• 1-baglama metodu
    Burçları sırasıyla yazın. Yalnızca sol beyni kullanarak bunları sırasıyla saymanin zor olduğunu göreceksiniz. Simdi de sağ beyni kullanarak bir hikâyeyle hatırlama yolunu deneyelim.
    Bir koç merada otlamaktadır. Meraya bir boğa gelir. Koç boğaya kızar ve bir tos vurur. Neye uğradığını şaşıranboğa ikizleri görür onlara saldırır...
    Egerdikkatli olduysanız, eminim sırasıyla hatırlayacaksınız.
    2- rakam-sekil iliskisi
    .1 kalem-araba
    .2 kuğu-bilgisayar
    .3 martı- mikrofon
    .4 yelkenli-balina
    .5 eldiven-ev
    .6 çengelli iğne-para
    .7 uçurum-menekse
    .8 gozluk-agac
    .9 balon-aslan
    .10 tavuk-top
    Birbirini hatırlatacak şekilde bir hafıza ilişkisi kurulur. (Kalem şeklinde sesler çıkaran, hareket halindekiarabayı hayalen dusunebilirsiniz)
    3-fonetik alfabe
    .1 b ve p (baskın harf p)
    .2 k k
    .3 ç c ş j - ç
    .4 d t - t
    .5 n n
    .6 l l
    .7 y g - y
    .8 s z - s
    .9 m m
    . 0 f v - f
    R h ğ joker harfleri kullanmıyoruz. Bir rakam için kullandığımız harfi, başka rakam için kullanmıyoruz.
    Ornek: 16 (1 in sembolü p, 6 nin l ortadaki kutuya sesli harf koyarak anlamli kelime üreyelim. İ yi koyduğumuzda pil)
    Hafıza çivileri
    1 numaralı hafıza çivimiz bağ idi. Ancak istersek puro kelimesini kullanabiliriz. Ördek, bir ördeğin puro içerken yüzdüğünü hayal et.
  • Mehrdad R.S.C İzady; "Kürtler tek, bağımsız ve tanımlanabilir ulusun tarih ve kültürleriyle çok-dilli, çok-dinli ve çok-ırklı bir ulustur."

    Harvard University
  • Ah işte her şey orda…
    Ben severim omuzlarımı bir gün
    Sırmaları, apoletleri olmasa da.

    Ben severim omuzlarımı bir gün
    Göçen bir maden direğinin altında

    Su akar kendir tarlalarından
    Ah her şeyim…
    Ben severim omuzlarımı bir gün
    Savaşta, bir başka omuzun yanıbaşında
    Yatakta bir ince omuzun yanı başında

    Yol uzun, hava sıcak
    Kırbaçlarım atımı varırım Kurtuba’ya…

    İndiğini görürsem bir gün sığırcıkların
    ve sürüler halinde, ovaya
    İnsanların dünyayı bölüştüklerini hatırlarım
    Bir gün daha…

    Sevişirim ölürüm, savaşırım ölürüm
    Doldurum çantama kara ekmek ve peynir
    Varırım Kurtuba’ya…

    s a a t   b e ş t e
    a k ş a m l e y i n

    Ah ellerim ve kalbim
    Her şey orada kaldı.
    Keçeler keçeler ve portakallar
    Kireç döktüler yere. Kara gözlüm, kalbim,
    Halkımın fakir akşamlarıdır, biliyorum
    Kanlı bir mendil diye bağlanan gözlerime
    Kireç döktüler yere,
    Bir duvarın dibinde
    Bir deppoy’un önünde
    Kiraz ağaçlarına ve sığırcıklara karşı.

    Bir halkın gösterişsiz, sessiz cömertliğinde
    Ölüm nasıl söylenirse öyle
    İspanyol dilinde
    ve her dilde…

    o b r a s
    c o m p l e t a s

    Artık kat’iyen biliyoruz;
    Halk adına dökülen kan
    Sapı güldalı güzelliğinde bir bıçaktır.
    Dişlerin arasında…
    İspanya’da
    ve her yerde…
    Turgut Uyar
  • "Nasılsın?", dedi.
    Sizi her gördüğümde cebime sıkıştırdığım nefeslerle yaşamaktayım.

