Özgüven:)
Her sözüm gülşen-i ma'naya gönül bezminden 
Gül gibi renkli nerkis gibi mestane gelür

Her sözüm, gönül meclisinden mana bahçesine gül gibi renkli, nergis gibi çakırkeyf olarak gelir.

Nefi-17.yy

CARPE DIEM, Henüz Vakit Varken Gülüm'ü inceledi.
16 Nis 23:28 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · Puan vermedi

Kimi kitaplar okunmaz adeta içilir.
Ictim yavaş yavaş her kelimesinin tadını çıkararak.
Yalnız çarpmıyor da degil hani insanı.
Hafif çakırkeyf oldum son sayfayı çevirmeden.
Zor oldu kapağını kapamak.
Yine de olsun ne büyük zevktir böylesi kitaplarla tanışmak...

#KALEMİMDEN
Çukur ve Şarap etkisi nedir?
Dün gece uzanmışım kumsala güneş çarpar yüzüme.. Sertap ablanın şarkısında ki gibi .. Bende gelmişim okuldan, minibüslerde otobüslerde metrolarda sürünerek, cebimde ki son parayı da harcamışım okulla ev arasında ki ulaşıma.. herneyse geldim huzur dolu evime, Anişkomun kötü yemeklerini yedikten ve şükürler olsun bugünde aç karnımı doyurdum diyerekten, tavuk misali kafamı kaldırdım yukarıya dua ettikten sonra geçtim odama, hem dinleneyim hem de bir şeyler okumak istedim. Sonra salondan bir müzik sesi .. aşina olduğum bir melodi sevdiğim bir parça.. koştura koştura salona girdim. Mehmet Güreli’nin kimse bilmez parçası.. aaaa Çukur dizisinde, bu dizide cidden güzel müzikler çalıyor. Yapımcılar bu işi iyi biliyor. Ahaaaa ne göreyim. Mehmet abinin parçasında geçen ŞARAP kelimesi sansürleniyor. Şimdi güzel abilerim ve ablalarım diziye bakınca Silah ticareti, organ mafyası, uyuşturucu kartelinden tutunda, insan kaçakçılığının olduğu, yasaların hiç birinin tanınmadığı, yasa dışı ilişileri yücelten ve bunu bir haltmış gibi süsleyip püsleyip burnumuza sokan bir dizi. Diyor ki sana. Sen eyyy evinde oturan televizyonun karşısında karnını kaşıyıp salaklaşan halk. Bak hertürlü gayri meşru ilişkileri burada sana meşru gibi gösterebilirim ama ŞARAP kelimesini bile şarkının içinde geçen sansürlerim. Çünkü biz islam toplumuyız ..Alkol haram ama mafya olmak haram değil. İnsan öldürmek haram değil. Silah ticareti yapmak haram değil. Emniyetin içine girmiş mafya uzantıları haram değil. Arabanın üstünde müziği açıp, elinde silahlarla dans eden ( bunlar yeni versiyon mafya bozuntuları) çatışmaya giren adamlar .. haram değil. Lan ne haram bize ... ? ŞARAP haram size.. Sen zaten bu iğrenç dizileri yayınlayarak en büyük şarap etkisi yaratıyorsun bize . Çakırkeyf moduna sokuyorsun bizi.. Gerçeklikten uzaklaştırıyorsun. Seyrettiğimiz herşeyi kendimiz yaşıyormuş gibi zevk aldırıyorsun. İçine güzel müzikler yerleştirip bizi bizden geçiriyorsun, sonrada ŞARAP kelimesini sansürlüyorsun. Bu Ne perhiz, Bu ne lahana turşusu..??? diye sormakta bana düşüyor. !... mıhlanmışım tv nin karşısına ağzımda salyalar akıtarak izlemeye koyulmuşum. Uzun zamandır da izlememişim.. dersler malümünüz.. tv nin karşısında küçük çaplı beyinsel orgazm yaşadıktan sonra.. Kanalları dolaşmaya başladım..ne göreyim biri haber kanalında .. çok değerli devlet büyüğümüz ve sanatçı camiası (???!!!???) Mehmetçik’e moral desteği için bir kışlaya gitmişler.. sazlı sözlü bol fingirdemeli.. botoksları suratlarıyla ekranlara sırıtıyorlar, çibeliyorlar... Yazık ulan İbrahim Tatlıses’e Çin çarpmış ucube gibi anırıyor, Nerden nereye ... Ne oldum demeyeceksin ne olacağım diyeceksin. Kasımpaşa’nın eli maşalı ablası Seda bacıyı.. benim platoniğimin sevgilisi gibi şişirilen balık dudaklarıyla, Sulukulenin boncuğu Sibel Can abla.. ve en önemlisi Yavuz Bingöl .,, savrulmuş ilkelerinden uzaklaşmış., daha doğrusu bir dönemler ekmek yemek için, ilkeli insanların dünya görüşünü suistimal etmiş bir yavşak sırıtıyor ve daha niceleri., En önemlisi Deniz SEK’i de yanlatındaymış. Ulan kadın sen uyuşturucu ticaretinden içerde değilmiydin? Ne işin var bu ülkenin başkomutanının yanında?..!???!?? İç içe geçmiş yalaka ve çıkar üzerine kurulmuş yılkşık cıvık insanlar toplanmışlar pek değerli sayın cumhurbaşkanımızın çevresine.., onu eğlendirmeye çalışıyorlar.. nihayetinde başkomutanımız da insan. Onunda eğlenmeye sazlı sözlü muhabbete ihtiyacı var. Ama niye bu kareler haberlere servis edilmiş.? Üstelik binlerce askerimiz öldü. Ben ölen bir askerin annesi olaydım ve bunları tv kanalında seyrediyor olsaydım bol balgamlı tükürüğü fırlatırdım ekrana...

