Sarı Yüz, okurunu “iyi” ve “kötü” kavramları arasında rahatsız edici bir gri alanda bırakıyor. İlk bakışta “kötü” bir karakterin gözünden anlatıldığını düşündüğümüz hikâye, ilerledikçe bu yargıyı sorgulatıyor. Ne Athena’nın ne de June’un davranışlarını tamamen doğru ya da tamamen yanlış olarak nitelendirmek mümkün; hatta okur, zaman zaman kimin neyi hak ettiğine dair net bir sonuca varamıyor.
Bu belirsizlik, romanın en güçlü yönlerinden biri. Karakterlerin ahlaki olarak kaygan zeminde ilerlemesi, hikâyeyi daha gerçekçi ve çarpıcı kılıyor. Anlatım dili sade, kurgusu ise oldukça akıcı; bu sayede kitap bir solukta okunabilecek kadar sürükleyici bir yapıya sahip.