma sorunu yüzünden Moroi her okula gidememektedir ve onlar da küçük okullardır. Ama Tatiana aynı zamanda Rose'a da açık bir uyarı da bulunur; yeğeni Adrian'dan uzak duracak! Çünkü niyeti, onun Lissa ile evlenip, soyları birleştirmesidir.

Okula döndükten kısa bir süre sonra Rose, ruh yüzünden hakimiyetini kaybeder ve bir sebepten ötürü Jesse ve arkadaşlarına saldırır. Dimitri onu sakinleştirmek için ormanın içindeki kulübeye götürür. Sakinleşirde ama sonunda ikisi arasında çekim en üst seviyeye çıkacaktır. Dimitri daha fazla aşkına engel olamaz...

Kulübeden dönerken Rose, Mason'ı yeniden görür ve sonunda zoraki de olsa Mason konuşur; "Geliyorlar!" Bir şekilde okulun sınırlarını koruyan büyü zarar görmüş ve bozulmuştur. Bunu fark eden Strigoiler saldırıya geçerler. Rose Christian ile bir çok Strigoi öldürür. Saldırı geri püskürtüldüğünde ise kayıplar ve kaçırılanlar vardır. Kaçırılan Moroi ve Dampirleri kurtarma operasyonu güdülecektir ki Rose'un annesi Jannien'de onlara katılır. Rose için ise bu daha ayrı bir önem taşır çünkü kaçırılanlar arasında Eddie'e vardır. Rose, Mason ile konuşarak Strigoilerin yerini tespit eder ve operasyon düzenlenir. Onlara ateş kullanıcısı Moroi'ler de katılacaktır. Savaşın ardından iki kayıp vardır. Ve bunlar Strigoiye dönüştürülmüştür. Maalesef Rose için büyük bir acı ve kayıptır. Her şey onun için altüst olmuştur.