Eski sefirlerlerden Sadullah Paşa Sultan Abdulaziz merhumun divan-ı hümayun tercümanlığına dair hatıralarını anlatırken:
Sırbistan Beyi Prens Milan İstanbul'a gelmiş,üç gün sonra huzur-i hümayuna kabul edildiği zaman Sadrazam Hüseyin Avni Paşa da hazır bulunmuş idi.Zat-ı Şahane ile Prens Milan birer koltuğa oturdular.Biz (Sadullah ve Hüseyin Avni paşalar) ayakta duruyorduk.Prens Milan, Sırbistan arazisinin darlığından dolayı hoşnutsuz olan Sırplar'ın taarruzuna uğraması ihtimaline binaen kendisinin selametini temin için Sırbistan'a biraz yer ihsanını istirham eyledi.Baktım merhumun rengi değişti.Hiddetlendi.
Prense:
''- Sizi her türlü tehlikeden korumak için Sırbistan'a asakir-i şahanemi sevkederim. Arazi genişletmeye gelince; istediğiniz yerlerin her karışı nice millet efradının kanı pahasına alınmış olduğundan onu ihsan etmeye hakkım ve selahiyetim yoktur.'' buyurdu. Ben ömrümde bu derece vakurane söylenmiş bir söz işitmedim desem mübalağa etmemiş olurum! demektedir.
Nokta-i nazarımızı müdafa için bize en küçük bir fiili ve hukuki imkan vermeyenlerin başkalarını tahlil ve tenkid vesilesiylede olsa fikir ve reylerimizin izharına tahammül edememelerine şaşmıyoruz!. Çünkü bu davranış hak ve maslahat yerine kuvvete istinad edenlerin müşterek hususiyetleridir
''inkılap yobazlığı'' olarak tavsif ettiğimiz bu yeni taassub,bizim ''mutlak gerçekler manzumesi''olan ''islam''ve milletimizin O'nunla yoğurulmuş bin yıllık tarihi vekayiinden çıkardığımız temel umdelerin her türlü kayıd ve endişeden azade olarak ortaya konulmasına ve bu suretle ciddi bir münakaşa zemini açılmasına kendileri ve müdafaa ettikleri şahıslarla onların getirdiği kanunlar mani olmaktadır
Musiki başlar başlamaz her zamanki alemimiz yerine kendi ahenk dünyasını getirmesini bilir.Hülyaları besleyen, büyüten bu esrarlı sesler bizi derhal hakikatin üstünde açılan sanatın kutsi alemine götürür.Hükmünü burada ölmez bir zaman içinde kurar.Sanat böylece gönüllerde gizlenen ezeli güzellik ihtiyaçlarına cevap verir Hep söylenemez şeyleri ,anlaşılması kabil fakat ifadesi imkansız hisleri duyuran musiki ,gündelik lisanla anlatılamayacak en gizli temayüllerimizi ,bizimde ancak böyle duyunca öğrendiğimiz sırlarımızı söyler.
"O mahîler ki derya içredir , deryâyı bilmezler"
Bizde bu yalı,kayık boğaziçi hayatını o kadar tabiî bulurduk ki bunların hususiyetleri ile alakalanmak hatırımızdan geçmezdi.