    Bu kez biraz daha uzun durun yanımda.
  • Ünsüzler ötümlü (b, c, d, g, ğ, j, l,m, n, r, v, y, z) ve ötümsüz (p, ç, t, k, h, f, ş) olarak ikiye ayrılır. t/ d, p/ b,ç/ c,k/ g, ğ ünsüzleri ötümsüz/ ötümlü söyleyiş açısından karşıtlık oluşturur. Türkçe sözcükler -p, ç, t, k gibi ötümsüz ünsüzlerle biter: açık, yakıt, yurt, söğüt.
  • "Sen olmasaydın, Alemleri yaratmazdım" hadisinin "mevzu hadis" olması üzerine bir inceleme...

    ''Adem (a.s.) günah işlediğinde şöyle dua etti:
    Ya Rabb! Muhammed'in hakkı için benim günahımı bağışlamanı diliyorum.
    Allahu Teala dedi ki: Ey Adem! Sen Muhammed'i nereden biliyorsun, ben onu daha yaratmadım.
    Adem: Ey Rabbim, Sen beni yarattığında ve ruhundan bana üflediğinde başımı kaldırdım ve arşın sütunları üzerinde 'Lailahe İllallah Muhammedun Rasulullah' yazılı olduğunu gördüm. Ve bildim ki, Sen kendi adının yanına ancak en çok sevdiğin kişinin ismini ilave edersin.
    Allahu Teala dedi ki: Doğru söylüyorsun ey Adem, o (Muhammed s.a.v.) benim en sevdiğim kulumdur. Sen Benden onun (Muhammed s.a.v.) hakkı için istedin, Ben seni bağışladım. Muhammed olmasaydı Ben seni yaratmazdım''
    (Hakim Mustedrak, 2/615, Ömer (r.anh)'dan merfu olarak ; İbn Asâkir (2/323), el-Beyhâki, Delâil’un-Nubuvve (5/488)

    Uydurmadır.

    Râvilerinden olan Abdurrahm an b. Zeyd b. Eslem hakkında İbn Hibbân şöyle der: «Hadis uydurmakla itham olunmuş, Leys, Malik ve İbn Lehi’a üzerine hadisler uydurmuştur. Dolayısıyla imâm ez-Zehebî rivâyet hakkında uydurma ve batıl derken, İbn Hacer el-Askalânî de ona katılır.
    Zehebi, bu hadis hakkında: ''Hadis uydurmadır. Abdurrahman yalancıdır. Ve Abdullah İbni Meslem el-Fahri'nin kim olduğunu bilmiyorum'' demektedir.

    İmam Zehebî "Mizanu'l-İ'tidal" isimli eserinde bunun "batıl ve uydurma bir haber" olduğunu söyledi, İbnu Hacer el-Askalânî de "Lisanu'l-Mizan" isimli eserinde ona muvafakat etti.

    Elbânî, Abdurrahman bin Zeyd bin Eslem’in zayıf olduğu konusunda ittifak vardır. Ahmed bin Hanbel, Ebû Zur’a, Ebû Hatemi, En-Nesâî, ed-Dârâkutnî ve başkaları onu zayıf görmüştür.
    Elbânî: ...“Bana göre ...Zehebî el-Mîzân’da “el-Fiherî”ye yer vererek ona hadis isnad ettikten sonra bunun batıl bir haber olduğunu söyler.” dedi.
    İbn Hacer de, el-İsabe’de 3/360’ta aynısını söylüyor ve ilaveten el-Fiherî hakkında şöyle diyor: “Emsali olduğundan muhtemelen bu ondan önceki kişi olabilir. Bu kişi Abdullah bin Muslim bin Ruseyid’tir. İbn Hacer diyor ki: “İbn Hibban onu hadis uydurmakla itham” etti.

    Hâkim’in bu hadisle ilgili rivâyeti, onu red nedenlerinden biridir. Zira kendisi "el Medhulu İlla Ma’rifeti’s-Sahih-i Mine’s-Sakîm” adlı kitabında (uydurma) hadisler rivâyet ettiğini söyler.
    Bu işin erbabından olan ve düşünebilen bir insan, bu yaptığının onun aleyhinde olduğu konusunda zorluk çekmez.
    Elbânî der ki: Hâkim, el-Mustedrak’te kendi kendine çelişkiye düşmüştür. Zira (cilt 3 sh. 332)’de adı geçen Abdurrahman’dan rivâyetten başka bir hadis sahih görmediği halde bunu rivâyet etmiştir. Ayrıca Buhârî ve Muslim’in, Abdurrahman bin Zeyd’i Huccet olarak kabul etmediklerini de söyler.