İzzet Ali, bir alıntı ekledi.
 02 Nis 05:41

Karanfil Sokağı
Tekmil ufuklar kışladı
Dört yön, onaltı rüzgâr
Ve yedi iklim beş kıta
Kar altındadır.
Kavuşmak ilmindeyiz bütün fasıllar
Ray, asfalt, şose, makadam
Benim sarp yolum, patikam
Toros, Anti-toros ve âsi Fırat
Tütün, pamuk, buğday ovaları, çeltikler
Vatanım boylu boyunca
Kar altındadır.
Döğüşenler de var bu havalarda
El, ayak buz kesmiş, yürek cehennem
Ümit, öfkeli ve mahzun
Ümit, sapına kadar namuslu
Dağlara çekilmiş
Kar altındadır.
Şarkılar bilirim çığ tutmuş
Resimler, heykeller, destanlar
Usta ellerin yapısıKolsuz, yarı çıplak VenüsTrans-nonain sokağı
Garcia Lorca'nın mezarı,
Ve gözbebekleri Pierre Curie'nin
Kar altındadır.
Duvarları katı sabır taşından
Kar altındadır varoşlar,
Hasretim nazlıdır Ankara.
Dumanlı havayı kurt sevsin
Asfalttan yürüşün Aralık,
Sevmem, netameli aydır.
Bir başka ama bilemem
Bir kaçıncı bahara kalmıştır vuslat
Kalbim, bu zulümlü sevda,
Kar altındadır.
Gecekondularda hava bulanık puslu
Altındağ gökleri kümülüslü
Ekmeğe, aşka ve ömre
Küfeleriyle hükmeden
Ciğerleri küçük, elleri büyük
Nefesleri yetmez avuçlarına
-İlkokul çağında hepsi-
Kenar çocukları
Kar altındadır.
Hatip Çay'ın öte yüzü ılıman
Bulvarlar çakırkeyf Yenişehir'de
Karanfil Sokağında gün açmış
Hikmetinden sual olunmaz değil
"Mucip sebebin" bilirim
Ve "kâfi delil" ortada...
Karanfil Sokağında bir camlı bahçe
Camlı bahçe içre bir çini saksı
Bir dal süzülür mavide
Al - al bir yangın şarkısı,
Bakmayın saksıda boy verdiğine
Kökü Altındağ'da, İncesu'dadır.

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed ArifHasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif
Halil Korkmaz, bir alıntı ekledi.
26 Mar 12:46 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Karanfil Sokağı
Tekmil ufuklar kışladı
Dört yön, onaltı rüzgar
Ve yedi iklim beş kıta
Kar altındadır.

