"Mühim olana ulaştıktan sonra, teferruatın ne önemi var?" diyor usta... ışığa dokunduktan sonra hüzmenin ne manası var? Ruha değdikten sonra bedenin ne manası var? Aşka geldikten sonra tebessümün ne manası var? Yandıktan sonra harın ne manası var? Söndükten sonra dumanın ne manası var? Nihayet öldükten sonra yaşamın ne manası var?
Ölümsüzlüğün bir lütuf değil, insanlığın başına gelen en büyük ontolojik felaket olduğunu fısıldayan sarsıcı bir yeraltı distopyası... Yazar, bizi savaşların ve eşitsizliğin küllerinden doğan,
Kendi kitabımı ben özetlemeye kalksam daha iyi özetleyemezdim sanırım. Vermeyi arzuladığı mesajları bu netlikte ve derinlikte içselleştirerek okuduğunuzu görmek büyük şeref
İncilâ Nisâ TÜZÜN, en içten minnetlerimi sunuyorum. Çok çok teşekkürler 🙏
İlk bakışta “ölümsüzlük” fikrini merkezine alan bir bilimkurgu gibi görünüyor. Genetik mühendisliği, telomerler, hücre yenilenmesi, yapay zekâ destekli toplumlar, kaynak krizleri…
Ama sayfalar ilerledikçe anlıyorsunuz ki kitap aslında bilimin ulaştığı noktayı değil, insanlığın ulaşamadığı noktayı anlatıyor.
Tomris Özen, insanoğlu olarak bizlere sınırsız arz edilen her kaynak karşılığında "insanlığımızdan taviz verdiğimiz" aşikar,
Fikir odur ki, ölümsüzlük bu açıdan insana bahşedilecek en yıkıcı sınırsız kaynağa dönüşebilir.