    Değişik yollarında merfu mu? Yoksa mevkûf mu? olduğunda çelişkilik derecesinde farklılık vardır.
    Bu hadisi Kur’ân-ı Kerîm’e ters düşmesinden hadisin batıl ve uydurma olduğunu söyleyen âlimlerin tesbitini güçlendirmektedir.




    Şeyhulislam İbn Teymiyye dedi ki:
    "el-Hâkim'in, bu hadisle ilgili rivayeti, onun rededilme nedenlerinden biridir. Çünkü bizzat kendisi "el-Medhal ile Ma'rifeti's-Sahihi mine's-Sakim" isimli eserinde -hadisin ravilerinden- Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem'in babasından mevdu -yani uydurma- hadisler rivayet etiğini söyler, bu işin erbabından düşünebilen bir kimse için böyle bir rivayetin kabul edilemez olduğu aşikardır. Ben derim ki, Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem, hadiscilerin ittifakınca zayıf bir adamdır ve söylediği şeyleri çokça karıştırır. Ahmed b. Hanbel, Ebû Zur'a, Ebû Hatim, Nesâî ve Darakutnî ve daha başkaları onun zayıf olduğunu söylediler. Ebû Hatim İbn Hıbban dedi ki: Farkında olmadan haberleri öyle ters yüz ediyordu ki rivayetlerinin çoğunda murselleri merfu, mevkufları musned haline getiriyordu. Bu sebeble onun rivayetleri terkedilmeyi hak etmişlerdir (Şeyhu'lİslam İbn Teymiyye, Kaidetun Celiletün fi,t-Tevessuli ve-l-Vesile, s. 168-169)


    Beyhaki Delail Nubuvve'de ''Abdurrahman İbni Zeyd İbni Eslem zayıf ravilerdendir'' der.

    Muhammed Nasıruddin el-Elbânî dedi ki: "Sözün özü, bu hadisin aslı yoktur. Çünkü iki büyük hadis alimi Zehebî ve Askalânî bunun geçersizliğine kesinlikle hükmetmişlerdir. Nitekim yukarıda onlardan bu husus nakledildi (Silsiletu,l- Ehadisi'z-Zaifeti ve,l-Mevdua no : 25 et-Tevessul Envauhu ve Ahkamuhu s.115)


    El-Sagani “uydurulmuş” dedi. ( El-Sagani El-Hadis El-Mevzuat sy.7)
    El Acluni Uydurma olduğunu söylemiştir( el-Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ, II, 214.)

    Şeyh Molla Aliyyul Kari ’Zayıftır ama anlamı doğrudur…” (Aliyyul Kari El-Esrar El-Merfuat sy 67-68) der ve şu iki hadisi bu görüşüne delil getirir:

    a. İbn Esakir tarafından nakledilen hadis ”sen olmasaydın dünya yaratılmazdı.” İbni Cevzi bunu nakletti ve şöyle dedi ”uydurulmuştur” (İbni Cevzi El-Mevzuat 1/288) ve Suyuti’de aynı şeyi söylemiştir. (Suyuti El-Laai 1/272)

    b. Deylemi’nin İbn Abbas (r.anhuma)'dan nakledilen bir hadiste :
    ”Ya Muhammed! Sen olmasaydın Bahce (cennet) yaratılmış olmazdı ve Sen olmasaydın ateş (cehennem) yaratılmış olmazdı."
    (Deylemi, Musnedi Firdevs, C.5, sf: 227, Hadis no: 8031)

    El Bâni derki: ”Deylemi’den hadisin sahih olduğunu ortaya koymadan gerçekliğini onaylamak doğru olmaz ki hiç bir alimin bu konu üzerinde durmuş olmasına rastlamış değilim… Deylemi’nin bunu aktaran tek kişi olması benim için bu hadisin zayıf olduğuna inanmak için yeterlidir, dahası Musned’inde (Deylemi, Musned, 1/41/2) rastladığımda zayıf olduğuna inandım.
    (El Elbani; Silsile El-Zayıf, 1/451 no. 282)

    Âlimler ilk hadis için “mevzu olduğunu” söylemişlerdir (el-Leknevi, el-Asaru’l-Merfua; 1/44-45)

    Sağani de bunun mevzu olduğunu bildirmiştir (el-Feteni, Tezkiretu’l-Mevzuat, 1/86)

    İbnu’l-Cevzi, Zehebi de “Sen olmasaydın dünyayı yaratmazdım” manasındaki bir rivayete yer vermiş ve senedindeki bir râvinin yalancı olduğunu ve bunu uydurma olduğunu belirtmişlerdir. (Zehebi, Telhis, 1/86)
    Bu rivayetlerin zayıf olma sebebi; bunların sağlam bir senetle rivayet edilmemesi ve büyük hadis alimlerinin kaynaklarında bunlara yer vermemesi gibi sebeblerdir.