Kavuşmak ilmindeyiz bütün fasıllar
Ray, asfalt, şose, makadam
Benim sarp yolum, patikam
Toros, Anti-toros ve asi Fırat
Tütün, pamuk, buğday ovaları, çeltikler
Vatanım boylu boyunca
Kar altındadır.

Döğüşenler de var bu havalarda
El, ayak buz kesmiş, yürek cehennem
Ümit, öfkeli ve mahzun
Ümit, sapına kadar namuslu
Dağlara çekilmiş
Kar altındadır.

Şarkılar bilirim çığ tutmuş
Resimler, heykeller, destanlar
Usta ellerin yapısı
Kolsuz, yarı çıplak Venüs
Trans-nonain sokağı
Garcia Lorca'nın mezarı,
Ve gözbebekleri Pierre Curie'nin
Kar altındadır.

Duvarları katı sabır taşından
Kar altındadır varoşlar,
Hasretim nazlıdır Ankara.
Dumanlı havayı kurt sevsin
Asfalttan yürüsün Aralık,
Sevmem, netameli aydır.
Bir başka ama bilemem
Bir kaçıncı bahara kalmıştır vuslat
Kalbim, bu zulümlü sevda,
Kar altındadır.

Gecekondularda hava bulanık puslu
Altındağ gökleri kümülüslü
Ekmeğe, aşka ve ömre
Küfeleriyle hükmeden
Ciğerleri küçük, elleri büyük
Nefesleri yetmez avuçlarına
-İlkokul çağında hepsi-
Kenar çocukları
Kar altındadır.

Hatıp Çay'ın öte yüzü ılıman
Bulvarlar çakırkeyf Yenişehir'de
Karanfil Sokağında gün açmış
Hikmetinden sual olunmaz değil
"Mûcip sebebin" bilirim
Ve "kafi delil" ortada...

Karanfil sokağında bir camlı bahçe
Camlı bahçe içre bir çini saksı
Bir dal süzülür mavide
Al - al bir yangın şarkısı,
Bakmayın saksıda boy verdiğine
Kökü Altındağ'da, İncesu'dadır.

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 7 - Cem Yayınları)Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 7 - Cem Yayınları)
ÖMER CAN KOÇ, bir alıntı ekledi.
20 Mar 22:59 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Saf kültür mayası ilk olarak bira yaparken ortaya çıkan köpüklerden alında ve agar tabağı veya mikroskop gibi aletler kullanılarak izole edildi. Yani kendinizi bir daha çakırkeyf hissettiğinizde bilin ki , beyniniz tek hücreli mantarların dışkıları tarafından zehirlendi ve hafifçe zarar gördü. Şerefe!

Uygarlığı Yeniden Nasıl Kurarız?, Lewis Dartnell (Sayfa 86 - koç  üniversitesi yayınları)Uygarlığı Yeniden Nasıl Kurarız?, Lewis Dartnell (Sayfa 86 - koç üniversitesi yayınları)

