Hiçbir edebi yönü olmayan, klişelerle dolu sığ bir anlatı. Adı geçen hiçbir kişi karaktere dönüşmemiş. Kişiler yüzeysel, diyaloglar yüzeysel-ve laf kalabalığıyla dolu, olaylara bakış açısı yüzeysel. Yazar anlatım tekniginde de basite kaçmış. Fashback ve iç monologlarla baş karaktere derinlik katmak yerine, (her nedense) yaşadığı her şeyi yazıya döken Adam'ın mektuplariyla işin içinden kolayca sıyrılmış. Her diyalog içinde, her mektupta bilgi verme hastalığına tutulmuş bir yazar ve onun tepeden bakan sıkıcı kişileri üzgünüm ama zaman, kötü yazılmış kitaplarla öldürülecek kadar değersiz olmadığı için romanıniza ara veriyorum. Araya nitelikli bir şeyler koyup belki daha sonra devam ederim (gerçekten boş olan zamanlarımda).