    Hâkim, zikrettiği bir rivayette şu cümlelere de yer vermiştir:
    “Muhammed olmasaydı, Ademi yaratmazdım, Muhammed olmasaydı cenneti de cehennemi de yaratmazdım”
    (Hâkim, 2/671)
    Ancak, Zehebi bu rivayetin mevzu olduğunu belirtmiştir. (Zehebi, Telhis, Hâkim ile birlikte, 2/671)


    Yukarıdaki sözün uydurma olduğuna bir delil de yine başka bir rivâyetten! Akıl sahiblerini çelişkiyi görmeye davet ediyorum :

    Adem (a.s.)’ın Nebî (s.a.v.)’i, kendi yaratılışından sonra cennette iken yer yüzüne inmesinden bilmesidir. Halbuki zayıf, ancak daha iyi bir senedle gelen başka rivayette:
    Adem (a.s.) Hindistana iner ve yanlızlık hisseder, bunun üzerine Cebrâil inerek; Allâhu Ekber, Allâhu Ekber, Eşhedu En Lâ İlâhe İllallâh(iki defa), Eşhedu Enne Muhammeden Rasûlullâh (iki defa) deyip ezan okur. Adem şöyle der: «Muhammed de kim»? Cebrâil: «Peygamberlerden son oğlundur» der.
    İbn Asâkir (1/323/2).

    Râvilerinden Ali b. Behrâm bilinmemekte, diğer bir râvi olan Muhammed b. Abdullâh b. Suleyman aynı şekilde bilinmemektedir.
    Bir önceki rivâyette Âdem (a.s.) daha cennette iken Peygamber (s.a.v.)’i tanıyordu, bu ikinci rivayette ise, Âdem (a.s.) yer yüzüne indiği halde Muhammed (s.a.v.)’i tanımamıştır.
    Menfaatları için birbirinden habersizce Panik halinde hadis peydahlayanların düştüğü bu trajikomik durum tam ibretlik !


    *********************


    Bir üstteki sözün benzeri olan ;

    "Ben gizli bir hazineydim ve ben bilinmeyi diliyordum bundan dolayı ben yaratılmış olanı (insanoğlunu) yarattım sonra kendimi onlara bildirdim ve onlar beni tanıdı”. sözü


    Sehavi (905 , İbni Hacer El-Askalani’nin öğrencisi) dedi ki “İbni Teymiyye derki “İbni Teymiyye der ki: ‘Bu Peygamberin (s.a.v.) hadislerinden değildir ve sahih yada zayıf oluşuna dair bilinen hiç bir isnad yoktur.’ Zerkaşi ve Şeyhimiz (İbni Hacer) onu (bu kararında) desteklemiştir.” (Sehavi, el-Makasıdu’l-hasene, no:. 838)


    Suyûti (911) dedi ki “bunun aslı yoktur” (Suyuti, Durural Muntasar, no: 330)

    El Acluni (1162) dediki “bu söylem genellikle ona itimat eden ve bazı temellerini onun üzerine kuran sufilerde vuku bulur.” (El-Acluni, Keşfu’l-hafa, no. 2016)

    el- Elbani derki “bu hadisin aslı yoktur” (Muhammed Nasiruddin El-Elbani, Silsile El-Zayıf, 1/166)


    "kuntu kenzen mahfiyye" diye başlayan bu gizli hazine uyduruk hadisi de bir benzeri gibi "men arafe nefsehu fe kad arafe rabbehu" yani "kim kendini bilirse rabbini de bilir" rivayeti gibi "gizli kardeşlik" tarafından uydurulmuş bir sözdür. Bu tarz sözleri uydurmanın amacı vahdeti vücüd akidesine sözde islami dayanak hazırlamaktır.
    Buna göre güya Allahu teala gizli bir hazineyken kendisinden bir parçayı yani kainatı yaratıb kendisini açığa vurmuştur. Buna göre kainat Allah'dan sudur etmiştir, doğmuştur.(sudur teorisi)
    Alemlerin rabbini sofilerin bu tarz iftiralarından tenzih ederiz.

    "Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım." (Zariyat 2)
    “Hanginizin daha güzel iş ortaya koyacağını denemek için, ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O azîzdir, gafurdur” (Mulk, 2)