Öykü yazarı olarak tanınan Sabahattin Ali’nin ilk romanıdır. “Kuyucaklı Yusuf” Şüphesiz yazılan ilk romana göre çok başarılıdır. Herkes “Kürk Mantolu Madonna” kitabı çok övülmüş aslında en güzeli Kuyucaklı Yusuf dese de ben en çok “İçimizdeki Şeytan” kitabını severim.
Oldukça sarsırcı bir paragrafla başlayan kitapta bir karamsarlık ve huzursuzluk hakimdir. Bu üç satırlık ilk paragrafın havası tüm romana sirayet eder. Bu karamsarlık ülkenin anlatılan dönemindeki savaşın yansımasıdır.
Ne mi anlatıyor Sabahattin Ali romanında, Dokuz yaşındayken annesi ve babası eşkiya tarafından öldürülmüş Yusuf’un hikâyesini ve dönemin tüm panoramasını. Kaymakam Selâhattin Bey tarafından evlat edinilen Yusuf, Kuyucak köyünden Nazilli’ye ardından Edremit’e getirilir. Ve Yusuf’un hikayesi başlar.
Romandaki Yusuf o dönemin tutunamayanı desek abartmış olmayız sanırım. Bir türlü kendine bir yer bulamaz hayatta. Okula gitmek istemez, ne iş yapmak istediğini bilmez, hatta Muazzez kendisini istediğini söyleyene dek onu sevdiğini bile farketmez.