Witcher 3
Witcher 3 diye bir oyun oynamıştım. Oyunda canavar avcısı gibi bir şeysin, eski sevgilin Yennefer ile taht kavgası yaşanan Skellige diye bir adaya gidiyorsun, orada entrikalar falan çeviriyorsun. İlk gittiğinde Yennefer seni insanlarla tanıştırmaya götürüyor, "Bak Geralt çok içme, işimiz var, buranın laboratuvarından bişey çalıcaz, konuşmamız lazım bokunu çıkarma yine" diye uyarıyor. İçip içmeme seçeneğini de sana bırakıyor oyun. Gittik Yennefer'le işte. Orta çağ orta çağ mekanlar. Millet oturmuş, kederli kederli yine donacaz bu kış allah kahretsin diye içiyor. Bizim oturduğumuz masada da taht varisleri var, kim çıkacak tahta, onu konuşuyorlar. Ama nasıl geyikler, varis kızın kuzeni falan var, ya kızım iyi diyon tahta çıkacam diyon ama geçen at koşturduğumuzda yok ben gelemem aman kişner korkarım konuşuyordun zehe zehe diye abanıyor içkiye. Kız şahlanıyor getirin! beygirimi getirin bana! gibi çıkışlar yapıyor, o da çakırkeyf. Biz mal gibi dinliyoruz neyse biri içki veriyor. Yennefer'e bakıyorum. O da yok yahu, biz kalkalım şimdi çok oturduk diye bana bakıyor. Öbür kuzen kendinden geçmiş oradan, yaaahu üstad fasıl değil mi bu! , alınız efendim lütfen vallahi gönlüm kalır diye uzatıyor. Kız da benim üstüme gelmeye başlayınca, yarışırım! cadı avcısıyla da at yarışırım! kalk lan at yarışıcaz! diye, dayanamadım diktim ekmekli şarabı kafaya. Nasıl acı nasıl acı. Bıraktılar sonunda kalktık gidiyoruz derken, Yennefer beni iki derebeyi midir nedir, onlarla tanıştırmaya götürdü. Bir yandan da bıyık altından, yaa Geralt yapacağın işe senin oldu mu şimdi şu yaptığın, içme demedim mi hayvan herif gibi şeyler diyor. Derebeyleri de aralarında kavga ediyorlar. Biri diyor o arazi benim, öbürü diyor seni döverim. Adam delleniyor nee beni mi döversiin sen kimsin ulan bu ne cüret, diğeri seni de döverim, babanı da döverim, aha şu cadı avcısını da döverim kimse bana laf edemez diye çıkışınca canıma tak etti. Kafa göz giriştim herife, ağzını yüzünü dağıttım. Yennefer çığlığı bastı orada "Allah belanı versin boyun posun devrilsin" vesaire. Öbür derebeyi de coştu. Vur Geralt! Bacağını kır Geralt! diye gazı veriyor. Neyse ayırdı Yennefer, kolumdan çekti götürdü. İçirdikleri biraz ağır gelmiş olacak, böyle iğrenç bir sarhoşluk almış beni. Ya yenerrr yeneffer canım benim ne alakası var eppekli şarağı biraz kaçtıı ama galiba derken dayak attığım vali midir nedir, kapmış iki bardak gelmiş, Geraltçığım kusura bakma az buz kendimizi kaybettik gel şu simitli votkaları içelim, kavga etmeyelim yaşımız başımız falan, konuşuyor. Yennefer'e dedim bak kaymakam efendinin ikramı çevrilmez ehe ehe diye, fondip yaptım bardağı. Döndüm Yennefer'e FONDİFONDİ diye bağırıp, kahkahayı koyuverdim. O da güler diye düşünüyordum ama gülmedi, sonra kaymakam gitti mi ne oldu, pek yok bende. Laboratuvarda, yahu salla gitsin yenefer İSPİRTO DA İÇİLİR MAZOT DA İÇİLİR SİKELİGEYE GELDİK O KADAR şeklinde atraksiyonlara girip sızmışım. Ertesi gün uyandığımda Yennefer bana hiçbir şey söylemeden çekmiş gitmiş, kafam kazan gibi. Kalktım bir sürahi su içtim, çıktım laboratuvardan. Dışarısı buzz, buzz. Bakkal falan da yok zaten. Ben de ne yapayım sarayın yolunu tuttum, geçen geceki kuzeni bulayım da bir dal sigara otlanayım dedim. Tanımamazlıktan geldi it oğlu it.

Belki de sebebiydi bu sabahlara hayran oluşumun çakırkeyf bakışları. Gözlerini araladıkça benliğimi döküyordum sonuçta. Günaydınlar bile ayrı havalı. Perdenin arkasında başka yüz yok. Onun kokusuna bile binlerce günaydın. Bulutlu ama masmavi. Kelimeleri seçkin. Beklerim der gibi.

Baymayan Ot
Görmeye hâcet var mı gerçekten bedenin içini? Tabip gerekecek kadar düşmüş sanki yerlere!..Bu "Ah! Vah!" neden? Gangren olmuş ciğerin hâlâ nasıl kabul ediyor aslan sütünü?! Doy(a)madın! Çakırkeyf olmak değil dirayet lazım sana, biraz adam/havva olman gerek cins-i hayvanattan bozman için. Mandaya kem sözdür bu ; söz çift tırnaklılardan dışarı. Sürç-ü lisan ettiysek affola cancağızlarım.