"İyileşiyorsun," demesinin bir yalan olduğunu biliyor gibiydi ama bu inanmak istediği bir yalandı. Aksi hâlde, diye düşündü, "Teşekkür ederim," demezdi.
Bazı kitaplar vardır, doğru zamanda karşınıza çıkar. Siz hazır olduğunuzda, size söyleyecekleri vardır. Veronika Ölmek İstiyor benim için tam da böyle bir kitap oldu. Hayatın sıradan akışı içinde bir durup düşünmeme, ‘normal’ dediğimiz kavramı sorgulamama sebep oldu.
Kitapta en çok aklımda yer eden kısımlardan biri, anlatılan kısa bir öykü oldu.
"Çok güçlü bir büyücü, bütün bir ülkeyi yok etmek ister, o ülke halkından herkesin su çektiği bir kuyuya sihirli bir madde atar. Kuyunun suyunu kim içerse delirecektir.
Ertesi sabah, herkes kuyudan su çekip içer, hepsi de delirir. Yalnızca kraliyet ailesi, kendilerine ait özel bir kuyudan su çektiklerinden, sihirbaz da o kuyuyu zehirlemeyi beceremediğinden, delirmezler. Tabii kral çok kaygılanır, halkının sağlığı ve güvenliğini sağlamak için bir dizi emir verir. Ancak polisler ve müfettişler de halkın içtiği sudan içmiş olduklarından, kralın emirlerini saçma bulurlar ve uygulamazlar.
Ülkede yaşayanlar kralın emirlerini duyduklarında onun çıldırdığına inanırlar, hep birlikte şatosunun önünde toplanıp tacını ve tahtını bırakması için gösteriler yaparlar. Umutsuzluk içindeki kral tahtından inmeye hazırlanırken kraliçe ona der ki: ' Gel, biz de o kuyunun suyundan içelim, o zaman biz de onlar gibi oluruz.'
Ve öyle yaparlar: Kral ile kraliçe de cinnet suyunu içip anında saçma sapan konuşmaya başlarlar. Bu durumda halk taşkınlığından pişman olur; öyle ya madem kral bu kadar bilgece konuşuyor, onu alaşağı etmenin bir anlamı yoktur.
Ülkede barış ve huzur yeniden hüküm sürer, bu halk komşularından epeyce farklı bir hayat tarzı benimsemiştir, ama kral ölümüne dek ülkesini yönetebilmiştir."
Paulo Coelho'nun bu metaforu, bana toplumun normal dediği şeylerin aslında çoğu zaman sorgulanmadan kabul edilmiş bir delilik
"Sevildiğin için huzursuz olma, senden bir şey istemiyorum ki. Bırak seni seveyim, bu gece son bir kez daha piyano çalayım, gücüm yeterse tabii. Karşılığında bir tek şey istiyorum senden. Birilerinden son nefesimi vermekte olduğumu duyarsan doğru benim koğuşuma gel, son dileğimi yerine getir."